Laura'nın ağzından;
Jake bize bir soru yöneltmişti. Büyücülere inanıp inanmadığımız hakkındaydı.
+Şey... yani bu konu tartışmaya açık bir konu.
*Araştırırım ama önce sen neler bildiğini anlat!
demişti Zeyna.
-Bakın gördüğüm şey sanki bir illüzyon gösterisi gibiydi. Kimseye bir şey söylemememi istedi. Ama bu yani çok değişik bir şey. Bir anda bilmediğim şeyler söylemesi felan yani o kadar çok garip ki...
+Jake önce sakin olmalısın.
*İyi bir kız. Sadece tuhaf bir kız.
+Ondan hoşlandığını biliyorum ama ne olduğundan tam olarak emin değiliz. Ve kıza da böyle tepki verme. Sonuçta biz de farklı insanlarız.
*Pekala...
diyip uzaklaştı. Zeyna da;
-Dersten sonra barda görüşürüz. Oraya gelin. Ben de araştırma yapacağım. Bakalım büyü yapanların tam açılımı neymiş?
dediğinde başımla onayladım. O da gittiğinde ben de derse girdim. Jake Tanya'nın arkasına oturmuştu. Alex köşede oturuyordu. Ben de başka bir köşeye geçip oturdum. Daha sonra Daniel girdi içeri, etrafa bakındı ve yanıma oturdu.
-Naber?
+Ne istiyorsun?
-Arkadaşın nerede?
+Çok mu merak ettin?
- Hadi ama... Bak Laura soruma soruyla karşılık verilmesinden nefret ederim. Ve görünen o ki boyunuzdan büyük işlere kalkışacak gibisiniz. Yani ben senin yerinde olsam hemen söylerdim. Sonuçta karşındaki dengesiz biri.
+İşi vardı gitti.
dediğimde ayağa kalktı.
+Nereye?
-İşim var!
dediğinde Alex'e baktım. Sinirle bana bakıyordu. Sizin sorununuz ne böyle? Daniel çoktan sınıftan çıkmıştı. Jake ve Tanya bana baktı. Tanya'nın yanına giderek;
+Sen iyi bir kızsın.
~Ne?
diye sordu şaşkınlıkla.
+Diyorum ki Daniel'da birşey var. Yani sinirlerine hakim olmakta zorluk çekiyor gibi biraz yardımcı olur musun lütfen?
dediğimde Tanya çantasını da alıp Daniel'in arkasından çıktı. Jake;
-Sorun ne?
+Bu insanlar da çok çabuk sinirleniyorlar. Ve sinirlendiklerinde de gözleri hiçbir şeyi görmüyor. Zeyna'ya destek lazımdı.
dediğimde Alex arkamdaki sıraya oturup kulağıma doğru yaklaştı ve;
-Umarım ortalığı karıştırmamışsındır.
+Yanan bir yere benzinle gitmeyi severim.
-Bana bak!
diye sesini yükselttiğinde ona bakıp;
+Bakıyorum!
demiştim. Derinlerde bir yerde ıyi biri olduğuna eminim ama o iyi tarafını hiçbir şekilde göstermiyordu. Profesör anlatmasını yarıda kesip;
*Siz ikiniz dışarı!
dediğinde olduğum yerde sıçramıştım. Alex ayağa kalkınca ben de ardından kalktım ve sınıftan dışarıya çıktığım anda ;
+Bu senin yüzünden oldu farkındasın değil mi ?
-Eğer bana cevap vermeseydin dışarı atılmazdık!
+Ne yani? Suçlu ben miyim?
-Suçlu her zaman sen olacaksın.
diyip arkasına bakmadan gitmişti. Sinirden ne yapacagimi bilemez şekilde etrafa bakınırken Jake sınıftan çıkmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MARJİNAL: Uyumsuz
FantasyDiego Anderson vampirlerin başıdır. Safkan bir vampir olmasıyla birlikte aynı zamanda da bir melez ve binlerce yıl yaşayıp çok fazla olaylar görmüştür ayrıca vampirin krallığı onun elindedir. "Acımasız, merhametsiz, soğuk kanlı ve tabiri caizse yap...
