Koray ,Dilay'ın gözlerine bakmak için bir adım öne geldi, o güzel mavilikler buğulanmıştı da kendini zorluyordu sanki ıslanmamak için. Dilay ardını döner dönmez gözünden yaşlar süzülüverdi. Farkında bile olmadan elinin tersiyle sildi yaşları daha çıkmadan, bir nevi savunma mekanizmasıydı bu da, kimse ağladığını görmemeliydi, hele ki Koray.
Koray, dün gece Mete'nin 'yarın görüşürüz' sözlerinin üstüne Dilay'ın onunla buluşmak için izin istediğini düşünmüştü ama bunun için gözyaşı dökebileceğini hiç düşünmemişti. Dilay'ın ağlayabileceğini hiç düşünmemişti.Tanıdığ Dilay'a nedense ağlamayı yakıştırmamıştı birden. Dilay'ın peşine takıldı ve odasına geldiğinde kapının ardında gözyaşlarıyla yaptığı telefon konuşmasına kulak misafiri oldu.
"anne... Anne ben gelemiyorum çok üzgünüm... Biliyorum, bugün sizi yalnız bırakmak istemiyorum ama elimden hiçbir şey gelmiyor... Anne, babamdan özür dile benim için, yıl dönümünde onu ziyarete gidemediğim için, ona en güzel çiçekleri götüremediğim için, toprağını gözyaşlarımla sulayamadığım için... Ve onu çok sevdiğimi, çok özlediğimi söyle... Özür dilerim anne, çok özür dilerim... Sizi yalnız bırakmak zorunda olduğum için, her şey için" dedi ve katıla katıla, hıçkıra hıçkıra ağladı.
Koray, Dilay'ın hıçkırıklarını da, konuşmalarını da duymuştu kapının ardından. O izin isterken böyle bir nedeni olduğunu hiç düşünmemişti ve şimdi o içerde ağlarken; kendi içinde bir yerler sızlıyordu ve Dilay'ın hıçkırıkları Koray'ın canını da en az Dilay kadar yakıyordu. Sonrasında duyduklarından sonra içeri gidip onu sımsıkı sarıp özür dilemek ve üzüntüsüne ortak olmamak için zor tuttu kendini...
Dilay annesi ile konuşurken hıçkırıklara boğulmuştu. Uzun zamandan beri akmayan yaşlarını bir anda bırakıvermişti. Günlerin gerginliği içinde yaşadığı ama dillendiremediği duygular birde üstüne dün gece olanlar ve bugün Koray'ın izin vermemesi eklenince tutamamıştı gözyaşlarını.
Annesi onun ağladığını duyduğunda daha çok endişelenmişti kızı için ve biliyordu ki Dilay öyle kolay kolay ağlayacak biri değildi. Bir sorun olduğunu düşündü ve hıçkırıkları içinde kızına neler olduğunu sordu.
Dilay annesinden gelen soruya önce ne diyeceğini bilemedi ama Koray izin vermediği için gelemeyeceğini, bilmesini de istemiyordu nedenini kendi de bilmese de.
"Hayır, anne patronumun haberi bile yok sadece bugünler çok zor geçiyor zaten sabah bütün kanallarda bizden bahsediliyordu biliyorsun. O yüzden şimdilik buradan ayrılamıyorum güvenlik şefiyim unuttun mu?"
"..."
"Böyle bir durumda kendi özel meselemi gündeme getiremezdim değil mi? şimdi gelemiyorum ama en kısa zamanda sizi de babamı da ziyaret edeceğim. Affedin lütfen" derken de ağlıyordu "Kendinize iyi bakın oldu mu?"
"..."
"Nilay'ı da öp benim için" dedikten sonra telefonu kapatarak soluğu odasının balkonunda aldı. Rahatlaması için buna ihtiyacı vardı.
Koray bütün olanlar için kendine lanet ederek odasına doğru çevirdi yönünü ve sekreterinden pilotu arayıp helikopteri biran önce hazırlaması için talimatını sıralarken Dilay'ın geçmişi ile ilgili bütün ayrıntıları da biran önce masasında görmek istediğini söyleyerek odasına geçti.
Aslında Dilay'ın yanında olmak için can atıyordu ama Dilay'ın bu durumdayken onu karşısında gördüğünde daha kötü olmasını da istemiyordu. Gitmemek daha doğruydu şimdilik onun biraz sakinleşmek için zamana ihtiyacı vardı Koray'ında gerekli bilgileri elde etmek için...
Kısa bir süre sonra istediği bütün bilgiler elinde ve pilotun da hazır olarak beklediğini söylemek için Gülce Hanım girdi içeri ve Koray'ın duymayı istediği şeyleri söyleyerek çıktı dışarı. Bir şeyler olduğu kesindi ama ne olduğunu anlamadı. Dilay hanımın neden geçmiş bilgileri bu kadar acil lazımdı ki.
Koray istediğini bulmuş olmanın rahatlığı ile Gülce hanıma Dilay'a haber vermesini çatıda buluşacaklarını acil bir işinin çıktığını söyleyerek kapattı telefonu ve ceketini de alarak odadan çıkıp bütün toplantıları iptal etmesini söyleyerek yukarı çıkmak için asansöre bindi.
Dilay çatıya çıktığında bu olağanüstü hal sebebini merak etmişti fazlasıyla, üstelik yanlarında hiç koruma almadan bir helikoptere binmiş ve yola koyulmuşlardı.Koray biner binmez pilota arabasını gidecekleri yere yollamaları içinde talimatını verdikten sonra arkasına yaslanıp sessiz kalmayı tercih etti.
"Nereye gittiğimizi öğrenebilir miyim? Üstelik korumasız, bunun tehlikesinin farkındasın değil mi?" diye sordu Dilay.
"Her şeyin farkındayım ama bu durum canımın tehlikeye girmesinden daha önemli"
"Peki, bu kadar önemli olan işi ben de öğrenebilir miyim?"
"İndiğimizde öğrenirsin" dedi bakışlarını dışarıya çevirince.
Bir süre konuşmadan gittiler, Dilay dışarıyı izlemeye koyulmuştu ki ilerden mezarlıkları görünce şaşkınca gözlerini, süzülmeye başlayan yaşlara rağmen Koray'a çevirdi.
"Ama bu..." diyecek oldu;
"Bir şey söyleme lütfen, eğer söyleseydin..." dedi, uzatıp elini Dilay'ın elinin üstüne koyup güven verircesine hafifçe sıktı.
"Bu yaptığının benim için ne anlama geldiğini bilemezsin" dedi, elini ağzına kapadı, annesiyle kardeşini görmeden önce toparlanmaya çalışıyordu.
"Özür dilerim Dilay" diye mırıldandı Koray, hayatında neredeyse hiç özür dilememiş olduğu o kadar belliydi ki.
"Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim" dedi, inerlerken gözyaşlarını sildi, yanında duran Koray'a baktı ve birlikte mezarlığa doğru yürümeye başladılar. Mezarlığa yaklaştıklarında;
"Sanırım burada beklesem daha iyi, aileden değilim ne de olsa, yalnız kalmak istersiniz belki"
"Lütfen" dedi, Dilay gelmesi için "Zaten Nur, Mete ve Ekrem Beyde olacak" dedi, Koray'a oraya vardıklarında sürpriz olmaması için.
"Yani?"
"Yani yalnız olmayacağız ve seni de aramızda görmekten memnun oluruz"
"Babanı ve aileni daha fazla bekletmeyelim o zaman"
"hı hı" dedi tam adım atacakken, Koray elinden tuttu;
"Dilay?"
"Efendim"
"Dünkü adam... Sevgilin miydi?"
"Burası bunları konuşmak için pek uygun değil Koray buradan ayrılınca anlatırım ama içinin rahat etmesi açısından şu kadarını söyleyebilirim ki; hayır Mete'yle aramızda iyi bir dostluktan başka bir şey yok, olamazda"
"Anladım, teşekkürler cevapladığın için... Sonra konuşacağız demiştin ama söylemeden geçemeyeceğim, belki o senin için sadece bir arkadaştır ama ben onun aynı fikirde olmadığından eminim"
"Bu sonucu değiştirmez ama"
"Buna sevindim işte"
"Hadi gel seni ailemle tanıştırayım" dedi hala kurumamış kirpiklerinin altında; ilk defa fırtınalı buzdan mavilerinin yerini durulmuş sakin enginlere bırakmıştı.
"Ekrem Bey dediğin o mu?" Arkası dönük adamı işare ederek
"Evet, babamın eski ekip arkadaşı, biz ortağı deriz. Tıpkı Mete ve benim olduğumuz gibi, eskiden yani" diye açıklamak istedi.
"Bizim Ekrem amca ha?" dedi gülerek.
"Tanıyor musun?"
"Evet, babamın kadim dostudur."
"Anladım"dedi, hemen hemen gelmişlerdi ki Dilay annesine doğru hızlanarak ilerledi"anne"
...........
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DAVETSİZ GELEN
Romanceİki deli fırtına, iki deli ruh, Koray ve Dilay''ın sevdası hiç kolay olmadı. Biri fırtınaydı diğeri kasırga, Biri delice akan nehir diğeri çağlayan. ......... Kalbine davetsizce giren okyanus gözlü kızı seyrediyordu her gece olduğu gibi. Buzd...
