Bölüm 26

1.2K 81 2
                                        



Koray Dilay'ı izlerken kalp atışları ritmini değiştirmişti yine. Hiç böyle olmamıştı biliyordu aslında itiraf etmese de bunun saplantıdan öte bir durum olduğunun da farkındaydı. Eğer ona değer vermese farklı şeyler hissetmese şimdiye kadar çoktan bir yolunu bulup onu elde etmişti ama böyle olsun istemiyordu.

Onu izlerken bir şeyin daha farkına varmıştı aldığı geceliklerden birini giymişti Dilay. Ama yine aynı şeyi yapmıştı. O halde terastaydı. O anda orda bir koruma olsa kesin görmüştü Dilay'ı. Bunları düşünmesi ile kıskançlık bütün bedenini esir aldı yeniden ve istemdışı kendini bahçeyi kontrol ederken buldu. Bunu fark ettiğinde ise güldü kendi kendine.

Sadece bir korumanın orda olup onu görme düşüncesi ile bile bu kadar gerilmişken az sonra olacakları bilse vakit kaybetmeden Dilay'ı uyarır üstüne başka şeyler giymesini isterdi. Hatta bir daha o şekilde oraya çıkmaması konusunda kesin bir dille uyarabilirdi bile, Dilay'a onu izlediğini belli etmesine aldırış bile etmeden. Aslında çok daha fazlasını yapabilirdi bu kıskançlıkla... Bu gece damarına zerk olan zehirli kıskançlığın Koray'a olan etkisi oldukça net bir şekilde gösterecekti kendini Dilay'a.

Dilay bir süre daha terasta kaldı üzerinde yakıcı bakışların olduğunu bile bile. Sonrasında 'eğer beni izliyorsa' diye düşünürken giydiği geceliğin farkına varınca tam içeri doğru hareketlenmişti ki; bahçenin boş tarafından, karanlığın içinden gelen seslerle yönünü aksine çevirdi. Dönmesiyle birlikte ağaçların arasından geçen karartıları görmesi bir oldu.

Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu düşünmesi uzun sürmedi. Daha dün şirkete girilmişti ve aradıklarını bulamamıştı adamlar. Buraya da girmeleri içten bile değildi. Önce korumalardır diye düşündü ama bu kadar sinsice gezmelerine mantık getiremedi. Üstelik korumaların bu tarafa geçmeye cesaret edemeyeceğini adı gibi biliyordu. Geçen geceden sonra Koray'ın gazabına gelmek en son isteyecekleri şeydi hepsininde. Bir bakışı ile bile çalışanları muma çevirebiliyorken o uyarıdan sonra kimse buna cesaret edemezdi. Alelacele içeri girerek silahını aldı üstündekilere aldırış bile etmeden kendini evden dışarı attı.

Koray, Dilay da ki ani değişikliğin sebebini merak ederken onun o halde hızla bahçeye çıkıp ağaçlıklara doğru ilerlediğini gördü. Neler oluyordu yine üstelik birde gecelikle fırlamıştı dışarıya. Hemen aşağı indi damarlarındaki kan kıskançlık olmuş akarken diğer korumalarında Dilay'ın peşinden o tarafa doğru gittiklerini gördü.

Korumalardan birisi hemen gelerek Koray dışarı çıkacağı sırada telsizden Dilay'ın dediklerini anlattı. Patronunun tavrından ne yapacağını bilemedi ama Dilay'ında kesin emri vardı. Bahçede şüpheli şahıslar vardı ve onun güvenliği için Koray'ın dışarı çıkmaması gerekiyordu.

"Efendim üzgünüm ama dışarı çıkmanıza izin veremem. Güvenliğiniz için. Dilay Hanımın kesin emri var"

"Ne demek oluyor bu" diyerek kükredi Koray, kıskançlıktan hiç bir şey görecek ya da açıklama dinleyecek durumda değildi. Camdan Dilay'ın kısacık etekli derin sırt dekolteli kırmızı gecelikle koştuğunu gördüğünden beri sağlıklı düşünme yetisini biranda yitirmişti. Bunun üzerine birde kim olduğunu bile bilmediği adamların peşine düşmüş hali gözlerinin önünde belirince; Koray'ı kimse orada tutamazdı. Gözü dönmüştü bir kere...

"sakın bana ne yapacağımı söyleme, görevin korumak, sadece korumak" dedi işaret parmağını sallayarak.

Görevli Koray'ın öldürücü ve ateş saçan bakışları arasından kekeledi patronunu kızgın çok görmüştü ama böylesini hiç görmemişti.

DAVETSİZ GELENBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin