32. BÖLÜM: DÖNENCE...

4K 677 88
                                        

Herkese merhaba yeni bir bölümle uzun bir aradan sonra buradayım. Bundan sonraki bölüm aralarını elimden geldiğince en kısa süreye düşürmeyi düşünüyorum. İstesem de istemesem de uzun bir bölüm oldu ama yüzeysel geçmek istemiyorum. Neyse hepinize keyifli okumalar diliyorum.

Lütfen oy ve yorumları unutmayalım!

Lütfen oy ve yorumları unutmayalım!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

🎵 Barış Manço - Dönence 🖤

🎵 MEYAN - Yaratmak Dert Değil Tanrı İçin

🌙

Cemre  

"Bir yılda iki farklı yaşam tatmıştım. İki farklı hayat dokunmuştu ruhuma. İki farklı çizgi arasında güneş iki ayrı noktaya düşmüştü. Bir yanım kışa dönerken diğer yanım bahara. Bir yanım karanlığa gömülürken diğer yanım aydınlığa açılmış. Bir yanımın gökyüzünde ay yerini alırken diğer tarafımda güneş doğmuştu. Bir yanım ölümün çaresiz sessizliğine çekilirken öbür tarafım yaşamın umuduna çevirmişti yüzünü.

Ben buna bir isim vermiştim; Dönence.

Birinin sonu vasiyet gibi diğerinin başlangıcını garantiye almıştı.

Yaşam başlar ve biterdi. Benim yaşamım ise biterken başlamıştı. Tükenirken çoğalmış, sönerken yanmış, kaybolurken bulmuştum yolumu.

Nedeni ise yaşamımın sonla başlangıç kutuplarına farklı iki insanın düşmesi olmuştu. İki farklı hayatın aynası arasındaki yansımada kalmam olmuştu.

Barış ve Egemen.

Ölüm ve yaşamın çakışarak harmanlanmış yansıması benim dönencem olmuştu.

Ve artık sadece onun, Egemen'in gözlerinde boğulurken nefes alabiliyordum."

Sabaha karşı, sadece birkaç saat önce uykunun boşluğunda çalan telefonla uyandığımda arayan kişi en yakın arkadaşım Damla suçlayan ağır bir tonlamayla, bana ruhsuzca tek bir şey söyleyip telefonu yüzüme kapatmıştı. 'Egemen istifa ediyor!'

Bu defa ne gel dedi, ne bana yalvardı ne de İzmir'e dönmediğim için kızdı. Sadece ve sadece dümdüz, buz gibi bir soğuklukla Egemen'in ordudan istifa ettiğini söyleyip telefonu yüzüme kapatmıştı. Zaman kaybetmeden bu saçmalığın ne demek olduğunu sormak için Damla ve Mert'i defalarca aramama rağmen ikisi de telefonlarıma cevap vermemişlerdi.

Yataktan hızla kalkıp başımı ellerimin arasına alarak düşünmeye başladığımda soluk alamadığımı hissediyordum. Üzerimdeki pijamayla evden çıkarken babamın arabasının anahtarını almıştım. Sadece bir yerlere kaçmaya ihtiyacım vardı ya da sonsuzluğun dibine kadar kaybolmaya. Aklım düşüncelerin ağına takılı haldeyken bomboş yolların birbirine bağlanan yönü beni Eymir Gölündeki ormanlık alana getirdiğinde arabadan inerken gökyüzünde hala şafak tam olarak sökmemişti.

DÖNENCEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin