Merhabalar
Uzun zaman oldu biliyorum ama elimde olmayan nedenlerden dolayı bir süre bölüm yayınlayamadım. Zamansız gelen adlı hikayeye hala ulaşamadım ama bu hikayeyi daha önce yazmış olduğum için düzenlenmemiş bölümlerini buldum nihayet.
O zaman kaldığımız yerden devam edelimmi
Umarım beğenirsiniz
Keyifli okumalar
seviliyorsunuz :))
......
Dilay annesiyle, kardeşiyle sırayla hasret giderdi... Onlarsız geçen her an sanki yüreğinde yeni bir yere işleniyordu. En son istediği şeydi bu acımasız hayatta onları yalnız bırakmak ama başkaca çaresi de yoktu. İkisine de ayrı ayrı sarıldı sıkıca, öptü doyasıya. Nur ile sarıldıktan sonra Ekrem Beye doğru ilerledi ve ve sarıldıktan sonra kaçamak bir bakışla kendisini izleyen Koray'a bakıp kendisini heyecanla bekleyen Mete'ye yaklaştı içten olmasa da sarılıp öptü.
"sizi patronumla tanıştırayım, Koray Bey" dedi, işaret ederek. Önce annesini, kardeşini, Nur'u, Ekrem Beyi, Mete'yi...
"memnun oldum" dedi Koray hepsinin teker teker elini sıktı, Ekrem Beye "Ekrem amca" diyerek sarıldı, Mete'yle tokalaşırken birbirlerini boğazlayacaklarmış gibi bakmışlardı birbirlerine Nur'a ise "küçük cadı yinemi sen" diyerek başıyla selam verdi...
Koray'ın düşünceli davranışı sayesinde babasına taze bahar dalları getirmişti Dilay , içinden teşekkür etti Koray'a, şimdilik ... Bir süre sessiz bir şekilde konuştu babasıyla her gelişinde verdiği sözleri tekrarladı ,bir farkla artık gerçekleştirmeye daha yakındı..
Mezarlık ziyareti bitince Koray bütün aileyi yemeğe davet etti. Ayten hanım işlerine mani olmak istemediklerini söyleyip teşekkür ettiyse de Koray ısrar edince hep birlikte güzel bir restorana gittiler.
Koray'ın Ekrem beyle olan samimiyeti, ailesine karşı ilgili davranışları Dilay'ın gözünden kaçmamıştı. Hele de Koray'ın Nilay'ın okuduğu yeri öğrendikten sonra stajı için kendi şirketini önermesi iyice şaşırtmıştı Dilay'ı..
Koray'sa Dilay'a bu kadar yakın olmanın tadını çıkarıyordu kendince ailesini sevmişti. Mete'nin yemek boyunca Dilay'a bakışlarını defalarca yakalamış olsa da Dilay'ın söylediklerinden sonra sakin kalmayı tercih etti, böyle bir ortamda huzursuzluk çıkarmak yersizdi ama bakışlarıyla Mete'ye mesaj vermekten de geri kalmadı onu Dilay'ı izlerken yakaladığı her an yeniden ve yeniden.
Dilay bütün bu olanları sanki dışarıdan biri gibi izlerken; Koray'ın ailesi tarafından kabul görmesi içten içe hoşuna gitmişti ve rahatlamıştı. Bugün karşısında gördüğü Koray çok farklıydı her zamankinin aksine. Koray'ın bu yeni tarzı zaten karışık olan aklını daha fazla kurcalamaya başlamıştı. Mezarlıkta annesi ile özel olarak ilgilenmesi acısını paylaşma çabası, Nur uçağı yüzünden erken ayrılmak zorunda olduğunu belirtip kalkmak istediğinde arabası ile göndermesi, her davranışı ile tamamen farklıydı ve Dilay'ın kalbinde açtığı delik gittikçe büyüyordu o inkâr etmeye devam etse de.
Yemek dönüşü Koray onları bırakacaklarını söyleyince Ekrem Bey ve Mete'ye veda ederek ayrıldılar. Koray uyarı dolu bakışlarını atmayı ihmal etmeden sıktı Mete'nin elini, Ekrem amcasıyla da sarılıp daha sonra yeniden görüşme dileğini ileterek ayrıldılar.
Yol boyunca Nilay ve Koray'ın keyifli sohbeti de kaçmamıştı Dilay'ın gözünden. Eve geldiklerinde annesinin kahve teklifini geri çevirmedi Koray ve yukarı çıktılar birlikte. Dilay'ın yaşadığı evi görmek onun hayatına dâhil olmak Koray'ı heyecanlandırmış, kendini yeni yetme delikanlılar gibi hissetmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DAVETSİZ GELEN
Romansaİki deli fırtına, iki deli ruh, Koray ve Dilay''ın sevdası hiç kolay olmadı. Biri fırtınaydı diğeri kasırga, Biri delice akan nehir diğeri çağlayan. ......... Kalbine davetsizce giren okyanus gözlü kızı seyrediyordu her gece olduğu gibi. Buzd...
