∞30∞

18K 328 48
                                        

Ölüm.

Herkesi kemiklerini tir tir titreten bu sıfat neden bende hiçbir etki bırakmıyordu? Ölmeyi neden bu kadar çabuk benimsemiştim? Oysa daha yeni bulmuştum mutluluğu. Daha çok yolun başındaydım hayatın. Görmem gereken hiçbir şeyi görmemiştim belki.

"Azad," dedim arabada sessizlik hâkimken. Seren ve Baran bizimle gelmeyi ret etmişler ve Diyarbakır'ı gezme kararı almışlardı. Yol yorgunu olmalarını rağmen bitmek tükenmek bilmeyen enerjileri vardı. "İşin yoksa direkt eve gitmesek, biraz gezsek?" diye sordum. Kısa bir süreliğine gözlerini yoldan alıp bana çevirdi. "Yorgun değil misin?" diye sorduğunda başımı iki yana salladım.

"O zaman şimdi senle doktor kontrolüne gidelim, sonra gezelim. Olur mu?" dediğinde kocaman gülümseyerek, "Evet," dedim ve daha sonra ekledim: "Bu zamanlarımızı iyi değerlendirelim, karnım yavaş yavaş çıkmaya başlıyor ve daha çabuk yorulmaya başlıyorum. Bebek olduktan sonra büyüyene kadar baş başa vakit geçiremeyeceğiz hiç," diye yakındım. Açıkçası bunları düşündükçe içimi bir korku kaplamıyor değildi. Düşüncelerimi hissetmiş gibi bebeğim içimde hareket ettiğinde elimi karnımın üzerine koydum.

"Hareket etti!" Sevinçle çıkan sesim ile Azad arabayı kenara çekip, durdurdu. Elini elimin üstüne koyduğunda elimi çektim onunda hissetmesi için. Tekrardan kıpırdadığında dudağımı dişledim. Azad gülümseyerek elini çekti ve dudaklarıma kısa bir öpücük bıraktı.

"Çok..." dedi ve daha sonra durdu. "tarif edilemez bir his," dediğinde gülümsedim ve yanağına bir öpücük bıraktım. Tekrar kontağı çevirirken, elim karnımın üzerindeydi. Bugün eğer kendini gösterirse cinsiyetini öğrenecektik...

Araba hastanenin önünde durduğunda gülümseyerek arabadan indim. Azad'da arabadan indikten sonra ellerimiz birleşti ve el ele hastaneye girdik. Hastanenin tanıdık kokusu burnuma çarptığında derin bir nefes alıp içime çektim. Hastane kokusu...

Neden bu kadar hoş geliyordu burnuma?

Doktorun kapısının önüne geldiğimizde kapıyı çaldım ve içeri girdim. Azad ne kadar işinin erbabı olduğunu söylese de kadın için ben sinir kapıyordum. Azad ile gittiğimiz zaman benden çok Azad ile konuşuyordu!

Pekâlâ benim kurgum olmuş olabilir ama kıskanıyordum yahu...

"Nasılsınız Sinemis Hanım?" diye soru yönelttiğinde zoraki bir gülümseme yüzümü kapladı ve, "İyiyim," dedim onun nasıl olduğunu sorma gereksinimine girmeden. Bu kadar kaba olmam saçma değil miydi? Evet, öyleydi...

"O zaman sizi ultrasonun oraya alalım," dediğinde gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum. Sen demesen ben zaten kapıdan dışarı çıkacaktım. Sanırım Seren'in huyları bana geçmişti... Bu kadar gıcık olmama ne gerek vardı ki?

Hafifçe şişmeye başlamış karnımı açıp, jele uzandığımda Azad benden önce davranıp jeli karnıma sürmeye başladı. Gülümseyerek onu izlerken onu izlediğimi fark etti ve yüzüne o mükemmel çarpık gülüşünü yerleştirdi...

Şöyle gülümseme adam! Öldürmekten beter ediyorsun beni...

Ellerini ıslak mendille temizlerken başımı yan çevirip gülümsedim. Doktor ultrasonu açtığında hem heyecan hem de stres bindi omuzlarıma. Stresimin sebebini henüz ben de anlayamamıştım fakat heyecanımın sebebi belliydi zaten.

"Biraz inat etti sizinkiler ama gösterdiler kendilerini," dediğinde kaşlarımı çattım ve Azad'a baktım. "Bizimkiler?" diye sorduğumda doktor gülümsedi. "İkiz bebeğe sahip olacaksınız," dediğinde şaşkınlıkla ağzım açık kaldı.

"Şimdi cinsiyetlerine gelelim," dedi ve sanırım emin olmak için son bir kez daha bakındı rahmimde. "Bir kız, bir oğlunuz olacak," dedi Azad'a bakarak. Gözlerimi kısmamak için kendimi zor tutarken Azad elimi tuttu sanki gerginliğimi anlamış gibi. "Ya Azad inanabiliyor musun? Bizim hem kızımız hem oğlumuz olacak!" diye sevincin hâkim olduğu sesim ile Azad'a bakarak tepkimi ortaya koydum. Gözlerim dolmaya başlamıştı.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Dec 03, 2016 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

-Kuma-Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin