*33*

83 6 0
                                        

"Bu günlük bu kadar gençler herkese iyi günler"

Diyerek sınıftan çıkan hocanın ardından Gülsüm ile bizde çantalarımızı alıp ayaklandık.

Fakülteden çıktığımızda Ecem ile buluşacağımız noktaya gittik.

Ecem bizi bekliyordu. Yanına gidip beraber durağa doğru yürümeye başladık.

Hepimiz durgunduk bu gün. Hava şartları yüzündendi belki.

Hava kapalıydı her an yağmur yağabilir gibiydi.

Çok severdim böyle havaları yağmur yağmaya başlayınca annemin izni ile aşağı iner salıncaklarda sallanırdım. Hiç değişmezdi bu huyum.
Derin düşüncelere kapılırdım. Geçmişime ve geleceğime dair sıkıntılar oluşurdu içimde.

Bazen hiç bir şey düşünmemeye çalışırdım. Yağmurun toprağın kokusunu içime çekerek rahatlamaya çalışırdım.

Annemin dertleride bana dert olurdu. Babam ile kavga ettiğinde en az onun kadar bende üzülüyordum. Yada geçmişte çektiği sıkıntıları anlattığında kötü hissediyordum.

Anneme ne kadar destek çıktıysam ne kadar yardımcı olduysam. Kendimi iyi hissediyordum. Lakin anneme kendi sıkıntılarımı anlattığımda anladığını söylüyordu hep ama hiç beni teselli etmezdi.

Bazen içini dökmek bile iyi gelebilirdi ama ben hangi konuyu açsam annem bir şekilde konuyu çeviriyordu.

Kırılıyordum çok kırılıyordum hemde ama işte söyleyemiyordum.

Otobüse bindiğimizde yağmur yağmaya başlamıştı.
Cam kenarına oturup başımı cama yasladım. Bu halde saatlerde yol alabilirdim.

Otobüsten inince Ecem ile yavaş yavaş yürümeye başladık.

Hiç bir şey konuşmuyorduk. Konuşçak bir şey yok gibi. Kelimeler tükenmiş gibi.

İkimizin yolları ayrılınca kahve alabileceğim bir yer aradım. Ama en yakın yer Şahmat kafeydi ve oraya gitmek gibi bir niyetim yoktu.

Yağmur iyice hızlandığında adımlarımı biraz hızlandırdım. Üşümeyi yağmuru ne kadar sevsemde çabuk hastalanan biriydim.

Eve vardığımda zili çalıp kapını açılmasını bekledim. Saniyeler içinde açılan kapı ile annemle göz göze geldik. Korkutucu bir şekilde bakıyordu.

"Selamun aleyküm anne"

"Aleyküm selam, nerdesin sen niye bu kadar geciktin"

Niye bu kadar sinirlendiğini anlamamıştım. Böyle havaları sevdiğimi biliyordu ve tabi yavaş geldiğimide.

"Hava güzeldi bende.."

"Sende ney ?"

İyice gerilmeye başlamıştım ne olmuştu ki.

"Bende biraz yavaş geldim"

"Sana bu izni kim verdi ?"

"Sen kızmazsın ki öncedende böyle yapardım"

"Ben kızmam öylemi ?! Ben zaten hiç bir şeye kızmam sizde istediğiniz gibi davranın çıkın gezin değil mi ?"

Gözlerim dolmuştu niye böyle yapıyordu ki ?

"Anne bir şey mi oldu ?"

"Sana kızmam için bir şey mi olması lazımdı. Geç içeri çabuk sırılsıklam olmuşsun zaten"

Ayakkabılarımı çıkarıp hızla içeri girdim.

Gözümden yaşlar akmaya başlamıştı zaten.

Üstümdekilerden kurtulup kuru kıyafetler giydim.

Ellerimi yıkayıp geri odama geçtim.

İkindi namazımı kılıp bir sayfa Kuran okuduktan sonra tespihlerimi çektim.

Kalbimi kırmıştı yine ve yine. Ve onun suçlu olmasına rağmen hep gönlünü alan ben oluyordum.

Ama artık yapmayacaktım o benle konuşsa bile ben onun ile konuşmayacaktım. Öncedende böyle yapmaya çalışırdım ama merhametim yüzünden dayanamaz konuşurdum.

Bazen merhametimi yanlış yerlerde kullanıyordum.

Annemin ayak seslerinden odasına girdiğini anladım. Başıma yazmamı alıp odamdan çıktım. Kendime kahve yaptıktan sonra balkona çıktım. Dışarıdaki havayı içime çekip kokusunu aldım.
Kahvemden bir yudum alıp düşüncelerimden uzaklaşmaya çalıştım.
Ama üzerinden biraz zaman geçmeden bunu yapamıyordum.

Sesli bir şekilde nefesimi verip başımı ovalamaya başladım.

Ağlamamaya çalıştığımda hep başım ağrıyordu.
Kahvemde bir yudum daha alıp gözlerimden yaşların akmasına izin verdim.
Biraz duygusaldım ve duygularımı yoğun yaşıyordum ama bu benim elimde olan bir şey değildi.

Yan balkondan gelen ses ile kafamı oraya çevirdim.
Murat abi elindeki bardak ile masaya oturmuştu.
Sanırım oda kahve içiyordu. Beni fark etmemişti.
Kahvesinden bir yudum alıp dışarıyı izlemeye başladı. Kaşları çatık ellerini yumruk yapmıştı ve bu yüzeden eklem yerleri beyazlamıştı.

Uzamış sakallarını düzeltip kahvesinden bir yudum daha aldı.

Bir yandan da ben kendi kahvemi içiyordum.

Birden bardaktaki bütün kahveyi içti ve bardağı masaya vurdu.
Gözleri sıkı bir şekilde kapalıydı.

Tabi o kadar sıcak kahveyi içerse dili yanardı.

Gözlerini açtığında ağzından bir
"Ahhh"
Döküldü

İstemsizce güldüğümde birden ayağa kalktı. İçeri girmek için döndüğünde göz göze geldik.
Bakışları birden yumuşadığında afalladım. Önüme dönüp kahvemden büyük bir yudum aldığımda. Benimde dilim yandı.

"Yandımmm"

Ağzımdan derin nefesler alıp yanığı geçirdim.
Murat abi gülerek bana bakıyordu.

"Komik mi az önce aynısı sana oldu"
Diyerek kahve bardağımı aldım.

Balkondan çıkarken onun gülme sesini duydum.

"Of komik ya"
Dediğinde bende güldüm ikimizde sonuç olarak rezil olmuştuk.

ADANA'da HAYATBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin