YAŞAM

466 10 0
                                        

İlk defa inandığım şey gerçekleşti. O beklediğim günlerin ardından istediğim cevaba ulaşacaktım şimdi. Peki asıl ulaşmak istediğim şey neydi?
Yusuf kızın uyandığını söylediği an içime rahatlık geldi asla gelmeyen o rahatlık küçük bir kızın gözlerini açmasından kaynaklı mı olmuştu? Ne tür bir şeyin içine düştüğümü bilmiyorum bilmek istiyor muyum onu bile bilmiyorum. Kararım netti bitecekti son verecektim buna kız gidecekti. Onun odasına doğru adımlarken kafamda bir çok şey geçiriyordum. Asla yapmam normalde ama herkes hata yapabilir değil mi? Benimde hatam bu olsun bakalım. Yusuf kızın tamamen konuşacak durumda olduğunu söylediği için yanına gidiyorum yoksa gecesinde beni odanın önüne bile almadı. "Zorlarsın kızı abi bırak sabah tamamen kendine gelmiş olur." Demişti ve bende biraz daha sabır göstermiştim. Çok az kaldı ve evet geldim. İçeri girdim. Hastanenin yoğun kokusu Ah bu kokudan nefret ediyorum! Bu koku sevmediğim insanları gözümün önüne getiriyor tabii ardından sevdiğim insanları da. Sevdiğim insanlar böyle kokuyordu. Hastane kokuyordu. Ve ben sevdiğim insanların bu kokusunu hissetmek istemiyordum. Sevdiğim insan var mıydı benim? Kendime içimden güldüm bu dediğime güldüm. Perdeler kapalı yatakta uzanıyor kafası sağa çevrili geldiğimi anlamıştır mutlaka. Ona bakmadan cama ilerledim ve perdeleri açtım. Gözü ışık alınca kısıldı ve eliyle gözünü kapatmaya çalıştı. Işık alan o gözleri. Rengine kullanacak imge bulamadım ne kadar güzel sonbahar tonu gibi ama sadece kahve olanından. Oda çok havasız kıza da işkence olmaması adına camı açtım. İçini okumuşum gibi davrandı bana. Yüzü güldü. Yüzü evet solmuş bembeyaz kesilmiş sanırım bu günler içinde kilo vermiş olsa gerek yüzü çökmüş göz altı morlukları bile var artık. Camın önüne yaslandım ve bir sigara yaktım. Arkam ona dönük beni izliyor farkındayım bende sırf ona bakmamak için döndüm arkamı. Sigaramı içerken kıpırdanma sesine döndüm. Yatağının yanında ki küçük dolaptan su almaya çalışıyor. Alamadı çünkü bir kolunu kullanamıyor. Sanırım kullanamadığı koluda en çok kullandığı kolu. Benden yardım isteyebilirdi ama fazla mı gururlu? Yoksa keyfimi mi bozmak istemiyor? Uğraşı komikti aslında küçük bir kız çocuğu gibi. Ona daha fazla işkence etmeyip yavaşça adımladım. Geldiğimi gördüğü halde çabasından vazgeçmedi ve ona iyilik yapıp küçük plastik su bardağına ben uzandım ve onun bir türlü ulaşamadığı avucuna açıp koydum. Elleri titriyor yine. Heyecandan mı? Korkudan mı? Çok susamış olmalı anında bitirdi. Belki açtır bile sormalı mıyım? Yusufla konuşurum bunu. Az önce durduğum yere geri döndüm camın önüne yine arkamı döndüm ve bir sigara daha yaktım. Ona su vermek için sigaramı atmıştım. Bir kaç saniye sonra sesini duydum. "Bir tane de bana verir misin?" Sesi ne kadar cılızdı öyle güçlükle konuştu sanki yeni konuşmayı öğreniyor gibi. Omzumun üstünden ona baktım gözleri direkt gözümün içine ok gibi saplanmıştı. Yavaşça ona döndüm ve kafamı salladım aşağı yukarı. Yanlış mı yapıyorum doğru mu bilmiyorum ama sigara verecektim. Yine kıpırdamaya başladı sanırım doğrulmak istiyordu kalkmak istiyordu. Ona doğru yaklaştım ve ciddi anlamda ben şuan kıza yardım etmeye çalışıyordum. Yatakta oturur pozisyona geldi. "Camın önünde içmek istiyorum dedi." Yine kafamı salladım. Konuşmayı unuttum amınakoyayım konuşamıyorum! Bir eli yataktan destek alarak kalkmaya çalıştı ama geri düştü. Gözleri doldu. Noldu yine ? Noldu amınakoyayım neler oluyor? Ayaklarına baktı. Ayakları? Evet ayakları yara canı acımış olmalı. Oturup kaldı öylece bende cebimden sigara çıkarıp uzattım çakmakla beraber. Avucuna koydu kafasını iki yana salladı ve birden ayaklandı. Tam iki adım attı diye yüzünde gülümseme oluşurken sarsıldı düşecekti. Salise kadar fark ile kollarımı uzatıp orada yakaladım onu. Sağ kolumla bedenini tutarken sol kolumu bacaklarının altından geçirip kucakladım. Gözlerini sımsıkı yummuş. Düşeceğine öyle inanmış ki tutacağımı aklından bile geçirmemiş. Gözlerinden yaş akıyor evet canı çok acıyor. Kucağımdaydı. Ee şimdi ne yapacağım? Ben bunu düşünürken onun sesini duydum yine "Sigarayı içebilir miyim?" Bu şekilde mi içecek yani kollarımın arasında mı? Hiçbir şey demedim. Gözümün içine bakıyordu kaşlarını çatmış. Gözlerinin içini şuan görüyorum kan çanağı olmuş ama renginde tek bir şey görüyorum. Kendi yansımamı.
Kendi yansımamı.
Dilim tutulmuş gibi. Beni tanıyan insanlar bu halimi görse benim beynimin ele geçirildiğini falan düşünürdü. Şuan bende öyle düşünüyorum. Kollarımda rahat içemeyeceği için onu yatağa geri indirdim. Üzüldü bakışından belliydi. Ama daha iyi bir şey yaptım onun için. Odanın kenarında duran koltuğu camın önüne iteledim tekrar yatağa uzanıp kızı kucağıma aldım ve yavaşça camın önünde ki tekli koltuğa bıraktım. Yine gözümün içine baktı bu sefer parladı gözü gördüm. Bunu yapacağımı beklemiyordu. Siktir! Ben bile. Titreyen elleriyle sigarasını yaktı ve içine öyle bir çekti ki benim aldığım nefesi bile sınırlı bıraktı. Sol kolunu kullanamıyor bir sürede kullanamaz zaten çünkü çok derin bir şekilde kesmiş damarları zarar görmüş. Kanı durdurmak için çok uğraşmışlar. Ayakları için diyecek söz yok paramparça olmuş. Bir çok sayıda cam parçası çıkarmışlar ayaklarından. Etini kesmiş ve içine batmış şuan sızlıyor olmalı. Sağ eliyle sigarasını içmeye devam ediyordu. Nasıl hiçbir şey olmamış gibi davranıyor? Ne zaman konuşmayı düşünüyor? Ben bunları düşünürken yine sesini duydum. "Teşekkür ederim hem hayatım için hem bunun için. Beni kurtarmasaydınız daha çok teşekkürüm olacaktı fakat nankörlük edemem. Tekrar teşekkür ederim." Dedi. Ne demek kurtarmasaydınız? Kahretsin senin derdin ne? Benim derdim ne? Ben bunları neden içimden konuşup soruyorum ki? Sessizliğimi bozdum ve o soğukkanlı tavrımla "Neden bizi uğraştırdın o zaman?" Diye sordum. Afalladı ani bir hareketle bana döndü. Bir şey söyleyecek gibi oldu ama izin vermedim. "Kurtulmak istemediğini söyledin istersen şimdi şuan işini bitirebilirim." Dedim. Niye dedim kahretsin böyle bir şeyi neden söyledim? "Bazen en kolay yol budur. Sana görede öyle." dedi. Tam ben konuşacağım sırada "Sende kolay olanı seçip öldürüyorsun yanılıyor muyum?" dedi. "Doğru." Dedim sadece bunu söyledim. Akıllı kızdı ve doğruyu söylüyordu ilk defa bu doğruyu bir kadının ağzından duydum. Doğru evet yine doğru çünkü kendimden başlayıp herkesi öldürdüm sevmediğim insanları bana yanlış yapan herkesi öldürdüm. Kendimi ise yaşarken öldürdüm. Bu acımasızlık mı? Hayır hiç sanmıyorum asıl acımasız olan şey bundan başka yolumun olmaması. "Sana kolay gelmeyecek küçük kız ölmek sandığından basit bir durumdur anlamazsın bile asıl denklem yaşamaya çalışmak. Şimdi soruyorum sana yaşayarak ölmek mi istiyorsun yoksa ölmeye çalışarak yaşamayı mı?" İlk defa böyle uzun cümle kurdum. Sorum onu şaşırttı gözlerime baktı kahretsin bakma işte şöyle. Onunla napacağımı bilmiyorum küçük bir kız çocuğu gibi ve ben bakıcı. Çocuk bakıcısı. Sadece izin verdim yaşamasına benim gibi birinin adı yeterince gazete manşetlerine düştü ve bu kız yüzünden. Şuan ona bakıcılık yapıyorum. Neyden kaynaklı annemden mi? Anneme de böyle bakardım. Annemde yürüyemediği zaman onu kucaklardım su içirirdim. O kız annemi anımsattı. Anne şuan burada olsaydın bu hâlimi görseydin saatlerce gülerdin ve eminim şuan bile gülüyorsun. Kötü bir adam değilim anne aksine istemsizce merhametli bir hale büründüm. Sence bu güzel bir şey mi ? Kız hiçbir şey söylemedi durdu sigarasını içmeye devam etti bitirdi ve camdan attı. Öylece oturdu. Artık sıkıntıdan delirmek üzereyim. Konuşmadığını anladığım için odadan çıkmak istedim. Çıkarken camın kenarında ki mermer yere sigara paketini ve çakmağı bıraktım gözümün içine baktı ve kafasını geri çevirdi sonra hiçbir şey demeden odadan çıktım. Kafamı koparmak istiyorum benim burada ne işim var? Ben ne yapıyorum benim derdim ne ? Kendimden nefret ediyorum. Beni bu şekil sorguya düşüren her şeyden nefret ediyorum. İçimde ki o annesinin biricik oğlu haline dönüyordum. Bastırmaya çalıştığım o oğlanı. Ben Aras Ovanlı. Adını bütün dünyaya duyurmuş OVANLI HOLDİNGLER'in sahibi ve başarılı iş adamı. Herkes beni tanıyordu. Şuan bu hissettiğim annesinin dizinin dibinde oturup onu öpen bir çocuk gibi. Bu hastaneden çıktıktan sonra bir daha asla bunları düşünmeyeceğim kendime söz veriyorum ve ben söz verirsem tutarım. Ucunda ölüm olsa bile ..

SİYAH SATIR (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin