-26. Bölüm

294 34 11
                                    

(Medyadaki şarkıyı açın)

     Sabaha kadar yatakta uyumak yerine söylediği her kelimeyi aklıma getirmekle meşgul olduğumdan, ilk dersten beri zamanımı uyuklayarak geçiriyordum. Genelde dersleri dinleyen biri olduğumdan bu beni biraz da olsa rahatsız ediyordu. Öğlene doğru Koray denen mal saçımı çekmeye başladığında sinirle gözlerimi ona dikip "siktirip gider misin!" dedim cevap istemediğim bir soru sorarak. Biraz düşünürmüş gibi yapıp "hayır" deyince tüm gücümle karın boşluğuna doğru bir yumruk attım. Yani atacaktım. Koray bileğimi tutmasaydı.

"Bıraksana be kolumu! Zaten uykumu da böldün! İnşşallah tam evde pinekleyecekken gün olduğunu öğrenirsin de teyzeler yanaklarını mıncıklar!" Koray bedduam karşısında gözlerini kocaman açıp bana baktı. Bense gözlerimi kısmış öfkeli bakışlarımı ondan çekemiyordum.

   Jacob okula gelmemişti. Bu da benim için fazlasıyla -bayayayayay- kötü bir durumdu ve tek yaptığım ders kitabına saçma karalamalardan ibaretti. SONUNDA okul bittiğinde defterimi ve kalem kutuma koymak yerine kalemlerimi çantama atıp eve doğru yürümeye başladım. Jacob bu gün beni bir kez bile aramamıştı! Bu çocuk ya beni delirtmek istiyordu yada ölmek için daha iyi bir yol bulamamıştı. Sanki düşüncelerimi duymuş gibi telefonum titremeye başladığında Jacob'ın olmasını umdum ve cebimden telefonu çıkardım. Ama hayır. Arayan o değildi. Arayanın Luna olduğunu gördüğümde şaşkınlıktan küçük dilim soluk boruma falan kaçacaktı. Telefonu kulağıma yaklaştırdım. "Ne istiyorsun?" Hah ona karşı kibar olmamı bekleyemezdiniz. Bu Francisco Lachowskinin tipsiz olduğunu söyleyen biriyle karşılaşmak kadar imkansızdı. Francisco yakışıklı. Çhok. "Jacob yanında mı tatlım?" Sesi benim aksime oldukça sakindi. Oç. "Anlamadım? Jacob mı? Yanımda olsa nolcak ki sanane Jacob'dan be?!" Güldü. Yapay ve sahte bi şekilde tabii ki. Luna ve samimi olmak sıcak ve soğuk gibiydi. Zıt anlamlar hani. "Canım sadece hırkası bende kalmış da onu söyleyecektim gelip alsın bi ara" söylediklerini duyduğum anda kaşlarım çatıldı. Sabah beni aramamıştı, Luna okulda değildi, ve hırkası mı kalmıştı? Telefonu kapatıp çantama atarken kendime sakin olmam gerektiğini hatırlattım. Ama beynim ve vücudum her zamanki gibi birbirlerinden uyumsuz hareket ediyorlardı. Yönümü değiştirerek parka doğru adımladım. Mantıklı bir cevabı vardı? Diymi? Olmalıydı. Okuduğum kitaplarda kötü kızlar -bu Luna- komplo kurarak esas erkekle esas kızı ayırmaya çalışırlar. Esas kız erkeğe hesap sorduğunda da esas erkek ona güvenmediği için terkeder ve BOOM. Kitap bitti.
Jacob'ın böyle mantıksız davranacağını düşünmüyordum. Ama yinede içimde oluşan kuşku bilinçsiz olarak hücrelerime yayılmıştı. Bir banka oturup elimi saçlarımın arasından geçirdim.

Neden kendini yerle bir etmek yerine onu arayıp herşeyi öğrenmiyorsun?

Bazen iç sesim gerçekten mantıklı konuşuyordu. Cidden aq arada işe yarıyon kız iç ses!

Rehberden numarasını buldum. Biraz daha beklersem vazgeçeceğimi bildiğimden aramak için üzerine dokundum. Çalmaya başladı..1..2..3.. Üçüncü çalışta açıldı. Onun bir şey söylemesine fırsat vermeden  "okulun ordaki parka gel. Önemli." dedim. "Siktir, Duru! Sen iyi misin?..." Cevap vermedim. "Geliyorum" yaklaşık 5 dakika boyunca sadece parkta yakalambaç oynayan çocukları seyrettim. Ta ki biri beni çekip sarılıncaya kadar. Evet, işte gelmişti. Kendimi ondan uzaklaştırdım. Ve engel olamadığım buz gibi bir sesle "bu gün nerdeydin?" Dedim. Afallamış gibiydi. "Stüdyodaydım. Biliyorsun albüm için." Gözlerim yanmaya başladı. "Bana yalan söyleme!" Hayretle büyüyen gözleriyle bana biraz daha yaklaştı. "Duru? Anlamıyorum iyi misin sen?" Olumsuz anlamda başımı salladım. "Değilim! Değilim tamam mı? Luna beni arayıp hırkanın onda olduğunu söylüyor! Nası olmamı bekliyorsun ki?!" Bir küfür mırıldandı. "Ve sende buna inandın, öyle mi?" "Gayet tabii öyle! Sabahtan beri aramadın bile! Üstelik ikinizde okulda yoktunuz. Ah tabii, başka işleriniz varken beni araman saçma olurdu!" Başını gülerek iki yana salladı. Ve telefonunda bir şeyler yaptıktan sonra bana uzattı. "Al. Inanmıyorsan Tony'e sor." Şüpheye telefonu ondan aldım ve konuşmaya başladım. "Merhaba Tony. Bu gün Jacob, stüdyoda mıydı?" Merakla cevabını bekledim. "Evet tabii ki! Bu kadar işimiz varken onu başka bi yere gönderemem. Sen istisnasın tabii." Gülümseyerek "teşekkürler! Görüşürüz!" dedim ve telefonu kapatıp Jacob'a verdim. Zaten hemen ardından yüzümdeki engel olamadığım sırıtışla birlikte onun kollarında yerimi almıştım.

SEA AŞQLAR BEN GELDIM DJJAJD ASLINDA BÖLÜMÜ DÜN ATÇAKTIM AMA ÇOK HASTA OLDUMDAN 12DE UYUDUM EVET UZUN ZAMANDIR YOKTUM ÇÜNKİ OKUL VAR HAFYADA 2 BÖLÜM ATMAYA ÇALIŞICAM YORUM ATARSANIZ SEVINIRIM🦄

the only truth • js. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin