October's Diary eight

42 14 3
                                        

17.20
Yalnızlık.
Unutulmanın verdiği bu his, hislerin en kötüsü. Tanrım, böyle hissetmemeliyim. İnsanlara kanmamam lazım, hayır, beklememeliyim.
Bir şey beklememeliyim. Umut etmemeliyim, bu yanlış. Umut benim için yasaklı bir meyve ve onu yersem kendi cehennemimden kovulurum.
Midem yanıyor, kalbim kan yerine acı pompalıyor. Tükenmiş bir beden ve kırık bir kalp.
Atmaya çalışıyor.
Sessizlik.
Düşünüyorum. Bu berbat his midemi yakmaya devam ediyor. Mide yanmalarımın sebebi bu sanırım. Bir türlü geçmiyor, yalnız ve unutulmuş bir ruh taşıyor bu beden.
Ağlamak istiyorum ama göz yaşlarım kurudu, onlara ulaşamıyorum.
Beni ona alıştırdı, varlığıyla devam ettim ana şimdi o terk etti. Geride bir enkaz bıraktı çürümüş nefesiyle. Çünkü içi çürüdü, bu acı içini çürüttü.
Tanrım, neden? Neden böyle?
Kanayan avuç izlerim sayfalarda bir iz bırakıyor. Kalbim acının ta kendisiyle başbaşa, terk edilmeyi bekleyen bir beden var karanlığın ortasında. Dipsiz bir karanlığın ona bir ışık sunmasını bekliyor aptalca, böyle olmayacağını bilmesi gerekir oysaki.
Şimdi gidiyorum, yaralarımı sarmak için. Saracağım ve ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi nefes alacağım.
Evet, böyle olmalı.

October // IrwinHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin