Manjirou saç kurutma makinesini kapattı. Hava çok soğuktu. Binanın içi sıcaktı tabi. Takemichi camdan dışarı baktığında karın yağdığını gördü.
Manjirou gülümsedi ve camın önüne gelip karı izledi.
"Noeli hatırlıyor musun?"
"Hatırlıyorum. Hakkai nin geleceği kötü yere gitmesin diye yırtmıştım kendimi. En azından o kötü bir yola düşmedi."
"O gün çok kötü dayak yemiştin. Senin o yaralı yüzüne baktıkça daha erken gelemedim diye kendimi suçlamıştım."
"Biliyorum sonra evime gelip göğüsümde ağlaya ağlaya özür dilemiştin."
Manjirou kıkırdadı. Uzun zamandan beri ilk defa gülüyordu.
"Bende seni teselli etmiştim. Senin suçun olmadığını sana bin defa anlatmışımdır."
"O kadar çok ağlamıştım ki seni dinleyememiştim."
Takemichi ses çıkarmadı. Düşündü Manjirou için o kadar uğraştı ki Manjirou nun geleceği güzel bir yola girsin diye çok uğraşmıştı. Şimdi neden böyle olmuştu ki?
Kapının tıklanma sesi ile Manjirou gir demişti. Koko elinde bir tepsiyle içeri girdi. Saçları yamuk yumuk bir örgülüydü. Manjirou, Koko nun saçlarına anlamaz gözlerle bakarken Takemichi ise dayanamamış ve kahkaha atmıştı.
Koko tepsiyi sinirle masaya koydu ve baş parmağını Takemichi ye doğrulttu.
"Senin kızın tam bir canavar! Tek benim saçım değil bütün herkesin saçı böyle! Dışardaki korumaların kafasında pembe toka var! Tanrım saçı olmayan insanların kafasına pembe sim döküyor kızın!"
Takemichi kendini durduramıyor ve sadece gülüyordu. Manjirou ise Takemichi nin gülüşünü dinliyor, onun hareketlerini izliyordu.
"İzana pembe tokaları çıkardı diye İzana nın saçını yoldu! Bütün çete şuan Tenka nın etrafında ona hizmet ediyor! İstediklerini yapmadıkları zamanda pembe simle tehtid ediyor! Sanzu nun katanasını kaldırmaya çalıştı ve ağırlığına dayanamadığı için yere düştü, bu yüzden de Sanzu ya kızdı. Bu neden bu kadar ağır diye!"
"İşte benim kızım!"
Koko da istemsizce kıkırdadı. Şuan çok komik göründüğünün farkındaydı. Bütün üyeler böyleydi. Hatta korumalar bile....
"Oğullarım ne yapıyor?"
"Tenka nın emirlerine uymazsak bize olacak kötü şeyleri söyleyip bizi uyarıyorlar işte ne yapsınlar."
"Koko onlara iyi olduğumu ve biraz daha dinlenip onların yanına geleceğimi de söyler misin lütfen?"
"Söylerim tabi."
"Yemeklerini aksatmayın lütfen yemek yemeleri gerekiyor."
"Peki en sevdikleri yemek neler?"
"Kaichirou ton balıklı onigiri seviyor, Maichirou da rağmen seviyor. Tenka maalesef ki yemek konusunda biraz seçici yemekten sonra çikolata vereceğini söylersen yemeğini yer ama yemekten sonra çikolatasını vermezsen yaşama ihtimalini azaltabilir haberin olsun. Tenka içinde onigiri olabilir."
"Tamam merak etme bu iş bizde. Sende yemeğini ye lütfen."
"Teşekkür ederim."
Koko, Takemichi ye al sallayıp odadan çıktı. Manjirou tepsiyi eline aldı ve Takemichi nin yattığı yatağa oturdu. Tepsiyi kucağına koydu. Miso çorbası vardı. Çorba nerden baksan sıcaktı.
Manjirou kaşıkla çorbayı biraz karıştırdı ve kaşığı çorbaya daldırıp, kaşığı Takemichi nin ağzına götürdü.
"Kendim yiyebilirim."
"Yatakta bile uyumak için zar zor dönüyorsun onu da aralıklı olarak yapıyorsun. Her iddasına varırım ki 3. Kaşıktan sonra yorulacaksın."
Manjirou haklıydı. O yüzden Takemichi sesini çıkarmadı ve ağzını açtı. Miso çorbası ağzını biraz yakmıştı.
Manjirou bunu anladı ve kaşağı 2. Kere çorbaya daldırdı. Kaşağı biraz yukarı kaldırıp içindeki çorbayı üflemeye başladı. Çorbanın soğudunu düşündükten sonra kaşığı Takemichi nin ağzına yeniden götürdü.
•••••••••••••••••••
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Freak
FanfictionManjirou, Takemichi yi cezalandırmıştı. Manjirou resmen Takemichi nin hayatını berbat etmeye yeminli gibiydi. Papa kitabı gibidir ama komik değildir. Olumsuz her şey burdadır.
