-43. Bölüm

205 20 28
                                    

Bölümü yazmıştım kaydedilmemiş çıldırıcam tekrar yazıyorum xşğdgwhdhwdsjfjw

  Kayalara çarpan dalgarın sesi veya hafif bir şekilde esen rüzgar. Hiç biri bana huzur vermiyordu. Şuan beni rahatlatıp (fesat anlamayın ehehehe) mutlu edebilen tek şey Jacob'ın saçlarımda gezinen parmakları ve kusursuz kokusuydu. Bu arada Jacob'ın kokusunun kusursuz olduğunu söylemiş miydim? Dikkatli bir şekilde ayağa kalkıp oturduğumuz kayalıkların düz bir yerine geçtim. Jacob da ayağa kalkıp bana merakla bakmaya başladığında gözlerimi kaçırarak "şey, sana hediyemi vermeyi unuttum" diye mırıldandım. Gülerek karşıma geçti ve gözlerii gözlerimden 1 saniye bile çekmeden bana bakmaya başladı. Heyecanlanmıştım. Cebime sıkıştırdığım küçük paketi çıkartıp ona uzattığımda  paketi aldı ve yavaşça açtı. Merakla tepkisini beklerken birden bana sarıldığında cevabımı almış oldum. 

"teşşekkür ederim." diye mırıldandığında "önemli değil" diye fısıldadım. 

  Bence Taylor Swift VIP bileti harika bi hediyeydi ama Jacob'ınkinin yanında sönük kalmış gibi hissediyordum. Aramızdaki sessizliği bozan şey bilindik telefon sesi olmuştu. Jacob göz devirip bir küfür mırıldandı ve cebindeki telefonu çıkarıp kulağına götürdü. "Söyle Mark?" Bir süre konuştuktan sonra Jacob kahkaha atmaya başladığında dudaklarımı oynatıp "n'olmuş?" dedim. Jacob "tamam lan kapat" dediğinde hala gülüyordu. "N'olmuş?" diye tekrarladım.

"Mark salağı ayağını kırmış."

*

"Ah, acıyo!"

Jacob yanımızda duran yastığı Mark'a doğru fırlattı.

"Yalan söyleme lan uyuşuk şuan ayağın"

Gülerek yastığı sırtının arkasına koydu ve "olsun kanki çok eğlenceli" dediğinde güldük.

"Cidden nasıl becerdin?" diye soran Koray'a döndü Ross ve "Kendi bacağının üstüne kapıyı kapattı" dedi. Sözünü bitirmesiyle beraber hastaneyi inletecek kadar gülmemiz-tabiri caizse anırmamız- bir oldu. Biraz daha kaldıktan sonra Mark'ın annesi zaten yarın sabah evlerine geçeceklerini bizim de gidebileceğimuzi söylediğinde eve gitmek için hastaneden çıktık. O kadar çok gülmüştüm ki yanak kaslarımın ağrıdığını hissedebiliyordum. Karanlık sokakta yürürken Jacob zaten omzumda olan kolunu biraz daha kendine çekti ve ona daha da yaklaştım. Dudaklarını saçlarımı bastırdı ve ardından sanırım saçlarımı kokladı.

"Çok tuhaf değil mi?" dedim önüme düşen bir tutam saçı kulağımın arkasına sıkıştırırken.

"Ney?" dedi Jacob.

"Sen benim hayalimdin. Hatta o bile değildin belki. Rüyamdın sanırım. Bilinç altıma işleyen biriydin ve sen sadece seni seven milyonlarca kızdan biriydim. Şimdi.. bize bak. Çok güzeliz. Ikimizin de kusurları var ve bunları biliyoruz. Sanırım bu yüzden kusursuzuz."

Durdu ve ellerini ellerime kenetleyerek bana baktı.

"Ikimiz diye bir şey yok."

Bir an kalbimin sıkıştığını hissettim. Kaşlarım çatılırken ona bakmaya devam ediyordum.

"Ikimiz sen ve ben demektir Duru. Ama sen ve ben tekiz. Sen demek ben demek, ben demekte sen."

Söylediği şeyle beraber eridiğimi hissettim. Bu çocuk böyle güzel şeyleri  nerden buluyordu. Söyleyecek bir şey bulamadığımı farkettim ve verilebilecek en güzel cevabı verdim.

"Iyikimsin."

*

  Elimdeki market poşetini ritmik bir şekilde sallayarak Jacob'lara doğru yürürken havanın ne kadar sıcak olduğunu düşündüm. Cidden, hava fazla sıcaktı. Bahçe kapısını ittirip açtığımda kapıya doğru yönelecektim ki gelen gülüşme sesleriyle beraber arka terasa doğu yürümeye başladım. Jacob omzundaki havluyla beraber şezlongta otururken Mark diğer şezlongda uzanıyordu. Johnny ise yerde telefonuyla ilgileniyordu.

"Sela-" demiştim ki sözümü yarıda bıraktım ve "Jacob!" diye cırladım üstüne bakarken. Jacob sırıtarak bana baktı ve "hoşgeldin bebeğim" dedi.

"tişörtün nerde senin be? Neden kızlara manzara veriyosun?!" diye çemkirdim yan evin bahçesinde hiç yakışıklı görmemiş gibi bize bakan kızları kast ederek. "Kıskandın mı sen?" Kaşlarımı daha da çattım.

"Gülmesene ya! Git tişörtünü giy!" dedim yere atılı olan tişörtü göğsüne doğru fırlatırken. Gülerek tişörtü üzerine geçirdi. Johnny ve Mark da bize gülerek bakıyorlardı.

"Kanki elindeki torbada ne var?" Dedi Mark bana bakarken heyecanla.

"Yiyecek bişeyler almıştım ama ısınmışlardır. Dolaba koyalım." dediğimde Johnny "Biz koyarız zaten bi kaç dakikaya Kenzie ve Ross da gelir" dedi. Başımı salladım ve Jacob'ın yanına oturdum. Johnny ve Mark içeri girerken -Tabii Mark'ın ayağı hala sakat olduğundan Johnny yardımcı oluyordu- Jacob "ben çok susadım kolamı şimdi içicem" dedi ve ayağa kalktı. "Sende ister misin?" Aklıma gelen sinsi planla birlikte" gel bizde içeri geçelim çok sıcak oldu burası" dedim. Olumlu anlamda başını salladı ve içeri girdik. Jacob salona yönelirken ben de mutfağa girdim. Içeriden maç sesleri geliyordu. Ev soğuktu çünkü klima açıktı. Dolabı açtım ve kutu kolaları çıkarıp elime aldım. Jacoba vereceğim kolayı hızla çalkaladım ve diğerlerinin aksine sol elime aldım. O beni sinir ettiğine göre bence benim de onu etmeye hakkım vardı. Içeri girdim ve Johnny ve Mark'a kolalarını verdim. Jacob'ın kolasını da önündeki sehpaya koydum ve karşısındaki koltuğa oturarak sırıttım. Çikolatalı sütümü yudumlamaya başladığımda Jacob da kolasının kapağını açtı ve boom! Kola fışkırarak yüzüne geldi. Jacob bir kaç küfür savururken biz gülmekten ağlamak üzereydik. Jacob bana ters bir bakış atıp hızla ayağa kalktığında depar atarak koşmaya başladım ve açık olan teras kapısından koşup arka bahçeye doğru geldim. Merdivenlerden inerken yavaşladığım sırada birden ayaklarım yerden kesildi ve Jacob'ın sırtıyla bakışmaya başladık. Bacaklarımı sallayarak "indirsene beni be!" diye bağırsamda beni taktığı söylenemezdi. Havuza doğru ilerlediğinde "ciddi olamazsın! Bu çok klişe!" dedim bağırmaya devam ederken. Şuan yan evdeki kızlara aşırı derecede rezil oluyordum. Birden soğuk su bedenimle çarpıştı ve serin suyun dibine doğru battım. Sinirle üstte çıktığımda gözlerimi sildim ve "hayvan!" diye cırladım. Jacob da havuza atladı ve beni tutarak havuzun kenarına oturttu. Kendini bacaklarımın arasına yerleştirdiğinde trip atmayı düşünmüştüm ama bırakın trip atmayı, nefes almayı bile unutmuştum. Bana doğru yaklaştı ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Şuan harika klişe bir sahne yaşıyor olabilirdik. Ve sanırım tek fark, bizim sevgimizin Bella ve Edward'tan bile güçlü oluşuydu.

Selağmmm! Bölüm atmayı tabii ki bırakmadım sadece sınav haftam ve birazdan inekliycem. Bişey sorucam neden.yorumlar.bu.kadar.az?
Yazın attığım bölümlerdeki yorumlarla şimdikilerin yorumları arasındaki sonsuz farkı bulunuz syadakdwjdjwjd her neyse yazmayı özlemişim. Sizce sık sık ama kısa bölümler mi daha iyi olur yoksa uzun ama arada gelen bölümler mi? Bunu da yazarsanız sevinirim💛 bu arada 100 takipçimi kutluyorum shakdjwldjqjjwdhd🍫


the only truth • js. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin