Canım kardeşim,
Sana hayatımın en kötü gününden bahsetmeliyim, çünkü gerçek Malik'i tanıyışımın temelleri o günde atıldı. Kader denen şey fazlasıyla tuhaf.
O gün bütün rahatsızlığıma rağmen evin yakınındaki parka inmiştim. Üstelik bu kez Malik'i görmek değildi niyetim. Onu son görüşümde ne ima ettiğini hiçbir zaman açıklamamıştı. Ben de üstünde durmamıştım. Hatta içten içe kim olduğunu öğrenmemeyi bile istemeye başlamıştım. Çünkü kötü bir şey olduğunu hissediyordum. Hayatta hiçbir şeyin harika olmadığını bilecek yaştaydım ve o an için gördüğüm Malik benim için mükemmeldi. Gizemliydi, güzeldi ve her şeyiyle mükemmeldi işte. Gerçek Malik, öyle olamazdı. Bunu biliyordum. Fakat onun olduğu gibi kalmasını istemiştim. Zamanımın çokça daraldığının farkındaydım ve gitmeden önce hayatımdaki senden sonra en güzel şeyin Malik olarak kalmasını istiyordum.
Ne yanılsama ama...
Boş ve her zamankinden daha hüzünlü parkta, rüzgarın öfkesine aldırmadan oturuyordum. Uyandığımdan beri var olan baş ağrım giderek şiddetleniyordu. Ama son haftalarda acıya daha dayanıklı olmayı öğrendiğim için aldırmamaya çalışıyordum. Bakışlarım boş salıncaklarda öylece oturuyordum. Malik'se parkın diğer ucunda bekliyordu. Onu görmek istemediğimi anlamış olmalıydı ama peşimi bırakmayacak kadar da dik kafalıydı. Oysa ki o gün arkasını dönüp gitmiş olmasını ne kadar da isterdim.
Ya da istemezdim. Emin değilim.
En sonunda beynim parçalanıyormuş gibi hissetmeye başladığımda ellerimi başıma sardım ve gözlerimi sımsıkı yumup bankta küçük bir top haline geldim. Başım dönüyordu ve kulaklarımda tuhaf anlamlandıramadığım konuşmalar vardı. Çığlık atmak istiyordum. Fakat dişlerimi sıkmaktan ona sıra gelmiyordu. Varlığım karanlığa gömülmeden önce en son duyduğum şey Malik'in sakin fısıltısı oldu.
"Az kaldı. Her şeyin geçmesine çok az kaldı."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kız Kardeşime Mektuplar
ContoCanım Kardeşim, Bu tuhaf adamla nasıl tanıştığımın hikayesi.
