"Yasadışı örgütlere destek sağlaması nedeniyle idam edilen Azra KOHEN'in idam sonrası evinde yapılan araştırmalar esnasında bulunan günlüğünden alınmıştır."
Mahala'nın ayrılışı ile yıllardır alıştığım yalnızlık bana o kadar o zor geliyor, o kadar rahatsız ediyordu ki, yapacak hiçbir şey bulamıyor, sabahları uyandığım yataktan saatlerce kalkamıyorum. Hareketsizlikten yavaş yavaş kilo almaya başladığımı fark ediyor, aynada kendime bakmaktan nefret ediyorum. Mahala'nın evden ayrılışı üzerinden neredeyse bir aya yakın bir süre geçti. Bu süre zarfında Garim de hiç uğramadı. Depresyona girdim ve kafayı yemek üzereyim. Geçmişimi düşününce Mahala ile geçirdiğim o bir iki günlük heyecanlı birlikteliğin beni hiç etkilememesi gerekirken, uzun süre sonunda bozduğum suskunluğum sonrasında daha fazlasını ister bir hale dönerek, ara ara histeri krizlerine girmeye başladım.
Günler sonra Garim'in tekrar evime gelişinin içimde yarattığı ferahlık hissi işte tam bu nedenden dolayı oldu.
Garim'in yüzü, günler sonra dahi yaşadığımız o tartışmayı hatırlatır bir şekilde bana dönükken, içimden Mahala ile yaşadığım anlardan Garim'in farkında olduğu düşüncesini atamıyordum. Garim'in ne düşündüğünü çok fazla umursamamam gerekiyordu aslında. Olmayınca olmuyor, her ne kadar kendini bir şeyler için zorlamaya çalışsan da vücut kabul etmeyince etmiyor işte.
Garim'in o kadar yolu geçip buraya kadar gelmesinin bir nedeni olması gerekliydi. Evin içine girdiği andan itibaren beri benimle konuşmuyor, gözlerini benden devamlı olarak kaçırıyordu. Her ne kadar bana söyleyeceği şeylerin önemli olduğunu bildiğimden meraklansam da karşısında, konuya kendisinin girmesini bekleyerek ağzımı açmadan boş boş oturuyordum.
Garim, gelişinin üzerinden neredeyse yarım saate yakın bir süre geçtikten sonra konuya girmeye karar verdi.
"Seni götürmek için buraya geldim" dedi yüzüme bakmadan. Garim'in kurduğu bu cümle beni şaşırtıyor, merakımın daha da artmasına neden oluyordu.
"Bir nedeni var mı?" diye sordum meraklı gözlerle. "Bilmiyorum. Akilah konu hakkında çok fazla bir bilgi vermedi. Sadece benden seni 7D'ye götürmemi istedi." Dedi. Garim'in ağzı bana "bilmiyorum" diyordu ancak yüzündeki ifade, Akilah'ın benim neden 7D'ye gelmemi istediği hakkında çok iyi bir bilgiye sahip olduğunu söylüyordu.
Garim yavaş hareketler ile cebinden çıkardığı küçük kutuyu bana doğru uzattı. İçerisinde ne olduğunu sormak üzereyken "bunu sana Akilah gönderdi." Dedi sinirli ama üzgün bir tavırla. Dışı gümüşe benzeyen işlemeli, içerisine ancak küçük bir kartın sığacağı büyüklükte olan kutuyu merakla inceleyerek açtım. İçinden çıkan kartın üzerinde sadece benim anlayacağım dilde yazılı kısa bir kelime vardı.
"Sakın oradan ayrılma!"
Yazının yazıldığı dile bakınca, bana bu kutuyu bana gönderen kişinin beni daha önceden çok iyi tanıdığını ve güvenebileceğim insanlardan birisi olduğunu anladım. Her ne kadar Garim'e belli etmek istemesem de dehşete kapıldım. Gözlerime dolan korkuyu dışarıya bırakmadan Garim'e doğru bakmaya çalıştım. "Ne yazıyor?" diye sordu umursamaz bir şekilde. Garim bu soruyu bana sorarken sanki cevabını öğrenmekten çok, cevabını öğrenmeyi merak edermiş gibi yapmaya çalıştığını fark ettim. Aslında Garim ne kutu ne de içinde yazanlar ile ilgileniyor, daha çok beni buradan bir an önce götürmek istiyor gibiydi.
"Yanıma biraz eşya almalıyım" dedim "Görünüşe göre uzun bir süre geri gelmeyeceğim."
Son kurduğum cümle Garim'in dikkatini çekmişti. Yaptığım hatayı cümle ağzımdan çıktıktan sonra fark ettim.
Masadan kalkarak üst kata çıkan merdivenlere doğru ilerlemeye başladım. Yukarı çıkan her basamak bana, tırmanması imkânsız bir tepe gibi geliyor, attığım her adım neredeyse bir yıl sürüyordu. Kafamdaki düşünceleri hızlı bir şekilde ölçüp tartarak Garim'in elinden nasıl kurtulacağım hakkında senaryolar üretmeye başladım.
Yukarı çıktığımda kendi odam yerine Mahala'nın kaldığı misafir odasına doğru yöneldim. Odaya girdikten sonra kapıyı kilitleyerek hareketsiz bir şekilde düşünmeye başladım. Kalp atışlarım sağlıklı bir şekilde düşünmemi engelliyordu. Yıllar önce Garim ile tasarladığımız yatağın altındaki gizli bölmede bir gün ihtiyacım olabilecek her şeyi saklamış olduğumdan yavaş ve sessiz hareketler ile yatağı ileriye doğru ittim. Hatırladığım kadarı ile yatağın altında bana bir ay yetecek kadar para, silah ve sahte bir kimlik vardı. Çantadaki silahı kullanarak Garim'i etkisiz hale getirebileceğimi, sonrasında ise uzun bir süre evden ayrılarak izimi kaybettirebileceğimi düşündüm.
Yatağı iterken çıkardığım sesi duyan ve ne yapmaya çalıştığımın farkına varan Garim, yukarı doğru sesli adımlarla hareket ederek, kapının önüne kadar geldi.
Yatağın altındaki gizli bölmeyi açtığımda hiç beklemediğim bir şok yaşadım. Çanta yerinde yoktu. Kapıyı yumruklamaya başlayan Garim yüzünden hissettiğim korku ile afalladım ve ne yapacağımı bilmez bir halde odanın ortasında kalakaldım.
Yaşadığım şoku üzerimden atarak ani bir hareket ile pencereyi açıp dışarı atlamak için kafamı pencerenin dışına uzattım. Aynı anda sert bir omuz darbesi ile kapıyı kırarak çoktan içeri giren Garim'i, sol omzumun üzerinden arkaya baktığımda son anda fark edebildim. Sağ ayağımı dışarıya çıkarıp bedenimi pencerenin dışına doğru çekmek isterken sağ elimle tuttuğum destek noktasının kırılışını neredeyse tüm bedenimle hissediyordum.
Çoğunluğu pencerenin dışında olan bedenimin düşüşünü ayaklarımın yardımı ile yavaşlatmaya çalışsam da iki katlı evimin üst katından yere doğru ellerim ve kafamın üzerine düştüm.
Kafamı hareket ettirmeye çalışsam da başarısız oldum. Gözlerimi yukarı doğru çevirdiğimde, pencerenin önünde duran ve bana doğru bakan Garim'i gördüm. Ellerimi oynatmaya kalktığımda vücudumun tamamını saran acı, hareket etmemi engelliyor sadece gözlerimi kullanabilmeme izin veriyordu.
Yerde yatar şekilde geçirdiğim birkaç saniye sonunda aşağıya inerek yerdeki hareketsiz bedenimin yanına gelen Garim'in vücudu, gözüme doğru gelen güneş ışınlarını kesiyor ve Garim'in yüzünü daha net bir şekilde görmeme neden oluyordu. Bana doğru eğilerek, ellerini saçlarımda yavaş yavaş gezdirdiğini hissettiğim anda, ağzından çıkan son kelimeler o gün hatırladığım son şey olacaktı.
"Neden beni seçmek istemedin ki?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KAYIP DEVRİM
Mystery / ThrillerKayıp Devrim, olmayan bir dünyada, olmayan bir ülkenin hikayesidir. Anarşinin son bulması için siyasi rejim değiştirilerek 6 parçaya bölünen Egonya, yepyeni bir lider ile içinde bulunduğu diktatörlük rejiminden kurtulabilecek midir? Yoksa ülkeyi kur...