Merkezi Yönetim tarafından dağıtımı yasaklanan ancak Egonya içerisindeki ayrılıkçı güçlerin sesi olarak bilinen "Karanlıktan Aydınlığa" adlı gazetede "Manohitra" takma adı ile köşe yazıları yazan yazardan alınan bir makale.
İnsanlar neden siyaset yapmayı seviyor dostlarım hiç düşündünüz mü? Çünkü siyaset denilen şey kendini güvene almanın ve para kazanmanın en kolay yolu oldu. Ancak siyasetin adı konulmamış kuralları, bizim küçüklükten beri ailemizden aldığımız eğitim ile öğretilmeye başlanan basit yaşam kurallarına göre o kadar ters düşüyor ki, insan siyasete girmek istediği zaman öncelikle beynini baştan aşağı boşaltarak sıfırdan tekrar doldurması gerekiyor.
Ben bir insanı sevmiyorsam hele ki bu insan geçmişte bana ciddi zararlar vermişse ya da savunduğum düşüncelere yeri geldiğinde şiddete varacak derecede saygısızlıkta bulunmuşsa, bu insanla samimi olmamak, en azından bulunduğu ortamlarda bulunmaktan kaçınmak benim en doğal hakkım olmalı. Ancak siyaset denilen pislik sizin daha dün babanızı öldüren bir insan ile aynı masada oturmanız hata sarmaş dolaş bir fotoğraf karesi içerisinde bulunmanızı gerektirebiliyor.
Siyaset bunu yaparken ise o meşhur yirmi yedi günlük toplum hafızasından yararlanıyor. Basit bir siyasetçi bile başından geçen kötü bir olaydan yirmi yedi gün sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edebiliyor, ilkelerini yerle bir edebiliyor.
İnsanlar kendi güvenliklerini sağlayabilmek için siyasete giriyor demiştim. Yani en basitinden anlatmak gerekirse siyasetçi kendisine ne kadar ters olursa olsun menfaatleri açısından olmadığı bir insan gibi davranabiliyor, tamamen zıddı olan bir görüş için meydanlarda savaşabiliyor. Bu menfaat çatışması yeri geldiği zaman hayatınız boyunca mücadele verdiğiniz tüm değerlerinizi bir anda elinizin tersiyle itmenize yol açıyor, olmadığınız bir insana dönüşmenize neden oluyor.
Tarihin tekerrürden ibaret olduğundan dem vurarak, bireylikten arınmadan birlik olmayı başaramamış toplumlarda kendini gösteren tek adamcı zihniyet, merkezde bulunan tek adamın çevresinde toplanan ve tek dertleri daha kolay yoldan daha fazla kazanmak için ruhlarını satan, bu uğurda verilen tüm emirleri koşulsuz yerine getiren leş kargaları, istedikleri hedeflere ulaşamayınca doğru yolda olmadıklarının çok sonra farkına varıyor, kafalarını çalıştırmaya başlayıp gerçekleri gördüklerinde iş işten geçmiş, çevresine karşı tüm güvenilirliklerini yitirmiş bir şekilde tek başlarına kalarak, yıllarca ezdikleri ve fiili olarak yok ettikleri insanlardan medet ummaya çalıştıklarında ise kapanan kapıların arkasında kalıyorlar. Yıllarca davaları uğruna kendilerini feda eden insanlar ise maalesef yüzlerce tek bir tonda bağıran kargaların ortasında ahengi bozan muhabbet kuşları gibi sonunda kargalara yem olarak ya yok oluyorlar ya da toplumun maskarası konumuna düşüyorlar. Aralarındaki şanslı sayılabilecek birkaç kişi ise saflıklarının ve masumiyetlerinin esiri olarak kandırılıyor ve bu leş kargalarının emellerine hizmet edebiliyorlar.
Yıllar geçtikçe, her yeni gelen siyasi yapı kendi kurallarının en iyisi olduğu hakkında sizi kandırıyor, size bu devranın döneceğini artık sadece toplumun menfaatlerinin göz önünde bulundurulacağını söylese de aradan geçen kısa süre içerisinde görülüyor ki verilen sözler unutularak, herkes kendi kişisel menfaatlerini toplum menfaatlerinin önüne koymaya başlayarak, kendi sandığını doldurmaya başlıyor.
Tarih boyunca topraklarımızın üzerine bir türlü gelmeyen refah ve mutluluğa, siyaset ilmi ortadan kalkmadığı, saf ve temiz duygularla tarihi baştan yazacak biri ya da birileri gelmediği, o gelen kişilerin de kendi hayatlarından tamamen vazgeçmediği sürece ulaşılamayacağı aşikârdır. Elbette ki yıllar boyunca defalarca, mevcut yapının bozulabilmesi için samimi ve gerçek çalışmalar yapılmış olsa da ancak sadece birkaç küçük topluluğun önderliğinde yapılmaya çalışılan bu devrim denemeleri, mevcut yapının bozulmasını istemeyen, bu durumdan nemalanan kesimler tarafından anında fark edilerek daha başlamadan bitirildi.
Bu kadar karamsar bir tablo çizdikten sonra son dönemlerde eğitimliler bölgesinde başlayan ve yavaş yavaş tüm ülkeyi etkisi altına alacağını düşündüğüm, senelerdir bize dayatılan tüm ezberleri bozabilecek bir gelişmeden bahsetmek istiyorum. Baltur'dan harekete geçen bir liderin önderliğinde yakılan ateşin yavaş yavaş eğitimliler bölgesinin tamamını sardığından bahsediliyor. Fısıltı gazetesinin haberlerine göre yakılan bu ateşin sadece eğitimliler bölgesi ile sınırlı kalmayacağı, çok kısa bir zamanda tüm ülkeyi ele geçireceğinden bahsediliyor. Maalesef merkezi yönetimin mükemmel (!) denetimi sayesinde sürekli bir bilgi akışı sağlayamıyoruz. Ancak toplum, tarihinde hiç olmadığı kadar büyük bir özveri ile yeni gelen bu liderin önderliğinde örgütlenmeye başlamış durumda. Her ne kadar geçmişe bakıp yapılmaya çalışılan benzeri girişimlerin hüsranla sonuçlandığını görsek de eğitimliler bölgesinde bu girişime ilk kez bu kadar büyük bir halk desteğinin oluştuğunu görüyoruz. Merkezi yönetimin kuş uçurtmayan istihbarat sistemine ve karşısına çıkacak tüm çatlak seslere anında müdahale edebilme kabiliyetine rağmen insanlar, artık ölümü dahi göze alarak yakılan ateşe odun atmaya koşuyorlar.
Ülkenin yıllardır beklediği kurtarıcı artık sınırları aşarak ve arkasına toplumun da desteğini alarak merkeze doğru ilerliyor. Bizim de artık ülkemiz ve geleceğimiz için kendi hayatlarımızı ortaya koymanın zamanı gelmiş bulunmaktadır. Topla tüfekler değil, sadece akıl ve bilek ile doğru hedefe yürüyen bu adama yardım etmek, çocuklarımıza bırakacağımız özgür bir Egonya için boynumuzun borcudur.
Kurtuluşun ilk kez bu kadar yakından hissedildiği, tünelin sonundaki ışığın bu kadar net görüldüğü bu dönemde içinde sorumluluk hissini taşıyan herkes büyük küçük demeden, "tek başıma yapacağım küçücük bir yardım neyi değiştirebilir ki?" diye düşünmeden elinden gelen her şeyin en iyisini yapmak zorundadır.
Göreceğimiz güzel günler çok yakındadır!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KAYIP DEVRİM
Mistério / SuspenseKayıp Devrim, olmayan bir dünyada, olmayan bir ülkenin hikayesidir. Anarşinin son bulması için siyasi rejim değiştirilerek 6 parçaya bölünen Egonya, yepyeni bir lider ile içinde bulunduğu diktatörlük rejiminden kurtulabilecek midir? Yoksa ülkeyi kur...