Finale son: 3 bölüm kala.
Bölüm şarkısı; Murat Dalkılıç- Kördüğüm.
Bölüm: 46
Attığım büyük adımların eşliğinde, oldukça genişliğe sahip olan salona gelmiştim. Sevgili Lordum Buğra ve onun kraliçesi Lara hemen karşımda bulunan mor koltuğa kurulmuş, dikkatlice Ege'yi süzüyorlardı. Ege, aşk dolu bakışlarını Kayra'nın üzerinde gezdirirken gülümsedim. Kayra da aynı aşk dolu bakışlarıyla ona bakıyordu.
Amacım manzaralarını bozmak değildi. Sadece, birazdan kalkıp tutkulu bir öpüşme olacağını bildiğim için bunu engellemek istercesine Kayra'nın göz hizasına elimi getirdim ve salladım.
''Piu, geldik?''
''Piu?'' dedi kaşlarını çatıp suratıma bakarken, dikkatini çekebilmiştim nihayet!
Yanındaki boş koltuğa kurulur kurulmaz, bacak bacak üzerine atıp arkama yaslandım.
''Dalmış gidiyordunda...''
Sol eliyle saç diplerini karıştırırken, aptalca bir gülümseme belirdi suratında. Onu bu kadar mutlu görmeyeli sahi kaç gün olmuştu. Ay, hatta sene belki... Cidden kaç sene?
❆ ❆ ❆
Ege'den sonra bağlanabildiği tek insan, Tuna olmuştu onun için. Ege ve Tuna arasında bir seçimde kaldığında bile, beni şaşırtarak Tuna'yı seçmişti. Elbette bazı geceler, Ege'nin acı hatıraları kalbini deşiyor olabilirdi. Ama o Tuna'yı çok seviyordu. Hemde hiç kimseyi sevmediği kadar.
Bir gece yarısı, Kayra ve Aşktanbul bize gelmişlerdi. Olacaklardan habersiz, güzel saatler geçiriyorduk. Herkes sevdiği bir anısını anlatırken, etraf tümüyle kahkahalara boğuluyordu. Mezuniyetimize bir hafta kalmıştı. Her şey hazırdı. Hepimizin kavalyesi de...
Aşktanbul Tunç ile tartıştığı için, ona inat başka biriyle gitmeyi planlıyordu. Ben tabii ki Tarık ile... Kayra ise, daha dün aldığı kıyafetleri üzerine tutarken, müthiş bir neşeyle etrafa renk saçıyordu.
''Ne dersiniz kızlar?'' deyişi hala kulaklarımda çınlıyordu. ''Tuna'nın yanına böyle mi yakışırım.'' Kırmızı elbiseyi üzerinden çekip yatağa fırlatırken, saks mavisi balık elbiseyi üzerine tuttu. ''Yoksa böyle mi?''
Aşktanbul, derin bir kahkaha atışının ardından söylemişti.
''Saks mavisi, Ege'nin rengi değil miydi?''
Kayra da dahil olmak üzere Aşktanbul'a öldürücü, keskin bakışlarımızı fırlatmıştık. Bu ilişkinin bir kuralı vardı. Kayra Tuna'yı seçtikten sonra, bir daha Ege bahsinin açılmamasını istemişti. Haklıydı da çünkü o artık Tuna'ya aşıktı ve Tuna da ona, biz böyle ezberlemiştik.
Gece olduğunda Kayra ve ben yatakta, Aşktanbul ise karşı odada uyuyakalmıştık. Kayra'nın fısıltılar halinde dökülen acı sesi kulaklarıma çarptığında, bir an rüya sanıp kalkmıştım yataktan fakat gerçekti. Kayra, ağlayarak telefonda biriyle konuşuyordu. Peki kimdi o telefonda ki kişi?
''Peki ben mi bir şey yaptım?'' Burnunu çekip, yorganın kılıfıyla oynuyordu. ''Ne olur doğruyu söyle, bir daha yapmam Tuna.''
Tuna? Beynim yeni uyanmış olmasına rağmen, uyarıcılara açık bir halde idi. Tuna'yla mı konuşuyordu?
''Hayır, hayır yanlış düşünüyorsun ben seni seviyorum.'' Eliyle burnunu silerken, şiddetli bir şekilde ağlamaya devam ediyordu. Konuşmasına o kadar dalmıştı ki dakikalar boyunca onu izlediğimin farkında bile değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Turunculu.
Ficção AdolescenteHayaller, derin bir uçurumu andıracak kadar derinlerdi. Kaderin yazıldığı uç noktalar, hayallerin bittiği yerlerdi. Uçsuz bucaksız, eşsiz dünya da kurulan hayaller... Güvenerek başlanırdı her yola, inanılırdı kavuşulabileceğine bir gün...
