"İnsan kendi vehminden korkar mı hiç, Yaralı bir bir dinerken hem de,"
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
☆
Acı bedenime işlediğinde gözlerimi daha fazla açmaya çalıştım, ama geri kapandı. Bedenimi zar zor oynatıyordum. Burnuma dolan o koku... O kokuyu tanıyordum. Oydu. Bay Sinirli!
Yani Asaf..
Tekrardan ayağa kalkmaya yelkendim fakat başımın üstünde duran beyaz ışık gözlerimi kısmama ve anlık kör olmamı sağladı. Kolumda oynayan şeye baktım, bana kan vermişlerdi, ne için?
"Ben neredeyim?" Dedim nefesim kesilirken. Karanlık bir odanın içinde yatakta kıvranıyordum, anlık bir sesizlik oluştu.
Nefeslerini bile duyamaz olmuştum oda da varlığını hissettiklerimin.
"Asaf?" Dudaklarımdan çıkan kelime şaşırmamı sağlarken neden dediğimi anlayamadım, onun ismini dile getirmem gerekiyormuş gibiydi, sanki.
"Bade." Emirin sesi kulaklarımda dolarken göz yaşlarım tek tek süzüldü yüzüme. Şimdi hatırlıyordum her şeyi, o kaza anında Emirin bana bakışı, kalbimi acıttı bir anda.
"Neredesin, göremiyorum seni."
Hafifçe ayağa kalkmaya çalıştığım da serum ve kan da benle beraber geldi. Neden buradaydık, hastanede değildik anlayamıyordum.
"Buradayım Bade." Emir elindeki tutuğu ışığı kendine çevirdiğinde istemsizce diz kapaklarımın üstüne düştüm.
Kan revan içinde kalmıştı! Acıyan kalbim daha da ağladı oracıkta. Neden bizdik? Neden ben, Emir veya Aslıydı?!
"Noldu, sana?" Kaburgalarımdan nefes almaya çalıştım ama yapamadım. İçten aldığım her nefeste nefessiz kalıyordum.
"Canın yanıyor mu?"
Dudaklarım sessizce fısıldamıştı. Sanki bir serzeniş gibi. Yıllarca tanıdığım insanı kan revan içinde görmek kalbimin en derinliklerini yaktı. "Yanına geleceğim." Dedim adım atmak için kalkarken.