Dilay zaten Koray'ın tepkisinden şaşkındı şimdi bu davranışıyla Koray'ın ne planladığını düşünür olmuştu. Bu denli bir değişim normal miydi? Belki de normaldi, oldukça suratsız ve soğuk bir adamdı. Koray'la çıktığından beri Koray hiçbir şey söylememiş, Dilay'ı peşinde bir süre dolaştırmıştı.
Koray kendince eziyet etmeye başlamıştı bile. Bu esnada ne kadar zor, mesafeli ve katı bir patron olduğunu göstermeyi de ihmal etmedi. Hiç gülmezmiydi bu adam.
En sonunda Koray'ın odasına gittiler ve Koray oturmasını söyledikten sonra uzunca bir süre sessizlik olmuşlardı. Koray, Dilay'la ilgilenmiyordu dahası o yokmuş gibi davranıyordu. Sonunda ayağa kalktı Dilay:
"Ben sizi işlerinizden alıkoymayayım. Eğer bana ne zaman başlayacağımız söylerseniz..." diyecek oldu ama Koray tarafından kesildi sözü;
"Henüz çıkabileceğinizi söylemedim" dedi, soğuk ve sertti.
"Peki, sonunda söylemeyi düşünüyor musunuz acaba?"
"Evet, hanımefendi" dedi, Koray.
"Dilay" diye düzeltti Dilay ve Koray'ın manasız bakışlarıyla çarpışınca 'işimiz var seninle anlaşıldı' diye söylendi.
"Yüksek sesle hanımefendi, aksi takdirde insanlar özgüveniniz olmadığını düşünür"
"Sizi dinliyorum" dedi, Dilay sert ve yüksek sesiyle.
"Ne diyorduk, hah! Bundan sonra tüm görev yerlerinizi ben tayin edeceğim... Emirlerinizi bizzat ben vereceğim" dedi ve Dilay'ın dondurucu mavilerinden kaçınarak "ilk görev yeriniz ana kapı hanımefendi... Yeni işiniz hayırlı olsun" dedi ve ayağa kalktı.
"Hemen mi?" diye sordu Dilay.
"Evet, bir sakıncası yoksa eğer, hemen"
"Emredersiniz" dedi ve kalktı.
"Ha bu arada" diyerek durdurdu Dilay'ı Koray.
"???"
"Görev kıyafetlerinizle ilgili asistanım Gülce Hanım yardımcı olacak size" dedi ve Dilay'ın sinirli çıkışını büyük bir zevkle izledi ardından.
Kudret Bey, artık eve Melek'inin yanına dönmenin vakti geldi diye düşünüp çıktı ofisinden ama öncesinden Koray'a uğramak istedi.
"Gelsene baba"
"Yok, oğlum çıkıyorum annen bekliyor. Hem haber vereyim dedim hem de Dilay konusunda ne kadar doğru bir karar verdiğini söylemek istedim"
"Görüşürüz baba" dedi, gülümseyerek.
Kudret Bey, tam çıkacakken ana kapıda Dilay'ı görünce şaşırdı;
"Dilay!"
"Gidiyorsunuz sanırım, İyi günler dilerim" dedi, Dilay. Gülümsüyordu, bu adama kanı kaynamıştı. Tıpkı rahmetli babası gibiydi hali, tavırları.
"Seni buraya mı attılar? Hem de ilk dakikadan" dedi, telefonunu çıkarmıştı ki, Dilay engel oldu;
"Lütfen... Size en başta demiştim, ben torpil istemiyorum. Hem sizin ricanızı yerine getirebilmek için güvenlik duvarının her katında çalışmak işime gelir"
"İyi peki, sen daha iyi bilirsin. Ama en azından sabah başlasaydın"
"Sorun değil..." dedi, inanmaz gibi bakan yaşlı kurda "gerçekten" diyerek teyit etti.
"İyi akşamlar güzel kızım"
"İyi akşamlar efendim"
Aslında Dilay, biran önce eve gidip annesine ve kardeşine bu güzel haberi vermek için can atıyordu ama iş hayatıydı bu. Öyle eskisi gibi her istediğini canı çektiğinde yapacak lüksü yoktu bu iş yerinde. Üstelik aksilikler abidesi bir adamla aynı ortamda çalışması gerekiyordu.
Gün tüm can sıkıcılığına rağmen bitmişti sonunda. Dilay olumsuzluklara rağmen müjdeyi vermek için koştu evine... Eli boş gitmek istemedi, bir pasta aldı, kardeşinin en sevdiği böğürtlenli olandan.
"Hayırdır güzel kızım, kutlama varda haberimiz mi yok?" dedi, annesi eli dolu kızını görünce.
"Var annem var tabi, kızının işe girmesini kutlayacağız" dedi sarılıp annesini öperken.
"Ciddi misin? Buldun mu sonunda iş?"
"Buldum ya, kocaman bir holdingde hem maaşıda gayet iyi... Sonunda rahat ettireceğim sizleri" dedi, gözleri buğulanmıştı sanki.
"Gözünaydın yavrum, Allah'ım temiz kalbine göre vermiş ne güzel. E anlat bakalım nasıl memnun musun?"
"Memnunum annem, patronlarım da çok iyi insanlar" dedi, söylediği yalan gözlerine yansısa da annesine hissettirmeden konuyu değiştirmeyi başardı "eee Nilay hanım neredeler, ablaya bir hoşgeldin yok mu?"
"Ablam gelene kadar bir duşa gireyim demişti, gelir şimdi"
"Eh hadi bir sürpriz yapalım küçük hanıma, en sevdiği pastadan aldım dayanamaz bilirsin"
Nilay'ı beklerken odası gitti Dilay ve tek dostu çocukluk arkadaşı Nur'u arayarak onada haber verdi yeni işini. İki ayrı şehirde olsalarda tanıştıkları ilk gün ki gibiydi dostlukları. Bundan sonra herşey daha güzel olacaktı emindi. Artık geriye birtek babasının intikamını almak kalmıştı. Babasının kanını yerde bırakmayacak katillerini bulacak ve adalete teslim edecekti.
Özel timdekiler de bu konuda çalışıyorlardı ama daha önemli işler araya girince üç yıldır şeytanın dölünün bir türlü yakayı ele vermesini sağlayamamışlardı.
..................
Dilay sabah erkenden kalkmıştı her zaman olduğu gibi, ayakları gitmek istemese de kolay vazgeçmezdi hiçbir şeyden. Hem Koray Bey'in tüm aksiliklerine rağmen Kudret Bey için bile kalabilirdi orada.
Spor ve rahat giyimden hoşlanıyordu. Bu işten yana en sevdiği kısım da buydu, spor giyinip gidiyordu sonra üniformasını giyiyordu. Saçlarını topluyordu, karışanı edeni yoktu. Hazırlanıp çıktı evden. Mesai saatinden yarım saat kadar erken gitmişti. Üniformasını giyinmiş ve kapıdaki yerini almıştı.
Çalışanlar yavaş yavaş gelmeye başlamıştı. O saate kadar sadece temizlik çalışanları ve güvenlikçilerden başka eleman yoktu holding binasında. Kapının önünde bir araba durdu ve içinden Koray Bey indi. O anda tüm çalışanlar hazırola geçip beklemeye başladılar. Koray bir eli cebinde ilerledi, tam Dilay'ın önüne gelince durdu;
"İyi,en azından saatinde gelebilmişsiniz hanım efendi" dedi ve Dilay'ın ne tepkivereceğini umursamadan geçip gitti. Başlamıştı işte yıldırma operasyonu ama omaviler çok zorluyordu Koray'ı...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DAVETSİZ GELEN
Romanceİki deli fırtına, iki deli ruh, Koray ve Dilay''ın sevdası hiç kolay olmadı. Biri fırtınaydı diğeri kasırga, Biri delice akan nehir diğeri çağlayan. ......... Kalbine davetsizce giren okyanus gözlü kızı seyrediyordu her gece olduğu gibi. Buzd...
