Bölüm 21

1.3K 76 0
                                        


Dilay içinde bulunduğu gelgitlerin etkisiyle epeyce vakit harcamış ve sonunda mayoyu giymeme kararı almıştı. En azından direk olarak Koray'ın isteğini yerine getirmeyecekti. Telefonu birkaç saniye titreşip kapandı, Mete'ydi bu. Çaldırıyordu ve Dilay müsait olduğunda arıyordu onu.

"Efendim Mete"

"Nasılsın Dilay?" diye sordu özlem ve acı vardı sesinde.

"İyiyim Mete ama vaktim kısıtlı, ne yaptınız?"

"Bu sabah düzenlenen operasyonda kayıtları ele geçirdik"

"Ve?"

"Ve müsait olduğun zaman alabilirsin"

"Harika ama benim şu sıra buradan ayrılmam imkânsız Mete. Biliyorsun yarın babamın yıldönümü ve ben dışarı çıkma hakkımı yarın kullanmak istiyorum ve o kayıtları da en kısa zamanda almam lazım"

"Tamam, ben getiririm, hem seninle konuşmak istiyordum"

"Mete bu sıralar sana uzun zaman ayırabilmem mümkün değil. Tehdit unsurlarını ortadan kaldırmadan ve ihaleyi sağsalim atlatmadan bu mümkün değil ama sonrası için uygun bir zaman kollarız olur mu?"

"Tabi Dilay, sen nasıl istersen"

"Tamam, o zaman ben sana bu akşam getireceğin yeri bildiririm"

"Peki... Ha Dilay!"

"Efendim" derken aşağıdan bir ses duydu;

"Dilay" diye sesleniyordu Koray.

"Mete kapatmam gerek, yarın mezarlığa gel orda konuşuruz" demişti.

"Dilay çok sürmez, iki dakika daha lütfen"

"Mete mümkün değil" demiş ve kapamıştı, Koray'dan korktuğundan değil ama bir gün sonra dışarı çıkması gerektiğinden ve bunun için Koray'ın iznini almak zorunda olduğundan...

"Seni çok özlüyorum" diyemeden kapamıştı Dilay telefonu. İndi aşağıya ve kapıda bekleyen Koray'ın karşısına dikildi;

"Buyurun"

"Beş dakikan doldu üstüne on beş dakika daha geçti, çalışanlarımın dakik olmalarına hep önem vermişimdir"

"Geçerli bir mazeretim var"

"Mazeretiniz her neyse benim umurumda bile değil hanımefendi. Ben size beş dakika içinde üstünüzü değiştirmiş bir şekilde havuz başında olmanızı emretmiştim ve siz emrime uymadınız"

"Uymaya da niyetli değilim. Hiçbir kuvvet bana o şeyleri giydirip o havuz başına indiremeyecek" dedi ve kapıyı Koray'ın yüzüne kapadı.

Koray, yüzüne kapanan kapının içinde yarattığı hırs ve yeni bir reddedilmişlikle gözlerinin iyice karardığını hissetti. Kapının önünde epey süre bağırdı, yeni emirler savurdu, kapıyı yumrukladı, omuz attı ama açmayı başaramadı. En sonunda sinirine hâkim olamayıp yandaki pencereyi yumruklayıp parçaladı ve tüm hıncını içine atladığı havuzda kulaçlarını hızla çırparak çıkarmaya çalıştı.

Dilay'sa bir süre evin içinde dolanmış, kulaklarını Koray'ın sesine kapamaya çalışmıştı ama en son kırılan cam sesiyle içine düşen merak ve telaşla terasa çıkıp baktı. Koray'ın havuza atlayıp hırsla kulaç atışını gördü ve her kulaçta elinden süzülen kanları. İçinde sızlayan bir yerler vardı, canını yakan.

Dilay kanları da görünce daha fazla duramadı ve koşarak indi aşağıya, Koray hala cansiperane kulaç sallıyordu suya karşı.

Bugün aksiyon hiç eksik olmayacaktı bir kez daha anladı günün devamında olacakları sezmiş gibi. Evinin kapısından çıkar çıkmaz bir havuza birde kendisine bakanı gördükten sonra.

DAVETSİZ GELENBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin