37-Final part.2

697 50 11
                                        


Okula ilk defa, yüzümde gülümseme eksilmeden girmiştim ve bu Yung Hwa ve Hana'nın dikkatini çekmişti.

"Choon Hee, pişmiş kelle gibi sırtıma sebebin ne acaba?" Ona iğrenerek baktım.

"Pişmiş kelle ne be?" Hana gülmeye başladığında gözlerimi devirdim.

"Boşver sen onu, cidden bu halin ne?" Hana'ya baktığımda yanaklarımın kızarmasına engel olamadım.

"S-sen..." Dedi Hana ve şaşkınlıkla elini ağzına götürdü.

"Yoksa Jin Hyung ile aranda bir şey mi oldu Choon Hee? O..o garip adamla?" Güldüm ve omzuna vurdum.

"E-evet..." İkiside bana şaşkınca bakarken ben arkamdan gelen sese odaklanmıştım.

"Demek aranızda bir şey oldu ha?" Arkamı döndüm ve bana değişik bir şekilde bakan Min Sung'a baktım. Yung Hwa hareketlenecekken kolundan tuttum.

"Bırak sadece konuşacağım." Min Sung'un yanına gittim ve ona ciddi bir ifade ile baktım.

"Bunu daha önce konuştuk Min Sung,"

"Ne? Neden benim haberim yok?"

"Şimdi sırası değil Yung Hwa. Neyse, dediğim gibi, sana karşılık vermemi beklemiyordun herhalde?" Onun kalbini her ne kadar kırmak istemesemde bu olmak zorundaydı. Çünkü daha da çok canı yanacaktı. Yavaşça başını salladı.

"Evet, beklemiyordum ama umudum vardı. En azından pes etmedim. Bu da bir şeydir."

"Üzgünüm Min Sung." Diyebildim zar zor.

"Şunu bil ki Hae Won'u senden uzak tutmak için çok uğraştım. Ayrıca seni sevdiğim için hiç bir zaman pişman olmadım. Olmayacağım."

"Min Sung..." Gözlerindeki kırgınlık ruhuma işlediğinde sıkkın bir nefes verdim.

"Hayatından çekiliyorum Choon Hee," Bir şey dememe izin vermeden yanımdan ayrıldı.

Yung Hwa gelip omzumu sıvazladığında orada öylece dikildiğimin farkında değildim.

"Gidelim, ders başlayacak."

Min Sung her ne kadar egoist birisi olsada benim için pes etmemişti ve karşılıksız olmasına rağmen beni sevmişti.

Min Sung'tu işte.

___

"Bunu gerçekten istiyor musun Jin?" Elimi tuttu ve beni sürüklemeye başladı.

"Hemde hiç olmadığım kadar. Böyle bir fırsatı kaçırmak istemiyorum." Kafeden izin alıp, ki bunu benden habersiz yapmıştı, beni okuldan aldığı gibi sürüklemeye başlamıştı.

"İyi de biz ne anlarız ki-" Aniden durup bana 'ciddi misin?' bakışları attı.

"Sevgilim, yapabiliriz, sakin ol yeter.Sana güveniyorum." Sevgilim? SEVGİLİM!?

"N-ne dedin s-sen?" Hafifçe güldü.

"Ne demişim?" İnadına yapıyordu.

"Dediğin işte." Omuz silkti.

"Ne dedim ki ben?" Tekrar güldüğünde parmak ucuma basıp saçlarını karıştırdım.

"Sevgilim dedin Jin, inadına dedirttirdin bana." O da benim saçlarımı karıştırdığında sıcacık gülümsemesi gözlerimin önüne serildi. Elinden tuttum ve bu sefer ben onu sürüklemeye başladım.

"Madem bana güvendin, bende güvenini boşa çıkarmayacağım." Arkadan kıkırdama sesi duydum.

"Çıkarmazsın ki zaten."

Alium| Kim Seok JinHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin