Kıskanç?

312 31 40
                                        

Keyifli Okumalar 🌼

Shixun olduğu yerde hala çenesinde hissettiği sıcaklıkla kalakalmışken gözleri ağır ağır kucağındaki bedene indi. Rahat bir tavırla geniş omzunda yer edinen güzel yüz huzurlu bir uyku çekmeye başlamıştı bile. Gözleri şaşkın bir sakinlikle güzel yüzü incelerken hala yüzüne dokunan yumuşak dudakların etkisi ile dudak kenarlarının kıvrılmasına engel olamadı. Deminki çocuksu hallerine nazaran Luhan şimdi masum masum uyuyor ve sesi çıkmıyorken oldukça doğal ve normal görünüyordu. Sanki dakikalardır kendisinden beklenmeyecek hareketleri sergileyen o değilmiş gibiydi. Shixun gün geçtikçe göğsüne yayılan sıcaklığı her ne kadar hala garipsiyor olsa da artık buna alıştığını hissediyordu. Üstelik bunu engellemek adına bir çaba da sarfetmiyor, kucağındaki bedenin kendisini gün be gün etkilemesine izin veriyordu bile isteye. Bu yaşına kadar insanlardan uzak durarak geçirdiği hayatında ufak çaplı sarsıntılar yaratan bu minik bedenin, çevresine çizdiği sınırlarına dayanmasını sorgulamıyordu artık. Herkese karşı koruduğu soğuk mesafesi, Lu Han yanına yaklaştığı her an güneş altına bırakılan bir buz parçasına dönüşüyordu. Üstelik bu Shixun'u rahatsız etmek bir yana dursun, henüz kabullenmemiş olsa da hoşuna bile gidiyordu.

Gözlerini izlemeye daldığı yüzden çekip kucağındaki bedeni daha sıkı sararak hızlı sayılmayacak adımlarla kalan yolu da kısa sürede geride bıraktı. Karargah binasına, Lu Han'ın odasına doğru ilerleyerek kapıyı sessizce açtı ve içeri kısa göz attıktan sonra pencere kenarında bulunan yatağa doğru ilerledi. Lu Han'ı dikkatli bir şekilde yatağına yatırdı ve gülümseyerek hala kolları arasında duran 'arkadaşını' yavaşça alıp başucuna bıraktı. Çizmelerini çıkarıp yorganı da açarak üzerine örttü. Lu Han ağzını şapırdatarak ona sırtını dönerken Shixun onun bu haline bir kez daha gülümsedi.

Elini uzatıp zaten gevşemiş olan tokasını saçından aldı ve siyah tutamların beyaz yastık üzerine dağılmasını ve oluşan görüntüyle biçimli yüzünü bir süre daha izlemeye daldı. Yanağına değip Lu Han'ı rahatsız eden bir tutamını geriye çekip kulağının ardına kıstırdı. Odadaki tek ışık kaynağı küçük bir masa üzerindeki mumdu. Mum ışıkları doğrudan Lu Han'ın yüzüne vuruyor ve yüzündeki her bir ayrıntıyı daha yakından izleme fırsatı veriyordu Shixun'a.

Ahenkle dans eden alevler Lu Han'ın yüzüne aksederken kirpiklerinin gölgesi yanaklarına düşüyordu. Kuruyan dudaklarını ıslatmak amacıyla dilini devamlı çıkarıp ıslatıyor ve ağzını tekrar tekrar şapırdatarak uykusuna devam ediyordu. Teni bembeyaz, pürüzsüz ve yumuşaktı. Shixun bunu, istemsizce yanağında gezmeye başlayan parmağı sayesinde öğrenmişti. Bir an ne yaptığının farkına varıp yumuşak yanaktan elini çekti ve yavaşça doğruldu yataktan. Öteki tarafı dolanarak mumu söndürmeden önce uyuyan bedene tekrar baktı ve söndürdüğü ateşten sonra hızla dışarı çıktı. Gerisin geri dalına oturduğu ağaca geri dönerken bir elinin işaret parmağı çenesinin köşesine giderek hafifçe gezinmiş, dudakları bir kez daha güzel kıvrımlarını belli etmişti.

--

Ertesi sabah Lu Han başında büyük bir ağrı ve boğazındaki yakıcı hisle uyandı. Kafasına giren keskin sızı bir süre olduğu yerden kalkamamasına ve acı ile inlemesine sebep olmuştu. Parmaklarını şakaklarına götürüp sert bir şekilde ovalarken gözlerini sıkıca yummuş, boğazındaki hissin geçmesi için yutkunmaya çalışmıştı.

Kendisine verdiği birkaç dakikadan sonra yavaşça doğrulup nerede olduğuna baktı şaşkınlıkla. Yatağında ve odasında tek başına uyuyor haldeydi. Hatırladığı son şey dün gece Baekhyun ve Chanyeol ile otururken Zhan'ın getirdiği içkileri içmeye başlamaları ve Zhan'ın sürekli boşalan bardağını doldurmasıydı. Ancak ondan sonra neler olduğuna dair en ufak bir fikri yoktu ve yatağına kadar nasıl geldiği ise tam bir muammaydı ona göre.

SterliçyaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin