Bölüm 12

1.5K 83 2
                                        

uzun bir bölüm oldu.

Yorumlarınız eksik olmasın lütfen

Keyifli okumalar

Pazartesi yeni bölümle  görüşmek  üzere

seviliyorsunuz canlar:))

...............................


Koray'dan böyle bir hamle beklemeyen Dilay afallamıştı ama çabuk toparlandı. Toparlanmasıyla Koray'ın güçlü kollarından kurtularak çenesinin tam ortasına okkalı bir yumruk indirdi.

"Eğer canına susamadıysan bir daha asla deneme aksi takdirde bir daha ki sefere seni elimden kimse alamaz" dedi, elinin tersiyle ağzını sildi.

Koray, darbenin şiddetiyle çenesini tutup sağlamlığını kontrol etti sert bir bakışla, patlayan dudağından akan iki damla kanı yaladı;

"Kovuldun" dedi, Dilay'ın gözlerinin içine bakarak.

"Ne?"

"Duymadın mı? Seni kovuyorum"

"Beni işe Kudret Beyin aldığını hatırlatırım ve o kovmadan hiç kimse gönderemez beni" dedikten sonra koltuktaki telefonunu aldı ve kapıyı çarparak çıktı odadan.

Dilay biraz daha şirkette durursa elinden bir kaza çıkacağından korkuyordu. Kudret Beyi arayıp:

"Araştırma yapmak için biraz dışarı çıkmam lazım, haberiniz olsun" dedi.

Dilay'ın kendisini rahatlatmasının en kolay yolu kendini işe vermekten geçiyordu, o da öyle yaptı nitekim. Koray'ın Mete'ye cevap verdikten sonra kapadığı telefonu açtı tekrar.

"Alo Mete...

"..."

"Hayır, önemli bir şey değildi"

"..."

"Mete, önemli değildi dedim" diye çıkıştı.

"..."

"Sen neden aramıştın, haberler iyi mi?"

"..."

"Gerçekten mi, ee bu harika bir haber. Desene umduğumdan da çabuk bitecek bu iş" dedi, keyfi yerine gelmişti. Bu iş bitecekti, üstelik bir taşla iki kuş vuracaktı. Hem babasının katillerini bulacaktı hem de Koray'dan ebediyen kurtulacaktı. Kudret Beyin sevinmesi de cabasıydı...

Dilay daha büyük bir şevkle çalışmaya koyuldu ne var ki zaman akarken; Dilay'ın da rahat çalışmasına izin verilmeyecekti.

Koray, Dilay gittikten sonra büyük bir sinirle asistanı Gülce'yi çağırmıştı. Gülce, Koray'ın dudağını görünce şaşırmıştı. En son odaya girdiğinde hiçbir şey yoktu ve en son odaya girip sinirle çıkan da Dilay olduğuna göre... Ne olmuştu bu odada böyle.

"Buyurun efendim" dedi, Koray'ı hiç böyle sinirli görmemişti.

"Güvenlikten Dilay Karaman'ı bulup gönderin hemen bana"

"Peki, efendim" dedi tam dönecekken "Koray Bey... Dudağınız... Kötü görünüyor"

"eee?" dedi tersçe.

"İyi misiniz?"

"İyiyim, az önce kapıya çarptım desem inanacak mısın?"

"Şey ben, belki pansuman istersiniz diye..."

"Sağolun Gülce Hanım, siz bana Dilay Karaman'ı bulup yollayın yeterli. Ha bu arada bütün toplantılarımı da iptal edin"

Dilay, dışarıdaki araştırmalarını bitirmiş, Mete'nin gönderdiği teçhizatı almış işe dönmek için hazırdı ancak içinden gelmemişti hiç gitmek. Sahile doğru yürüdü biraz ama soluklanamadan telefonu çalmaya başladı, şirketten arandığını görünce:

DAVETSİZ GELENBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin