Bölüm 21

4 1 0
                                    


"Yasadışı örgütlere destek sağlaması nedeniyle idam edilen Azra KOHEN'in idam sonrası evinde yapılan araştırmalar esnasında bulunan günlüğünden alınmıştır."

Garimin son bir ay içerisinde evime dördüncü defa gelmesi beni garip bir şekilde rahatsız etti. Mahalanın getirilişini ilk ziyareti sayarsak, Akilah ile yaptığı ziyaret ile her zamanki erzak ihtiyacımı tedarik etmek için yaptığı ziyaretten sonra bu gelişi evime dördüncü defa misafir oluşu oldu.

Yaptığı bu son ziyareti diğerlerinden farklı algılamamın nedeni Garim, Mahala'yı kontrol etmekten çok, sanki beni kontrol etmek amacında olduğunu hissetmem oldu. Kim bilir. Belki de Mahala ile yaşama ihtimalim olan olası bir yakınlaşmamdan korktuğundan ve içinde yanmaya başlayan kıskançlık ateşini, gelip de Mahala ile herhangi bir yakınlaşma içerisine girmediğimi gözleri ile görerek söndürmek istiyordu.

Garim ile yıllar önce, bir yıl kadar süren duygusal birlikteliğimiz olmuştu. Sonunda bana çok sığ gelen düşüncelerinin beni fazlası ile rahatsız ettiğinin farkına vararak birlikteliğimi sonlandırma kararı almıştım. İlişkimizi sonlandırma kararını kendisine açıkladığımda ise her ne kadar umursamaz ve olgun karşılar gözükse de içinde bir parçanın bir türlü ayrılığımızı kabul edemediğini fark etmiştim. Onunla birlikte olduğum süre sonunda, aynada kendime baktığımda, yıllar önceki genç Azra yerine çökmüş, bitmiş ve her şeyden vazgeçmiş bir Azra görüyordum.

Yıllar sonra kendimi incelediğimde, aynada gördüğüm o makyajsız yüzün, belki de yıllar sonra Garimin kolları arasında gelen o çelimsiz, bitkin adamın evime teşrif etmesi sayesinde ilk kez canlanıyor ve gülmeye başlıyordu.

Mahala ile yaptığımız gece sohbetleri esnasında gün geçtikçe daha fazla gülümsemeye başlıyor, güneşin her yeni doğuşu ile birlikte kendime daha iyi bakabilmek ve daha güzel görünebilmek için yepyeni bahaneler üretebiliyordum. Uzun süredir yaşamaya hasret kaldığım tüm o heyecan verici duyguları, evin içerisinde dolaşan o insan sayesinde hissedebiliyordum. Kendim ile biraz daha fazla ilgilendiğim her gün Mahala'nın bana olan bakışlarının da değiştiğini hissediyor, vücuduma attığı kaçak bakışlar içimi her geçen gün biraz daha ısıtarak, beni kendimce daha değerli kılıyordu.

Garim ise her gelişinde benim biraz daha bakımlı ve güleç olduğumu fark ettiğinden, bende oluşan bu farklılığın Mahala'dan kaynaklandığını anlıyor, anladıkça da, içinde beslediği kıskançlığın yarattığı etkiyle, seneler önce kaybettiği beni her geçen gün daha fazla arzuluyordu.

O sabah, her zaman ki gibi, yatağımdan kalkıp cama doğru yaklaştığımda evimden neredeyse bir iki kilometre uzakta duran Garimin o eski kamyonetini fark ettim. Uzaklarda durarak evimi gözetleyen aracın içerisinde Garim'in olduğunu tahmin ediyor, ancak emin olamıyordum. Çok rahat bir şekilde evime girip çıkabilen birisinin neden o kadar uzakta durduğunu tahmin etsem de beynimin bir tarafı tahmin yürütmek istemiyor, hatta Garim'in başına bir şey gelmiş olabileceğini düşünerek korku dolu bir hisse kapılıyordum.

Uyku sersemliği ile yavaş adımlarla merdivenden aşağı inen Mahala'ya, karşıda duran kamyoneti göstererek, kontrol etmek için kamyonetin yanına gitmem gerektiğini söyledim. Mahala, başta benimle birlikte gelmek istese de, şu anda kendisinin evde kalmasının ve beni beklemesinin çok daha mantıklı olacağını söyleyerek, Mahala'yı ikna ettim.

Kapının önünde duran bahçe ayakkabılarımı giydim ve kapının yanında çekmecede duran silahımı belime sıkıştırıp kapıdan çıkarak kamyonete doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım.

Kamyonete doğru yürümeye başladığımı gören Garim, kamyonetten inerek, aracın kapısı açık bir şekilde beni beklemeye başladı. Garim'i uzaktan dik bir şekilde beni bekler vaziyette görünce önce bir rahatlama, sonrasında da düşüncelerimin doğrulanması nedeni ile oluşan bir huzursuzluk hissettim.

Araca doğru yaklaştıkça Garimin yüzündeki mutsuzluk çizgileri daha da belirginleşmeye başladı. Bu defa da Akilah'ın ya da başka tanıdığım başka birisinin başına bir şey geldiğini düşünmeye başladığımdan korkuya kapıldım.

Kamyonetin yanına yaklaştığımda Garim, aracın önüne yaslanarak beni karşıladı ve daha konuşmama izin dahi vermeden ağzından kelimeler dökülmeye başladı.

"Gün geçtikçe daha da güzelleşiyorsun" dedi vücudumu süzerek. "Ne oldu? Neden burada bekliyorsun?" diye cevap verdim. Garim'in evimin uzağındaki bekleyişinden dolayı kapıdan çıkarken içimde oluşan korku hissi, aracın yanına yaklaştıkça yerini gerginliğe ve öfkeye bıraktı. "Kötü bir şey mi oldu?" diye sordum istemsizce. Ancak Garim'in karşımda beni süzen, sessiz ve umutsuz bakışları bana anlamam gerekeni çoktan anlatmıştı.

"Hatırlıyor musun?" dedi Garim. "Seninle birlikteyken bu pisliğin içine girmemek için çok uğraşmıştık. Seninle her şeyden uzak sadece ikimizin olduğu güzel bir yaşantımız olabilirdi. Her sabah senin o güzel sesin ile uyanabilir, geceler boyu sana aşk şiirleri okuyabilirdim." Garim elimi tutmaya çalışırken ağzından çıkan ve bana olan aşkının hala bitmediğini anlatan cümleler, beni mutlu etmek yerine daha çok sinirlendiriyordu. Cebimdeki silahı çıkartıp Garim'in kafasına dayamamak için kendimi zor tutuyordum. "Ne uğraşması ne yaşantısı!" diye bağırdım Garim'i ellerimle iterek. "Buraya ne amaçla geldiğini hala anlamış değilim ama bir cevap arıyorsan sana söyleyeyim. Ben her şeyini kaybetmiş olarak buraya gelip, her şeyden uzak kalmaya çalışırken, beni bu pisliğin içerisine zorla sokmaya çalışan yine sendin. Ben istemedikçe sen beni zorladın! Bak işte artık dibine kadar batmış durumdayız. Eğer aklından benimle ilgili bir gelecek geçiyorsa bunu hemen aklından sil! Ne benim, ne senin için artık gelecek diye bir şey yok. Bunu sen ve senin gibiler ellerinizle yok ettiniz. Benim için artık sen, dava için çalışan alelade insanlardan birisin ve eğer biraz daha beni zorlamaya kalkarsan seninle bir daha karşılaşmamak için, neye mal olursa olsun elimden geleni ardıma koymam!" Sinirlerim alt üst olmuş, elim ayağım titremeye başlamıştı.

"Onunla birlikte oldun mu?" diye sordu Mahala'yı kastederek. O an için Garim, dava için çarpışan birinden çok, benim için her şeyden vazgeçecek, davasını dahi bir hareketime satabilecek biri gibi davranıyordu. "Sana ne!" diye bağırdım. "Sana ne! Ama hayır sana duymak istediklerini söyleyeceğim. Onunla birlikte olmadım. Ama emin ol o isteseydi hiç düşünmeden olurdum!" Dedim ve arkamı dönerek eve doğru yürümeye başladım.

Garim ise arkamdan seslenerek "Yarın akşam götürüyorum onu! Söyle hazırlansın. Akilah bütün hazırlıkları tamamladı." Dedi. Sinirli bir şekilde "anladım!" hareketi yaptım arkamı dönmeden ve adımlarımı sıklaştırarak kamyonetten uzaklaştım.

Adımlarımın çıkardığı ses haricinde hiçbir ses olmayan ortam, birkaç dakika sonra kamyonetin kapısının kapanma ve motorun çalışma sesi ile bozuldu. Eve doğru ilerlerken Garim'e olan sinirim daha da artıyor, gözlerimden nefret damlaları düşmeye başlıyordu.

Garim'in yaptığı bu son hareketten sonra davadan vazgeçme noktasına dahi gelmiştim. Davayı falan düşünen kimse yoktu. Herkes kendi keyfinin derdindeydi.

Beni kapının eşiğinde ne olduğunu anlamaya çalışan gözlerle bekleyen Mahala'yı görünce sinirimi kontrol altına almaya çalışarak gözlerimdeki yaşı sildim. Mahalanın yanına yaklaşınca kolunu ani bir hareket ile tutup kendime çektikten sonra, hazırlıksız yakalanan Mahala'yı kapıya doğru iterek, vücudunu kapı ile vücudum arasına sıkıştırdım. Günlerdir dudaklarını arzulayan dudaklarımı birbirine yapıştırmaya çalışırken aklımdan hiçbir şey geçmiyordu. "İnceldiği yerden kopsun!" dedim.


KAYIP DEVRİMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin