İkisine de zaman kum saatinden hiç akmayan tanelerin inadıyla geçmek bilmezken, bankta oturmaya başlayalı saatler geçmesine rağmen tek kelime etmemişlerdi. Saatler önce sınıfta öfkeyle birbirlerini parçalamak isterken, şimdi sakin sakin oturuyorlardı.
Sessiz kalmalarında Erkan Komutanın ana binadaki odasının penceresinden görünen bankta oturmalarının payı büyüktü tabi. Erkan Komutan sanki iki yaramaz çocuğu kontrol edebilmek için gözünün önünde durmalarını isteyerek bu bankı özellikle seçmişti.
Zaman zaman camın önüne geçip bir süre izledikten sonra gülümseyerek masasına geçiyordu tekrar. Sınıftaki hallerine gerçekten de çok kızsa da şimdi için için eğlendiği her halinden belliydi.
Saatler sonra sessizliği delen kişi Cemre oldu. "Cahit Komutan için bir şey yapmalıyız."
Son bir saattir bankta ileri doğru kaykılarak, kollarını göğsünde bağlamış, gözleri kapalı yatan Egemen aldırmaz bir havayla, "Erkan Komutan söylediyse bitmiştir. Boşuna uğraşma," dedi.
Gündüz dersteki saygısızlıklarının bedelini Cahit Komutanın da ödemesine vicdanı rahatsız olan Cemre kararlılıkla, "Ama yapmalıyız Egemen!" dedi.
"Böyle rahat rahat oturmayacağız her halde! Bizim yüzümüzden haksız yere bedel ödememeli." diyerek oturduğu yerden rahatsızca öne doğru kayıp, gözleri kapalı yatan Egemen'e tekrar baktı.
Fakat onun ifadesinde dahi en ufak bir kıpırtı yoktu. "Yapacağın tek şey, Cahit Komutana veda partisi düzenlemek olur." Resmen dalga geçiyordu. "Bedel ödemesi gerekiyorsa ödeyecek, bedel ödememiz gerekiyorsa ödeyeceğiz. Sadece bu kadar."
Başını şaşkınlıkla sallayan Cemre, "Ne kadar vurdumduymaz bir insansın sen!" dedi. "Her şey için yapılacak bir şey mutlaka vardır."
Derin ve bıkkınlık dolu bir nefes veren Egemen gözlerini hızla açtı, doğrularak başını Cemre'ye çevirip, "Burada yok anlamıyor musun?" dedi, sesi bu defa uyarıcı değildi ama bir şeyleri kanıtlama çabasındaydı.
"Benim size anlatmaya çalıştığım şey buydu işte; burada yaptığın hiçbir şeyin geri dönüşü yok. Yaptığın bir hatayı ne yaparsan yap hiçbir şeyle telafi edemezsin."
Nefes almadan konuşmaya devam ederken şimdi bedeninin tamamını Cemre'ye doğru çevirmişti.
"Siz konfora alışmış insanlarsınız çaylak. En başından beri söylediğim konuda haklıydım. Yani neymiş? Burası sizler için uygun bir yer değilmiş."
Kısa bir süre sustu, o sırada Cemre hayretle kendisine bakarken, "O yüzden," dedi. Bakışları biraz yumuşamıştı. "Bence ne kadar erken pes edip giderseniz, sizin için o kadar iyi olur." Ardından da kollarını tekrar göğsünde bağlayarak öne doğru kaydı ve başını banka yaslayıp gözlerini kapattı.
Artık Damla'nın söylediğini destekler nitelikte yanındaki kişinin bir kalbinin olmadığına kesinlikle inanan Cemre, "Sen nasıl bir insansın ya..." dedi. Bu cümleyi bir kalıp olarak söylememişti, bunu gerçekten çok merak ediyordu.
Gözleri kapalı olan Egemen aldırmazca omzunu silkerek, "Böyle işte, gerçekçi," dedi.
"Bir de," diye devam etti ve gözlerini açıp doğrularak Cemre'ye döndü. Bir şeyleri hatırlamaya çalışır gibi kaşlarını çatmıştı. Kısa bir süre sessiz kaldı. "İnsanları küçümseyen, buz gibi bakışlara sahip, yalnızca başarı ve hırsa programlanmış kalpsiz bir robot ve baştan aşağı kibirden başka bir şey değilim. Böyleydi değil mi? Sen gündüz derste böyle söylemiştin!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DÖNENCE
RomanceBir yılda iki farklı yaşam tatmıştım. İki farklı hayat dokunmuştu ruhuma. Ben buna bir isim vermiştim; Dönence. Birinin sonu vasiyet gibi diğerinin başlangıcını garantiye almıştı. Yaşam başlar ve biterdi. Benim yaşamım ise biterken başlamıştı. Tük...
