İki deli fırtına, iki deli ruh, Koray ve Dilay''ın sevdası hiç kolay olmadı.
Biri fırtınaydı diğeri kasırga, Biri delice akan nehir diğeri çağlayan.
.........
Kalbine davetsizce giren okyanus gözlü kızı seyrediyordu her gece olduğu gibi. Buzd...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Koray kapıya geldiğinde görmüştü Dilay ve Mete'yi. Konuştuklarını duyamasa da Dilay'ın Mete'yle oldukça samimi görüntüsü, Mete'nin Dilay'a âşık bir erkeğin baktığı gibi bakması, daha önce Dilay'ın defalarca şirkette yaptığı telefon görüşmelerine şahit olması ve en sonunda Dilay'ın Mete'ye sarıldığını görmesi zaten gergin olan sinirlerinin iyice gerilmesine neden olmuş, kıskançlık bütün bedenini bir anda esir almıştı. Her şey iyiye giderken gördükleri Koray'ı iyice çileden çıkarmıştı ama her şeye rağmen sakin olmaya çalışarak kendini hatırlattı Dilay'a.
"İyi geceler"
Dilay Koray'ın sesini duyduğu anda; Koray'ın yansıtmamaya çalışmasına rağmen sesinin tonundan yeni bir tartışmanın olası olduğunu biliyordu. Koray'ı epey tanıyordu ve onun ses tonundan her şeyi gördüğünü anlaması hiç de zor olmamıştı. Gerçi Koray işine geldiği gibi anlamıştı her şeyi ama Dilay yinede bir anda açıklama yapma gereği duydu ve Mete'ye hemen döneceğini söyleyerek kapının yanında duran Koray'a doğru hareketlendi.
Niye olduğunu bilmiyordu ama Koray'ın yanlış anlama ihtimali onu oldukça rahatsız etmişti. Neden böyle davrandığını, Koray'ın kendi hakkındaki düşündüklerinin neden bu kadar önemli olmaya başladığı üzerinde şimdilik durmamayı tercih etti. Koray'ın tam önünde durarak açıklama yapmak üzere başını kaldırdığında Koray'ın ateş saçan buzdan mavileriyle karşılaştı. Dilay tam açıklama yapmak isterken Koray tek kelime bile etmesine fırsat vermeden konuşmaya başladı.
"İsterseniz beyefendiyi yollayın öyle konuşalım hanımefendi" dedi, ardına dönüp kenara geçti ve izlemeye başladı. Mete'nin Dilay'ı fazlaca sahiplendiğini hissetti keskin hareketlerinden ama Dilay kısa sürede yollamayı başarmıştı onu. Ancak Mete ayrılırken, son kez Koray'ın yüzüne bakmış ve Koray'a da duyuracak şekilde "yarın görüşürüz" demişti.
Dilay Mete'yi gönderdikten sonra derin bir nefes alarak arkasını döndü ve Koray'ın hala kapıda beklediğini görünce kopacak olan kasırganın şiddetinden iyice emin oldu.
Koray, Dilay'a kendisini takip etmesi için başıyla bir işarette bulunduktan sonra kapıdan eve doğru ilerlerken Dilay'ın ihlallerini bir bir sıraladı.
"Sana ön bahçede koruma görmek istemiyorum dedim ama kısa bir süre uyumamdan fırsat bulup onları oraya dikmişsin"
"..."
"İkincisi ve en önemlisi burada özel ziyaretçi istemediğimi kesin bir dille söylediğimi sanıyordum ama sen yine bildiğini okuyup önce arkadaşını sonra sevgilini burnumun dibine kadar getirdin"
"..."
"Üçüncüsü ben burada neyim ha bostan korkuluğumu? Sana burada kim patron öğretememişim anlaşılan ve daha öncede söylemiştim emirlerime kesin itaat istediğimi"
Dilay, şimdiye kadar susmuştu ancak şimdi açıklama gereği duymuştu: Mete'nin neden geldiğini;
"Mete buraya" derken Koray sözünü kesti. Dilay'ın açıklama yapmasına bile fırsat vermedi ama kendisini kıskançlığın akıntılarına o kadar kaptırmıştı ki Dilay'ında bir sabrı olduğunu ve sınırlarında dolaştığını fark etmedi.