18; Oyun Gecesi

141 15 36
                                    

Su savaşlarımız hepimizin yorgunluktan bayılarak eve dönmesiyle bitmişti. Anıl Sanlı'yla bize misafir odasını vermişti. Eve daldığımız gibi duş alıp hemen yatağa girmiştim ve saatlerce uyumuştum. Akşama doğru saçım başım birbirine girmiş şekilde uyandığımda Sanlı yanımda telefonuyla uğraşıyordu.

'Ne var bu telefonda bu kadar?' Uykulu sesimle sorduğumda telefonu bırakıp bana dönerek yanağımdan öptü.

'Zaman öldürüyordum. Güneş'im uyanana kadar.' Gülümseyerek yumuşamıştım hemen.

'Bizimkiler nerede?'

'Galiba bizi bıraktılar. Ev boş.' Sera beni satmak için bugünü beklemiş gibi anında ortadan kaybolmuş. Çok ayıp. Sanlı çatık kaşlarımı parmaklarıyla düzeltip göz kapaklarıma bir öpücük kondurdu. 'Acıktım. Dışarı çıkalım.' Başımı sallayıp gerinerek yataktan kendimi attım. Bavulumdan beyaz-mavi elbisemi alıp banyoya geçerek giyindim ve odaya döndüm. Sanlı çoktan aşağı inmişti ben de parlatıcımı sürerek çantamı alarak aşağı indim. Kapının yanında beyaz tişört siyah şort kombiniyle beni bekleyen sevgilime gülerek elini tuttum.

'Gerek var mıydı bu kadar güzel olmana?'

'Cıvıma Sanlı.' Yanağımdan öptüğünde dışarı çıkarak güzel havayı içimize çektik. Yollar boştu. Caddeye gitmek için beş dakika yürümek yetiyordu. Buranın en güzel yanı her yere yürüyerek ulaşmak olabilir. Caddeye vardığımızda açlıktan bayılmamak için ilk bulduğumuz yere çöküp hiç konuşmadan yemeğimizi yemiş, çaylarımızı içiyorduk.

Sanlı boğazını temizleyerek gözlerini benimkilere sabitledi. 'Yani annen hakim.' Sormaya çalıştığı şeyi anlamıştım.

'Evet ama korkmana gerek yok. Otoriter bir kadındır ama hayatıma karışmaz.' Ona yalan söylemek beni ne kadar rahatsız etse de şu aşamada doğruyu öğrenmesine gerek yoktu. Annem yediğim içtiğimden, giydiğime, arkadaşlarıma her şeyime karışırdı, daha doğrusu yönetirdi. Bu durum ben üniversite sınavından çıkıp hukuk okumayacağım diye noktayı koyana kadar devam etmişti. Büyük kavgalar etmiştik, ben evden taşınmıştım. Sonra tek çocuk olmanın durumuyla benimle barışmıştı. Yönetemese de yine de seçimlerime burun kıvırmaya devam ediyordu. Babamsa asla ortada olmazdı, o yüzden kolaydı.

Sigara paketiyle bakışırken sordu. 'Niye aramış?'

'Doğum gününe çağrıldım.' Benim de gözlerim onun paketine gözlerim daldı. 'İçebilir miyim?' Sorduğum soruyla yeşil gözleri kocaman olmuş bana baktığında gülümsedim. 'Bir kere denemiştim. Korkma bebek değilim.' Paketten çıkarttığı dalı bana uzattı. Ben de dudaklarımın arasına alıp yakarak içime çektim. O da sigarasını içerken hareketlerimi dikkatle izliyordu.

'Doğum gününe yalnız mı gideceksin?'

'Büyük ihtimalle. Sera annemden korkuyor, Rüya zaten kasvetli hiçbir ortama giremez Disney prensesleri gibi bayılır.' Gülerek sigaramdan halka yapmaya çalıştım ve beceremedim.

'Ben gelirim istersen.' Şaşırmıştım. Ailemle tanışmak isteyeceği kadar ileri seviyede olduğumuzu düşünmüyordum. Özellikle onun karakterinde biri için beklenmedik bir hareketti. Annemin Sanlı'ya atacağı yargılayıcı bakışları gözümün önüne geldiğinde kafamı salladım.

'Yok. Yani isterim ben ama annemle tanışmak istiyor musun ki?' Saçmalamalarıma gülerek elimi tuttu.

'Sen istersen gelirim Güneş. Kasılırsan da seni kaçıracak adam olurum.' Beni aşktan bayıltmak istediğini düşünmeye başlamıştım. Gülümseyerek onayladım ne kaybedebilirim ki?

Serseri / Sanlı AkgünHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin