Bölüm 36

5 1 0
                                    

"Birleşik Özgürlük Platformu ve Yeni Hedef Partisi Başkanı Akilah KEMAL ile yapılan ve Yeni Hedef Partisi'nin kuruluş sürecinin anlatıldığı röportajdan alınmıştır."

Pazaryerinin arkasında saklandığım binadaki odanın penceresinden Mahala'nın götürülüşünü izledim.

Tüm planlarım saat gibi tıkır tıkır işlemeye devam ediyordu. Mahala, tam da istediğim gibi uzun zamandır aradığım Buron Dedenin yerini daha ilk günden açığa çıkarmıştı. Buron Dede artık avucumun içindeydi.

Zaman yeteri kadar hızlı ilerlemiyordu. 6A şehrinde insanlar beni bekliyor, ben ise beni buradan alacak olan aracı bekliyordum. Gelecek olan araç, beni piste götürecek oradan da özel bir jet ile 6A şehrine geçecektim.

Yapacağım görüşmeler ile ilgili aldığım notların son şekline son bir defa göz gezdirdim. Olaf'ı da arayarak notlar içerisinde dikkatimi çeken yerleri son bir kez daha teyit ettim.

Olaf yurtdışından gelen kâğıt paraların para-krediye dönüştürülerek sisteme girebilmesi için çok güzel bir yol bulmuştu. Olaf'ın planına göre yurtdışından denetime tabii olmadan gelen yüklü miktardaki para merkezi yönetim bankalarında para-krediye dönüştürülecek, bu para-krediler ise zenginler bölgesinde emlak alım satımı yapılarak yasal yollarla el değiştirilmesi sağlanacaktı. Sisteme dâhil edilen paranın büyüklüğü göz önünde bulundurulunca emlak piyasasında sanal bir büyüme oluşacak, normalde para etmeyecek konutlar ve araziler milyonlarca para-kredi karşılığında el değiştirecekti. Olaf ise merkezi yönetimin kontrolünde bulunan bu bankalara yurtdışından gelen paranın girişini sağlayarak arada komisyonculuk yapacaktı.

Merkezi Yönetim bu sistemin içerisine bir şekilde dindarlar ve etnikler bölgesini dâhil etmişti. Ancak eğitimliler bölgesini bir türlü kontrol altına alamıyordu. Bölgede yaşadığı sorunlar nedeni ile yardıma ihtiyaç duyduğundan, merkezi yönetimin adından dahi tiksinmeye başlayan topluma karşı yeni bir algı operasyonuna girebilmek için benimle anlaşmaya varmıştı.

Sürecin neredeyse üç yıldan fazla devam edeceğini planlayan merkezi yönetim, topluma merkezi yönetimi yıkabilecek güce sahip bir lider hediye edecekti. Lider merkezi yönetimi yıkacak ve hemen ardından yeni bir yönetim anlayışı ile ülke yönetimini ele geçirerek geçmişte yaşanan tüm olumsuzlukların faillerinin cezalandırılmasını sağlayacaktı. Böylelikle geleceğe daha umutlu bir şekilde bakabilecek olan toplum, kurulacak yeni düzenin karşınında değil yanında yer alarak yeni yönetimin güçlenmesine ses çıkartmayacaktı.

Kâğıt üzerinde sözde yok edilen ve cezalandırılan Merkezi Yönetim mensupları ise ülke dışına kaçmak zorunda kalacaktı.

Merkezi yönetim kendi cenaze törenini kendi eliyle planlarken, yeni yönetimin de temellerini de atıyordu. Toplumun önünde infaz edilecek olan merkezi yönetim üyeleri, elbette ki merkezi yönetimin gerçek üyeleri olmayacaktı. Ülkenin kimler tarafından yönetildiği, yönetim kademesinde kimlerin faal olarak görev aldığı, "İlk Gün" üzerinden neredeyse yirmi beş yıla yakın bir süre geçmesine rağmen tamamen bir sırdı.

Ülkeyi yeniden şekillendirecek olan kişiler de elbette ki daha önceki merkezi yönetimin mensupları olabilir ve bu durumun kimse tarafından fark edilmemesi sağlanabilirdi.

Yeni yönetimin lideri olarak öne sürülen kişinin ise daha durumun farkına dahi varmadan infaz edilir, en sonunda da "Devrim Şehidi" olarak adına yapılacak büyük bir cenaze töreni sayesinde efsane mertebesine ulaştırılabilirdi.

Şu anda Merkezi Yönetimin liderinin dahi hayatta olup olmadığını kimse bilmiyordu.

Kendimi bir çarkın içerisinde merkeze doğru ilerlemeye çalışan küçük bir nokta olarak görüyordum. Çark döndükçe, çarkın dış çevresine yakın olanlar savrularak kayboluyor, ancak çarkın merkezinde bulunanlar hem savrulmadan en az etkilenenler oluyor, hem de çarkın çevresinde rahatça hareket edebiliyordu.

Yani bu sistemin içerisinde ne kadar merkeze yakın olunursa, taraf değiştirmek de o kadar kolaydı. Merkezde olmanın en büyük problemi ise, çarkı çeviren çubuğun, çarkı destek bulduğu yerden çevirmeye çalışırken destek noktasına zarar vermesiydi. Yani düzeni tasarlayanların ilk harcayacakları insanlar her zaman sistemin en üstündekiler olacaktı.

Oturduğum yerde aracı bekleyip kahvemi yudumlarken, çıktığım yol ile ilgili kendi kendimi sorguluyordum. Bulunduğum noktaya gelebilmek ve bulunduğum noktanın çok daha ilerisine geçebilmek için verdiğim tavizler, kararttığım hayatlar aklıma geldikçe kendimden utansam da tiksinsem de oynanan bu oyun içerisinde var olabilmek için yapılan ve yapılması gereken şeylerin tam olarak bunlar olduğunu düşünerek kendimi avuttum.

Herkesin yaptığı aynı hata, oynadığımız oyunu sadece iki kişinin karşılıklı oynadığı satranca benzetmelerinden kaynaklanmaktaydı. Oyun aslında onlarca farklı oyuncu tarafından, herkesin kendi menfaatini koruyacak şekilde şekillendirdiği, kimin kimi yönlendirdiği anlaşılmayan karmakarışık bir ortamda, gerçek topraklar üzerinde oynanıyordu. Oyunun içerisinde Gronya, Almora, Baltur gibi ülkeler dolaylı yoldan bulunurken, zenginlerin, dindarların, etniklerin ve eğitimlilerin bölgelerinde egemenliği ele geçirmeye çalışan kanaat önderlerinin kimin kuklaları olduğu anlaşılamıyordu.

Merkezi yönetim her ne kadar dış oyunculardan bağımsız olarak ülkeyi şekillendirmeye çalışsa da otuz yıldır kurmaya çalıştığı düzeni kendi elleriyle yok etmeye çalışması çoğu insana çok da mantıklı gelmiyordu. Bu topraklar yüzyıllardır akan kanlarla boyanıyor, Egonya'nın kuruluş tarihinden beri başlayan iç savaş hiçbir dönemde durmuyor, sadece şekil değiştiriyordu. Her ne kadar defalarca yönetim şekli değişip, yönetim kademesi değişik oluşumların elinde geçmiş olsa da her dönemde cezayı ödeyenler yine sokaktaki insanlar oluyordu. Katliamın adı aynı kalıyor sadece şekli değişiyor, yönetim kademesinde pay sahibi olmayı başaranlar ise gemisini yürüten kaptanlar oluyorlardı.

Sıcak bir günün öğleden sonrasında kendisini hiç belli ettirmeden bir anda başlayan yaz yağmuru altında gelen araç beni almak için binanın önüne doğru yanaştı. Camları siyaha boyalı siyah renkli lüks araç içine girdiği çevreye bakıldığında haddinden fazla dikkat çekiyor, çevredeki insanların yüzünün araca gereksiz dönmesine neden oluyordu. Bu nedenle yavaş adımlarla binadan çıkarken bana doğru bakan çok fazla gözle karşı karşıya kaldım.

Artık hiçbir şey umurumda değildi. Saatler sonra istediğim her şeye sahip olarak ülkenin yeni yönetim kademesinde kendime ait rahat bir pozisyona sahip olacaktım.

Kurtuluş artık çok yakındı. Benim kurtuluşum!


KAYIP DEVRİMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin