İki deli fırtına, iki deli ruh, Koray ve Dilay''ın sevdası hiç kolay olmadı.
Biri fırtınaydı diğeri kasırga, Biri delice akan nehir diğeri çağlayan.
.........
Kalbine davetsizce giren okyanus gözlü kızı seyrediyordu her gece olduğu gibi. Buzd...
Aradan geçen birkaç günün ardından Kudret Beyin önüne Dilay'la ilgili rapor sunulmuştu. Merakla açıp incelemeye başladı.
"Dilay Karaman... Demek oğlumun hayatını kurtaran kız sensin ha? Çokta güzelmişsin..." diyerek incelemeye başladı, gördüklerinden hem hoşnut kalmış hem de kızın yaşadıkları karşısındaki dirayetine gıptayla bakmıştı. O sırada okudukları ise daha çok şaşırmasını sağlamıştı "işte bu... Seni nasıl yola getireceğimi biliyorum" dedi ve telefona sarıldı "alo, kızım insan kaynaklarını bağla bana" dedi ve beklemeye başladı. İnsan kaynaklarından personel müdürü Ahmet Beyi çağırttı hemen.
"Beni istemişsiniz Kudret Bey"
"Gel Ahmet, geç otur şöyle, soracaklarım var sana"
"Sizi dinliyorum efendim"
"Dilay Karaman, şirketlerimize iş başvurusunda bulunmuş" dedi, resmini uzatırken. Ahmet Bey biraz düşünüp yanıtladı;
"Evet, efendim güvenlik görevlisi olarak işe başvurmuştu ve biliyorsunuz ki biz bir güvenlik şirketiyle anlaşmalı çalışıyoruz. Üstelik bir bayan için olmayacak bir güvenlik düzeyinde çalışmak istediğini söylüyordu" diyerek açıklamaya çalıştı.
"Şimdi gidiyorsun ve bu kızın güvenlik görevlisi olarak başlamasını sağlıyorsun"
"Peki efendim, başka bir isteğiniz var mı?"
"Evet, kızı arayıp mülakat için çağırın, bizzat ben görüşeceğim"
Dilay günlerdir aldığı en güzel haberi almış ve ilk defa yüzünde sıcak sayılabilecek bir tebessüm oluşmuştu. Çok nadirdi aynanın karşısına geçtiği, neredeyse hiç bakmazdı, kendisiyle çok fazla ilgilenmezdi. Bir iş görüşmesine gidecekti. Talihi değişiyordu sanki... Artık her şey güzel olacaktı, hissediyordu. Ve işte hazırdı, bu işi almak üzere yola koyuldu.
.....................
Kudret Beyin odasında;
"Gel kızım otur şöyle" dedi Kudret Bey, Dilay'a yer gösterirken.
"Teşekkür ederim efendim"
"Bak kızım seninle açık konuşacağım. Sözümü kesmeden dinle lütfen"
"Dinliyorum efendim"
"Ben Koray Demirhan'ın yani şu geçenlerde kurtardığın gencin babasıyım. Ben oğlumu kurtarmaları için Ekrem'den yardım istemiştim. O da sağolsun beni kırmadı ve oğlum sağsalim kurtuldu. Daha doğrusu ben böyle sanmıştım. Sonra Ekrem'e teşekkür için gittim, orada oğlumu senin gibi yetenekli birinin kurtardığını öğrendim. Ve sana müteşekkirim"
"Anlıyorum ama bunun için..." diyecekken susturdu Kudret Bey;
"Sözümü bitirmedim küçük hanım"
"Affedersiniz"
"Ekrem Beyin yanından çıktığımda iki kişi senden bahsediyordu. Ne kadar yetenekli olduğundan ama işini bırakmak zorunda kaldığndan... Sonra bizim şirkete iş başvurusunda bulunduğunu öğrenince; dedim ki bu kız bu şirket için biçilmiş kaftan... Eee ne diyorsun?"
"Teşekkür ederim ama ben bu teklifinizi kabul edemem" diyerek kestirip attırdı.
"Neden? Daha şartları bile konuşmadık nedir seni reddetmeye sevk eden konu?"
"Buraya iş başvurusunda bulundum ama kabul edilmedim. Şimdi sırf oğlunuzu kurtardım diye torpille işe alınmayı kabul edemem. Hem..."
"Hem ne?"
"Hem bunu sizden Ekrem Beyin istemediği ne malum?"
"Bak kızım, seni kimin geri çevirdiğini bilmiyorum. Bu koca şirketten elimi eteğimi çekeli çok zaman oldu. Senin kurtardığın çocuk benim tek evladım, her şeyim ve ben bu saatten sonra onu senden başka kimseye emanet etmem. Bu yüzden senin bu işi kabul etmen için elimden geleni yapacağım hatta sen kabul edene kadar peşini bırakmayacağım"
"Bakın... Ben..."
"Bak Dilay kızım, kızım diyorum yanlış anlama ama bundan sonra sen benim kızım sayılırsın. Bunu hiç kimse değiştiremez. Bak onca ızbandut gibi adam korumalık ediyor ama bir tek oğlumu koruyamadılar. Sense onların yapamayacaklarını başardın ve onu bana getirdin. Şimdi sana bir patron olarak değil acılı bir baba olarak rica ediyorum. Bu işi kabul et. Hem birde..."
"Hem?"
"Hem birde güvenlik duvarında çatlaklar olduğunu düşünüyorum. Ve senin bunu da bulacağından eminim kızım" dedi, biran Dilay'ın gözlerinin içine baktı ve orada gördüklerinden memnun bir şekilde "şimdi var mısın bizimle birlikte çalışmaya?"
"Efendim ben..."
"İstediğin kadar düşünebilirsin, hemen cevap vermek zorunda değilsin. Bu da iş hayatımda yapmadığım ama sana geçtiğim tek torpildir. Sana başka torpillerim var sanma sakın. Bu tamamen senin yeteneklerinle ilgili"
Dilay, birkaç saniyelik sessiz kalıp düşündü. Aklına yatmayan noktalar vardı belki ama kendini ispatlamıştı. Dahası bu işe ihtiyacı vardı, bakması gereken bir ailesi vardı. Çok fazla düşünüp gurur yapacak lüksü de yoktu. Ayrıca Kudret beyin dediği gibi bir çatlak varsa mutlaka o adamlarla ilgiliydi ve bu şekilde babasının katiline de ulaşabilirdi. Kudret Beyin gözlerine baktı;
"Düşünmeye gerek yok Kudret Bey, teklifinizi kabul ediyorum" dedi ve ayağa kalkıp elini uzattı.
"Pişman olmayacaksın kızım, hiç pişman olmayacaksın" dedi, Dilay'ın elini sıkarken.
"Teşekkür ederim efendim ama bende normal bir güvenlik elemanı nasıl işe başlıyorsa öyle başlamak isterim, ne fazla ne eksik" dedi, Dilay Kudret Beyi hem şaşırttı hem de kendine hayran bıraktı.
"Hiç kuşkun olmasın" dedi, Kudret Bey, Dilay'ın elini bırakmadan.
"Ne zaman başlıyorum?"
"Eğer istersen hemen"
"İsterim tabi" dedi.
"Ha bu arada sana bahsettiğim şüphelerim, yani güvenlikteki köstebekle ilgili olanlar"
"Evet"
"Şimdilik aramızda kalsın, sen el altından araştır bu işi, hatta oğlum bile bilmesin. Raporlarını da bizzat bana iletirsin anlaştık mı?"
"Anlaştık"
"Hadi, gel seni oğlumla tanıştırayım. Gerçi siz tanışıyorsunuz ama"