Sanlı arabadan inen Kerem'in tam burnunun üzerine yumruğunu geçirdiğinde korkuyla bağırıp arabanın yanında yere çöktüm. Şiddet hiç şahit olmadığım bir şeydi ve asla hoşuma gitmezdi. Zaten korkak olmam da ayrı mevzuydu. Arada Sera'yı pataklamakla tehdit de etsem tek yaptığım lafımla pataklamak olurdu. Annem gibi. Sanlı tek yumruktan sonra vurmayı bırakmıştı ama Kerem yerden kalkmıyordu. Ben de arabanın diğer köşesinden saklanarak onlara bakıyordum.
Kerem burnundan akan kanı elinin tersiyle silerek tükürürcesine konuştu. 'İstediğin kadar sinirlen. Ben onu senin gibi kırmam bunu ikimiz de biliyoruz. Yüz kere aynı şeyleri konuşmaya gerek yok.' Daha önce konuşmuşlar mıydı? Vücudumda ki bütün alkol bir anda yok olmuştu.
Sanlı sinirle gülerek Kerem'in üstüne eğildi. 'Gereksiz konuşuyorsun. Güneş beni sevdikten sonra sana hiçbir şey düşmez çok iyi biliyorsun bunu.'
'Biliyorum zaten o yüzden hatırlamayacağı için öptüm.' Pişkince konuşarak yerden kalktı ve üzerini silkeledi. Sanlı yumruğunu sıkıyordu.
Daha fazlasına şahit olmak istemediğim için saklandığım yerden kalkmaya çalıştım ama başarılı olamayarak arabaya çarparak sendeledim. İkisi de susmuştu, büyük ihtimalle bana bakıyordu ama ben ikisine de bakmak istemiyordum. Arabaya tutunarak doğrulduğumda eve gitmek için adım atıyordum ama ilerleyemiyordum. O sırada Kerem hiçbir şey demeden arabaya binip hızla uzaklaştı. Bomboş sokakta Sanlı'yla ikimiz kalmıştık ama yanıma yaklaşmıyordu, ben de gidemiyordum zaten.
'Ben öpmedim onu.' Bana da sinirlenmesini istemiyordum. Yavaş adımlarla yanıma gelip belimden tutarak beni eve yönlendirdiğinde hala suratına bakmıyordum. Sinirli yanını hiç görmemiştim. Eskiden annem çok sinirlendiğinde sadece sesini yükseltirdi o da herkesin kaçması için yeterli olurdu, babam da zaten sinir denen hiçbir şey yoktu. Ne büyüdüğüm ev ne çevremde agresif kimse yoktu. O yüzden bu öpücük olayında bana kızıp kızmayacağını asla kestiremiyordum.
Eve çıktığımızda çantamdan anahtarımı alıp kapıyı açarak sessizce içeri girmiştik. Işıklar kapalıydı, zaten saat de geç olmuştu Sera uyumuştur. Beni odama götürdüğünde kendimi yatağa bırakmam bir oldu. İç çekerek bir şeyler mırıldandığını duydum ama tepki verebilecek kadar iyi hissetmiyordum. Üzerime eğilip gömleğimin düğmelerini dikkatle çözüp üzerimden sıyırdığında titredim. Dolabımdan büyük ihtimalle ilk bulduğu şeyi üzerime geçirdi ve eteğimi de çıkartıp yanıma uzandı. Ona dönerek sarıldığımda sarılışıma karşılık verip başımdan öptü.
Sabah Sanlı'nın kollarının arasında uyandığımda gülümseyerek esnedim. O sırada dün gece aklıma gelirken korkuyla geri çekilerek yataktan yuvarlanarak yere yapıştım. Sanlı da hızla yerinden kalkıp endişeyle bana bakarken Sera ve Anıl koşarak odaya daldı.
'Kızı yataktan mı attın Sanlı?' Anıl uykulu gözlerini ovuştururken Sera yerinde duramıyordu.
'Çişim geldi eğer iyiysen bay bay aşko.' Yerinde duramamasının nedeni buymuş demek ki.
Yerimden yavaşça kalkıp ayakta uyumakta olan Anıl'ı odadan hafifçe ittirirken konuştum. 'İyiyim Anıl, kendim düştüm. Hadi uyu sen.' Anıl kafasını sallayıp yanağımdan öpüp gözlerini kapatarak Sera'nın odasına ilerledi. Ben de kapıyı kapatıp arkamı dönerek kapıya yaslandım. Sanlı yatağa oturmuş tepkisizce bana bakıyordu.
'Düştüm.'
'Fark ettim.' Elini uzatıp yanına gitmem için beni çağırdığında elini tutup dizinde ki yerimi aldım. Elimi bırakmadan okşadığında yüzümü dikkatle inceliyordu. Şu an kendisini öpmek için nasıl içim gidiyordu bir bilse.
'Dün.' Derin bir nefes alarak devam etti. 'Kendimi kaybettim Güneş. Seni korkuttuysam özür dilerim.' Boynumdan öperek başını omzuma yasladı.
'Daha önce böyle bir konuda konuştuğunuzu bana neden söylemedin?' Of çekerek omzumu öptü. Kafamı karıştırıyordu.
'Çünkü birlikte değildik seni kıskanmaya hakkım yoktu. Ama çok korktum Güneş.' Kafasına sarılarak onu kendime bastırdım.
'Ben senden hiç gitmedim ki Sanlı.' Söylediğim şeyle kafasını kaldırıp gözlerimizi birleştirdiğinde dayanamayarak dudaklarına yapıştım. Belimden hızla tutarak beni dizine bastırmaya başladığında birbirimizi hırsla öpüyorduk.
Belimde ki elleri sertleşirken öpüşü de aynı oranda hızlanarak dillerimiz birbirini bulmuştu. Kucağında hareketlendiğimde resmen hırlayarak inledi. Bacaklarımı aralayıp onun iki yanına koyarak kucağında ki yerimi sabitlerken dudaklarımızı ayırmadım. İki eliyle belimi okşarken beni kendine bastırıyordu. Kasıklarımda ki sızıyı görmezden gelmeye çalışarak dudaklarımızı ayırdığımda mız mızlanarak belimden tutup kendine çekmeye çalıştı.
Dudaklarımın üzerinde istekle fısıldadı. 'Yapma, yapma.' Belimi okşamaya devam ediyordu. Ne kadar istesem de hem onunla olmaktan korkuyordum hem de Sera'yla Anıl ikilisine yakalanmak istediğim son şey bile değildi.
Onunla olduğumuz ilk gece beni terk etmişti. Aklıma geldikçe hala canım yanıyordu gerçek olmasa bile. O yüzden de korkuyordum. Bir nevi travma olmuştu bende bu olay.
Dudağının kenarına bir öpücük daha kondurup yavaşça ellerinin arasından sıyrılarak ayağa kalktım. Kafasını arkaya atarak sıkıntıyla nefesini verdi. Devam etmek için canını verebilecek durumdaydı zaten fiziksel olarak da belli ediyordu.
Üzerimdekini çıkartıp hızla yeşil bir kazakla taytımı giydiğimde yatakta ki oturuşunu hiç bozmadan beni izlemişti. Dolabımda ki aynadan çok net görebildiğim adem elması iki üç kere hareketlendiğinde istekle yutkunması yüzünden sırıttım.
'Kusura bakma yakışıklı.' Yanına gidip saçlarını karıştırarak onunla alay ettiğimde bileğimden tutup beni yatağa çekmişti. Kendimi bir anda onun altında bulmamla nefesim kesilerek üstümde ki yeşil gözlere şehvetle baktım.
'Sen böyle güzel bakarsan ben duramam ki.' Boynuma eğilip öpmeye başladığında göğsüne koyup itmeye çalıştığım ellerimi bileklerimden tutup başımın üzerine sabitleyerek yatağa bastırdı. İnlememek için dudaklarıma dişlerimi geçirdiğimde öpücükleri boynumdan göğsüme doğru yol almaya başlamıştı bile.
'Sanlı duralım. Durmamız lazım.' Zar zor konuştuğumda beni takmayarak kazağımı çenesiyle iterek göğsüme yol yapmaya başladı öpücükleriyle. Dizimi kırıp erkekliğine sürttüğümde boğukça ve yüksek sesle inledi.
'Gerçekten böyle mi durmamı istiyorsun?' Sırıtarak kafasını kaldırıp gözlerime baktığında koyulaşan yeşilleri tarafından hapsolmuştum. Konuşamayacak halde dudaklarım aralık gözlerine bakmaya devam ederek gülümseyerek yanağımdan öptü ve yavaşça ellerimi bırakıp kendi kazağının eteklerinden tutarak hızlıca çıkarttı. Hafif kaslı vücudu beni büyülerken elimi göğsünde gezdirmeme izin verdi.
Boynunda ki zincir kolyeyi sıkıca tutarak onu kolyesinden kendime çektiğimde sesli bir şekilde güldü. O sırada açılan kapı yüzünden ikimiz de endişeyle kapıya döndüğümüzde karnını tutan Sera'yla karşılaştık.
'Bölmek zorundaydım. Çünkü yeğeneniniz acıktı. Yemek yiyelim sonra devam edin.' Sinirle kafamın altında ki yastığı ona fırlattığımda 'Anıl beni dövüyorlar' Diye bağırarak odadan çoktan kaçmıştı.
Sanlı bıkkınlıkla başını göğsümün üstüne bırakıp ofladı. 'Anıl ve bu bücür ne zaman evlenecek?' Gülerek saçlarını okşadım.
'Biz bir şeyler yapmazsak evlenmeyecekler galiba.'
Başını kaldırıp çenemden öptü. 'Yaparız güzelim o iş bende merak etme.'
