Kocasının kolları arasından usulca sıyrıldı Öykü, az önce yaşadığı hiçbir şeye anlam veremiyor ve lafını çiğnediği için de kızıyordu kendine. Robin'in ona sarf ettiği sözler hemen affedebilecek şeyler değildi bunu kendi de çok iyi biliyordu. Gözyaşlarını silerek ayağa kalktı ve saçlarını eliyle arkasında birleştirdi, Robin ağa anlamsız gözlerle izliyordu karısını.
Banyo'ya ilerleyip elini yüzünü bir güzel yıkayıp odaya geri döndü Öykü, dolaptan siyah pijama takımını alıp banyoya tekrar girmiş ve üstünü değiştirip çıkmıştı. Aynada ki haliyle göz göze gelmek bile istemiyordu kadın. Çene hattı kıpkırmızı olmuştu, kolu o kadar çok acıyordu ki morarmadan önce oluşan sarılıklar oluşmuştu bile. Yerde oturan kocasına bir saniye bile bakmadan yatağı açıp içine girdi, canı çok yanıyordu.
Sahi sevmek böyle bir şey miydi?
Kırıp dökmek daha sonra özür dileyerek geçtiğini sanacak kadar aciz miydi karşısında ki adam? Evet çünkü ona o yüzü kendi vermişti.
Gözlerini sıkıca kapatarak kendinden nefret ettiğini dile getirdi Öykü, farkında olmadan içinden geçirdiğini düşünsede Robin ağa kurduğu cümleyi duymuştu bile.
"Kendimi asla affetmeyeceğim"
Robin, karısının yanına yatarak ona döndüğü sırtından sarkan saçlarına attı elini, güzel güzel okşadı fakat söyleyebileceği tek bir kelime bile yoktu.
"Çek elini" dedi Öykü sakin bir ses tonuyla, Robin ağa bunu yapmak yerine iyice sokuldu karısına, arkasından sarılarak kollarını doladı her bir yerine.
"Beni kendinle cezalandırma" diye fısıldadı karısının kulağına.
Öykü gözlerini sıkıca yumarak bir an önce acılarının geçmesini diledi, normal de sağ tarafına yatıp uykusunda kocasını izlerken şimdi sol tarafına yatmış ve ona sırtını dönmüştü kolunun acısı yüzünden.
Farkında olmadan eli sürekli oraya gidiyor, gözyaşları yastığı ıslatırken bir yandan da kolunu ovuyordu. Robin'in kalbi olmadığı için hemen uyumuş, karısının ağladığını bile farkedememişti.
Gece'nin ilerleyen saatlerin de Öykü'nün gözüne bir damla uyku girmemiş, ilacı oraya neden koyduklarını düşünüp durmuştu. Robin'in kollarından kurtulup tekrar banyo'ya girdi. Kapıyı kilitleyerek sırtını kapı pervazına yasladı ve yere süzüldü yavaşça. Gerekirse sabaha kadar bekleyecek, fakat onunla bu kadar yakın olmayacaktı. Gerçi hoş, o ne kadar uzak durmak istese de kocası burnunun dibinde bitecekti. Onun amacı suçsuz olduğunu kabullendirmekti ama işler istediği gibi gitmemiş, yerli yersiz bir itiraf da bulunmuştu.
Sabaha kadar oturduğu yerden kalkmadı Öykü, sabah ezanı sırasında doğrulup yüzünü soğuk suyla yıkadı. Gözleri o kadar çok şişmişti ki, gören evden cenaze çıkmış sanardı. Ki kocası dediğini yaparak dün gece çıkarmıştı o cenazeyi, sözünü tutmuştu.
Ilık suyla hızlıca duş alarak odaya geri girdi, Robin hala uyuduğu için hızlı bir şekilde salaş kombin yapıp saçlarını taradı, kurutmayı bile beklemeden odadan çıkıp mutfağa indi yardım etmeye.
Kimsenin yüzüne bakmamaya özen göstererek "günaydın" demiş, dediği gibi de kısılmış sesiyle herkes ona dönmüştü.
"Hanımım iyi misiniz?"
Suratına sahte bir gülümseme yerleştirip cevap verdi karşısında ki hizmetli kadına.
"Evet, üşütmüşüm sadece." Etraf da göz gezdirerek devam etti.
"Yardım edilecek bir şey var mı?"
"Yok hanımım siz dinlenin, biz hallederiz"
Israr etmek isterdi fakat şuan yardım edecek halde değildi. Bir şey söylemeden mutfaktan çıkıp arka bahçeye yönelmiş, salıncağa oturarak gökyüzünü izlemeye başlamıştı. Kulağına belli belirsiz fısıltılar geliyordu fakat ne olduğunu merak etmek istemiyordu, iki kişinin konuşmasıydı bu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAZNEDAR
Fantasy-BERDEL KONULUDUR- +18 Maviliklerinde denizi ve gökyüzünü barındıran kadın, toprağın en koyu tonuna aşık olmuştu. Berdel onun için şimdi başlıyordu.
