Canım kardeşim, çocukluğumun unutulmaz Batman'ini Robin'siz bırakmayan yaramaz,
Bugün anneannemin bize küçükken öğrettiği duaları ve sureleri düşünmeye başladım. Hani anlamını bir an bile merak etmediğimiz, dilimizden güzel bir ahenkle şiir gibi -hatta bazen de çocuk şarkısı gibi- dökülen kelimeleri diyorum. Anneannem öldüğünde ne çok ağlamıştık. Ama o ezberlerimiz de onunla birlikte ölmüştü.
Şimdi bu nereden aklına geldi, dersen. Dün, o kafe olayından sonra otobüsle eve dönüyordum. Malik yanımdaki koltukta geriye kaykılmış ve gözlerini kapatmış duruyordu. O uzun cüssesiyle koltuğa nasıl sığdığı konusunda hiçbir fikrim yoktu. Ama en sonunda onu izlemekten sıkılıp otobüsteki diğer insanları ve onların mucizelerini seyretmeye başlamıştım. Otobüsün orta yerindeki boşlukta sırtını cama yaslamış duran kapalı kıza takılmıştı bakışlarım. Saçlarını gizlediği kahverengi şalı ve üzerindeki yerlere uzanan siyah kıyafeti pek uyum sağlamamıştı açıkçası ama dikkatimi çeken zaten bu değildi. Parmaklarının arasında küçük defter gibi bir şey vardı. Bakışları o defterin satırlarına kilitlenmiş gibiydi, biraz dudaklarını kıpırdatarak okuyor ve sonra biraz duruyordu. Durduğundaysa kafasını kaldırıp önünden akıp giden mucizeye neredeyse benim gibi bakıyordu. Neredeyse...
Onu o kadar uzun seyretmiş olmalıyım ki birden kafasını çevirip bana baktı. İlk anda ifadesiz olan yüzü, elindeki pembe defteri işaret etmemle önce şaşkınlığa sonra neşeye büründü. Ellerini kaldırdı ve o anda hatamı anladım. Defter değildi elindeki. Bir kitaptı.
Üstünde Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meali yazan bir kitap.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kız Kardeşime Mektuplar
Historia CortaCanım Kardeşim, Bu tuhaf adamla nasıl tanıştığımın hikayesi.
