(medyadaki şarkıyı dinleyebilirsiniz)
Sabah başımdaki tarif edilemez ağrıyla sızlanarak uyandım. Elimi başıma bastırıp kendimce durdurmayı denedim ama tabii ki başarılı olamadım. Biraz daha yatakta oyalandıktan sonra zar zor Banyoya gittim ve duş aldım. Odama geçip giyindikten sonra üşengeç adımlarla mutfağa indiğimde, masanın etrafında Jacob ve Adrian'ı görmeyi beklemiyordum. Bu yüzden olsa gerek, ablam "hadi Duru otursana" diyene kadar bakışlarımı üzerlerinden çekmedim. Başımı sallayıp Adrian'ın yanına geçtikten sonra bardaktaki sudan bir yudum aldım. Aslında başka oturacak bir yer yoktu. Ama zaten olsaydı da buraya otururdum çünkü Jacob bilmese bile ona kendimce küsmüştüm. Aklıma dün Adrian'ın benim için yaptıkları geldiğinde yanağına doğru yaklaşıp "teşekkür ederim" diye fısıldadım. Jacob'ın bakışlarını üzerimizde hissedebiliyordum ama umursamadım. O da bana doğru yaklaşıp yüzündeki sırıtışla "bende teşekkür ederim" dedi. Anlamayarak ona baktım. Neyden bahsediyordu? "Beni öptüğün için" bunu kısık sesle söylemişti. Bu yüzden Jacob duymamıştı. Aslında sadece basit bir öpücüktü. Üstelik yanağından öpmüştüm. Kahvaltısını yapmaya dönünce bende öyle yaptım.
"Şu kız şey değil mi, voleybol takımının kaptanı?" Ross başını sallayıp gözlerini kıstı. "Çok arıza kız. Gıcık da birşey zaten. Egoist'in teki." Bahçedeki Bank'a oturmuş dedikodu yapıyorduk. Ve çok zevk aldığımı söylemem gerekirdi. Ross portakal suyundan bir yudum daha aldığında ben çoktan çikolatalı sütümü bitirmiştim. "Şu kız Mark'ın yanında gezip duruyor sevgilisi falan mı?" Ross'un birden sinirlendiğini farkettim. "Hayır değil!" diye tısladı. Kaşlarımı kaldırdım. "Mark da ona yüz veriyor ama" Ross sarı saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdı. "O kız Mark'ı seviyor. Mark onu seviyor mu bilmiyorum ama." "Kız bizden küçük gibi?" Başını salladı. "Evet. Bizden bir yaş küçük. Ismi Milena" kıza bir kez daha baktığım sırada zil çaldı. Ross'la sınıfa doğru çıkarken koridorda kalabalığın toplanmış olduğu tarafa doğru yürümeye başladım. Evet normalde arkadaşların birbirlerini beladan korumaları gerekirdi ama Ross'da benim gibi meraklı olduğundan heyecanla peşimden geldi. Kalabalığın arasından gördüklerim beni hayrete düşürürken Ross'un da benden aşşağı kalır yanı yoktu. O da şok içinde Jacob'la Adrian'a bakıyordu. Jacob Adrian'ın yakasından tutmuş ateş fışkıran gözlerle ona bakıyordu. Neden hiç bir öğretmen bakmıyordu? Ah lanet! Jacob yumruğunu sıkıp havaya kaldırdığında bir çığlık atıp koşarak kolunu tuttum. "Ne yapıyosun, dur!" Jacob sinirli bakışlarını bana çevirdi. "Şu piçi koruma!" Adrian'ın yüzünde alaylı bir sırıtış vardı. Allahım gerizekalı bu çocuk! "Onu korumuyorum!" Jacob kolunu çekip Adrian'a doğru bir adım daha attı. Bu sefer onun önüne geçtiğimde beni öldürecekmiş gibi bakıyordu. Kolumu sıkıca tuttuğunda başta acımasa da her saniye biraz daha sıktı. "Bırak kolumu!" Jacob biraz daha sıktığında Adrian beni kendine doğru çekti ve ben daha ne olduğunu anlamadan onu duvara yaslayıp bir tekme attı. "Ona dokunmayacaksın!" Jacob Adrian'ı sertçe itti ve "sana mı sorucam lan?!" diye bağırdı. "Tekrar onlara doğru gittiğimde Jacob'ı durduramayacağımı anlayıp Adrian'ın kolundan tuttum. "Kolumu bırakır mısın? Sana zarar gelmesini istemiyorum güzelim. Hadi." Jacob kaşlarını çattığında 'güzelim' lafına takıldığını anladım. Jacob Adrian'ın üstüne yürümeye başladı. Neden hiçbir Allah'ın kulu araya girmiyordu?! Jacob'ın kolunu var gücümle tuttum ve onu çekiştirmeye başladım. Birden kolunu çektiğinde kısa bir anlığına başım döndü ve kendimi yerde buldum. "Ah!" Dudaklarımdan bir inilti döküldüğünde Jacob korkuyla bana doğru koşup elimi tuttu. Sinirle elimi çektim ve ayağa kalktım. Ne zaman aktığını bile bilmediğim göz yaşlarım yanaklarımı ıslatıyordu. Nerden geldiğini bilmediğim bir güçle Jacob'ı ittiğimde en azından bir adım da olsa geriye doğru sendeledi. "Derdin ne senin! Ne istiyorsun! Söyle sende Kurtul bende! Ben dayanamıyorum çünkü! Senle konuşmuyorum bile sana ne gibi bir zararım olabilir ki?" Titreyen çenemi durdurmaya çalıştım. "Neden yapıyosun bunu bana neden!" Gideceğim sırada kolumu tuttuğunda hırsla kolumu çektim. Ve "bırak!" diye tısladım. Ona beni düşürdüğü için sinirli değildim. Sadece sinirlerim tam olarak şimdi kontrolünü kaybetmişti ve tek düşünebildiğim eve gitmekti. Sınıfıma doğru koşmaya başladığım sırada Luna'nın kahkahası kulağıma doldu. "Ne kadar şirinden sen öyle ay tatlım! Böyle Jacob'ın dikkatini çekebileceğini mi sanıyosun?" "Ne diyosun sen be?!" Kontrolümü tam olarak yitirmiş gibiydim. Üstüne yürümeye başladığımda gözleri korkuyla büyüdü ve bir adım geri gitti. Karın boşluğuna attığım tekmeyle 2 büklüm olurken bacağına vurduğumda yere düştü. "Kızım bak sana bi koyarım 2 80 yere kapaklanırsın! Hoş gerek kalmadı da!" Üzerine çıkıp koyu kahva saçlarını elime doladığımda etraftan uğultu halinde sesler geliyordu. Ama hiç birini anlamıyordum. Tek istediğim onu kendi ellerimle parçalamaktı. Birden belimde bir el hissettiğimde Luna'nın saçlarını daha sıkı kavradım ve var gücümle çektim. "Ahh!" Luna tiz bir çıplık attığında ağzının ortasına koymamak için kendimi zor tuttum. Aslında kendimi ben değil, beni Jacob tutmuştu. Beni havaya kaldırdığında çırpınmaya başladım. "Bıraksana be! Parçalıycam o yolluyu!" Jacob yürümeye başladığında sırtına vurmaya başladım. "Indirsene be problemli misin nesin! Seni de mi döviyim?" Jacob boş bir koridora girdikten sonra beni yere indirdi. Duvara tutundum. Jacob'ın ifadesiz dudakları birden aralandı ve kahkahalarla gülmeye başladı. "Sıkıntılı falan mısın bak cidden soruyorum. Ona göre küfredicem Çünki!" Jacob birden gülmeyi bırakıp ciddi bir şekilde bana baktı. "Adrian'la aranızda ne var?" Kaşlarımı çattım. "Ne?" "Duydun işte. Cevapla?" Kaşlarımı biraz daha çattım. "Aramızda ne mi var? Senin aranda Luna'yla ne var?" Omuz silkti. "Bilmiyorum" sinirle ona baktım. "Aynısından. Bilmiyorum." Yüzündeki belirsiz ifade yerini öfkeye bıraktı. "Peki bizim aramızda ne var?" Birden bunu sorunca afalladım. "Aramızda bir şey mi var?" Ifadesini bozmadı. "Yok mu?" Kaşlarımı kaldırdım ve imalı bir şekilde "bilmiyorum" dedim. Arkamı dönüp yürümeye başladığımda "psikopat kız" diye bağırdı. Sinirle arkamı döndüm ve "Dengesiz!" diye cırladım. "Jacob ve Duru, odama geliyorsunuz!" Müdürün sesi tartışmamızı bölmüştü. Oda ve müdür.. Hasss!
Kendimi affettirmek için uzun yazdım Tatildeydim ve bu yüzden atamadım. Ayh bölümü yazarken Luna'ya ne sövdüm be djakdkakldkaçfçaçfçs neyse instagram'ımı da yazıyım @rjsaysu ordan dm atabilirsiniz ve Insta hikayemi de okuyabilirsiniz @hayaletjacob dan ozamağğnn iyi geceleğr💙
