Gözlerimi açtığımda yatağımdaydım telefonumu alıp saate baktım. Saat sabahın 8'iydi. Tekrar kendimi uyumak için zorladım ve gözlerimi kapattığım esnada birinin nefes alışverişini duymamla gözlerimi tekrar açmam bir olmuştu. Yattığım yerde doğrularak etrafa bakındım. Lavabomdan su sesi geliyordu. Yataktan yavaşça kalkarak lavaboya doğru ilerlerken lavabonun kapısı bir anda açılmıştı. Tam çığlık atacağım esnada hızını kullanıp eliyle ağzımı kapatmıştı. Bu Diego'ydu. Korkudan derin derin nefes alıp verirken " Sakin ol, benim!" demişti. Elini yavaşça çekmişti.
"Senin ne işin var burada?" diye sordum. Geri geri yürüdü ve odanın içinde dolaşıp "Dersimiz var unuttun mu?" diye sordu. Şaşkınlıkla onu izlerken "Sabahın 8'inde mi?" diye sordum. Karşıdaki sandalyeye oturup, bacak bacak üstüne atıp "Okul dersleri 8'de başlıyor. Yanılıyor muyum?" diye sordu. Yatağımın üstüne oturup "Benim öğlen 12'de dersim var. Seninle olan dersimizi akşam yapamaz mıyız?" Bir anda ayağa kalkıp "Öğlen 12'ye kadar vaktimiz var demek ki..." dediğinde sinirlenmiştim. Fazla emrivakiydi. Ve insanı çileden çıkartabiliyordu. "Dün beni demirle az kalsın vuruyordun?"
"Evet..." diye cevapladı. Derin bir nefes alıp verdim. Üstelik fazla açık sözlüydü. "Gücünün ortaya çıkması lazımdı" diye devam etti cümlesine.
"Ya o sırada gücüm ortaya çıkmasaydı?"
"Muhtemelen hastanede olurdun." demesiyle birlikte odanın kapısı bir anda açılmıştı. İçeriye giren Rose teyzemdi.
"Kiminle konuşuyorsun sen?"diye sorduğunda korkuyla Diego'ya baktım ama yoktu. Elimdeki telefonu gösterip "Zeyna'yla." diye cevapladım.
"Pekala tatlım, ben işe gidiyorum." diyip yanıma geldi yanağımdan öpüp odadan çıktı ve ben de etrafa bakındım ama kimse yoktu. İnsana kafaya yedirtecek cinsten bir vampirden ders alıyorum şaka gibi.
Elimi yüzümü yıkayıp merdivenlerden indim. Salonda koltukta oturan Diego'yu görmüştüm. "Siz vampirler hani davet edilmediğiniz yere giremezdiniz?" diyip karşısında dikildim.
"Bir kere davet etmen yeterliydi." dediğinde mutfağa doğru ilerledim. Buzdolabını açıp portakal suyunu aldım ve tam kapattığım anda Diego'yu görmemle çığlığı basmam bir olmuştu. "Lanet olsun!" diyip portakal suyunu bardağa boşalttım ve Diego konuşmaya başladı.
"Sen iyi misin? Biraz korkmuş gibi görünüyorsun da..." dediğinde onu aldırış etmemiştim. Portakal suyunu içip bardağı geri koydum ve "Evet nerede başlıyoruz?" diye sorduğum anda zil çalmıştı. Gelen Zeyna ve Jake'ti muhtemelen. Hızını kullanarak gözden kaybolduğunda derin derin nefes alıp veriyordum. Sakin ol Laura. Altı üstü antik bir vampirden dövüş öğreneceksin. Yeri gelecek dövülecek, yeri gelecek yine dövülecek ve yeri gelecek çok güzel dövüleceksin. Sen sadece sakin ol. Nasıl olsa dövüleceksin diye düşünerek mutfaktan çıktım. Tam da düşündüğüm gibi gelen Zeyna ve Jake'ti. Jake kapıyı kapatıp gelirken ben de koltuğa oturmuştum. Zeyna ceketini çıkarırken Diego ellerini birbirine sürtüp gelirken "Evet! Başlıyor muyuz gençler?" diye heyecanla sordu. Zeyna'ya baktım, ardından Jake'e ve "hayır" anlamında başımı salladım.
Jake şaşkınlıkla Diego'ya döndü ve "Tam olarak neye? Çünkü sabahın 6.30'unda Laura'nın telefonundan arandık ve 7.30'da toplanmamız gerektiğini söyledin. Uykumuzdan uyandıracak kadar önemli olan şey ne?" diye sorduğunda Diego hafif gülümsedi. Bakışlarımı Diego'ya çevirmiştim. Ciddi olamazdı değil mi? Hem de benim telefonumdan mı? Yok daha neler...
"Hiç öyle bakma. Telefonunu kullanmam lazımdı. Yoksa gelmeyeceklerdi." diye cevapladığında bıkkınlıkla tuttuğum nefesimi verdim. Ayağa kalkıp bodrum katına doğru yöneldim. Ardımdan Diego, Zeyna ve Jake de geliyordu. Merdivenlerden inip ışığı açtım. Dünkü olaydan dolayı bodrumun kapısı kırıktı ama neyseki Rose bunu farketmemişti. Diego yanımdan geçip ortaya doğru ilerledi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MARJİNAL: Uyumsuz
FantasiaDiego Anderson vampirlerin başıdır. Safkan bir vampir olmasıyla birlikte aynı zamanda da bir melez ve binlerce yıl yaşayıp çok fazla olaylar görmüştür ayrıca vampirin krallığı onun elindedir. "Acımasız, merhametsiz, soğuk kanlı ve tabiri caizse yap...
