Herkese merhaba bu bölüm duygusal olarak epey ağır ve uzun bir bölüm oldu. İsterseniz ara vererek okuyun! Ve lütfen oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın!!!
"Hayıııırrrrrr! Barışşşşş!"
Tanrım! Bu gerçek olamazdı. Olmamalıydı.
Yalvarırım, yalvarırım, yalvarırım basma o elindeki tuşa!
Elimde sımsıkı tuttuğum uçan balonlarla korkuyla çığlık atarken, karşıya geçmek için intihar edercesine akan araçların olduğu yoldaki trafiğe bir adım attığım sırada, tam o anda, adamın tek bir parmak hareketi...
Çocukların sesi kesildi, enstrüman çalan gençler ve ona eşlik edenler sustu, araçların trafikteki sesi de kayboldu...
Parkta oynayan çocuklara gölge yapan ağaç dallarından ve elektrik direğindeki tellerden kanat çırpan binlerce kuş korkuyla havalandı gökyüzüne...
Salıncaklar boş kaldı, rüzgar o boş salıncakları usul usul sallıyor yok olmuş çocukların ruhlarına ağlarken...
Kulaklarımdan, burnumdan, dudaklarımın arasından basınç mı doluyordu bedenime?
Kıyameti andıran ve ölüm haykıran o ses.
Bu ses, dünyayı sarsan o ses, herkesin olduğu yerde donup kalmasına neden olan ses, o korkunç gürültü ... Ayağımın altında sanki yer küre sarsılmıştı.
Barış'ın son gülüşü gözlerimde asılı kalırken, sol taraf omzunda şiddetini anlamadığım bir sarsıntı hissettim. Haykırırken hiç düşünmeden korkusuzca yola atıldığımda, yüzüme vuran basınç dolu sıcaklıkla olduğum yerden istemsiz adımlarla geriye doğru savrulmuştum.
Adamın yakınında olup da bu dünyadan fiziksel olarak çoktan yok olmuş olanlar hariç geride kalan insanlar şokun etkisiyle henüz tam olarak ne olduğunu anlayamazken kuşları korkutarak gökyüzüne doğru kanatlanmalarına neden olan o ses...
Ve her yana dağılan ölüm sessizliği...
Gözlerimi kısmama bile yetmeyecek bir zamanda, simsiyah boşlukta gözlerimi alan bir parlaklık; gökyüzü kadar sonsuz, okyanus kadar derin bir boşluk.
Hem kasırgada savrulup hem de güneşin bir metre yakınındaymışçasına kavrulurken kulağıma dayanılmaz bir çınlama sesi yerleşmişti.
Cehennemin kapısı dünyaya açılmış lavları sanki kalbime sızarken, alevlerin yüzüme vuran sıcaklığını hissettim.
Lanet olası çınlama kulağında devam ediyordu! Neydi bu anlamsız ses?
Yaşadığım anın nedeni neydi, amacı neydi alamadığım nefeslerimi kesen?
Bir an nerede ve kim olduğumu düşündüm. Zihnim boşluktan dünyaya atılmış bir tüy parçası gibi yavaş yavaş süzülürken, bedenim sanki okyanusun derinine nefes alamadan bütün ağırlığıyla hızla batıyordu.
Kulağımdaki lanet olası çınlama hâlâ devam ediyordu...
Barış'ın en son durduğu yere zorlanarak bakmaya çalışıyordum ama alev topu gözlerini öylesine kamaştırmıştı ki göremiyordum onu. Neredeydi? Dumanlar mı engelliyordu onu görmemi?
O lanet olası çınlama hâlâ devam ediyordu...
Gözlerimi dahi kırpamıyordum, başımı korkakça gökyüzüne kaldırdım. Tıpkı birkaç gün önce gördüğüm rüyada olduğu gibi bulutları yok sayan simsiyah dumanlar her yeri acımasızca sarıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DÖNENCE
RomanceBir yılda iki farklı yaşam tatmıştım. İki farklı hayat dokunmuştu ruhuma. Ben buna bir isim vermiştim; Dönence. Birinin sonu vasiyet gibi diğerinin başlangıcını garantiye almıştı. Yaşam başlar ve biterdi. Benim yaşamım ise biterken başlamıştı. Tük...
