:))
Selam!
Kendimi tutamıyorum, yazarken akıyor düşüncelerim resmen! Bir bakıyorum bölümü yazmışım, bir diğerini yazmaya geçmişim!
Umarım okuyorken de size aynı hissi verebiliyorumdur!
Bu bölüm, Hermione ve Draco'nun aynı malikanede yaşayıp karşılaşmamış olmaları ile ilgili akıllarda oluşmuş soru işaretlerini gidermek için birebir olacaktır :)
Yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum!
Sözü daha fazla uzatmadan, sizi bölümle baş başa bırakıyorum <3
İyi okumalar!
--------
Genç adam nefes alamıyordu.
Boynundaki kravatı zorlukla gevşetti ve hızla ilerlemeye devam etti. Çok az kalmıştı. Odasına girdiğinde kurtulacaktı bu düşüncelerden. Uyuyacak ve yarın sabaha onu unutup kalkacaktı.
Fakat genç adam, odasına vardığında son bulacağını umduğu düşüncelerin daha çok kabarmasına engel olamamıştı. Mavi gözlerini yere dikti.
'Demek en başından beri oydu' diye düşündü genç adam.
Bütün o yaşadığı garip anlar...
Kendisinden ve akıl sağlığından şüphe etmesine neden olan tüm o şeyler...
Aslında hepsinde genç kızın parmağı vardı...
***
19 Haziran 1989 (8 yıl önce)
- Draco, Buraya gel!
- Tamam Anne!
Küçük Draco Malfoy atlaya zıplaya merdivenlerden indi ve koşarak kendini salona attı. Annesi ona sahte bir sinir ile bakıyordu şimdi.
- Sana koşturmamanı söylememiş miydim?
Draco Malfoy, sekizinci yaşın vermiş olduğu masumiyet ile kafasını yavaşça yere eğmiş ve elleriyle oynamaya başlamıştı.
- Özür dilerim, Anneciğim.
Annesinin yüzündeki sahte sinir yavaşça gülümsemeye dönüşmüş ve dizlerinin üzerine inip kollarını iki yana açmış, ona sarılmasını bekliyordu.
Draco kafasını kaldırdığında gördüğü görüntü ile, çocuksu neşesine tekrar kavuşmuş ve hızla annesinin kucağına atlamıştı. İkisi yüzlerindeki huzurlu gülümsemeler ile birbirlerine sarılırlarken, arkadan gelen boğaz temizleme sesi, küçük Draco'nun korkuyla sıçrayıp annesinden ayrılmasına neden olmuştu.
Lucius Malfoy, merdivenlerin sonunda dikilmiş, yüzündeki tiksinti ile dolu ifadesi ile Draco'ya bakıyordu. Küçük Draco, tüm hücrelerinin titrediğini hissetti.
Ardından oluşmuş sessizlik, Lucius Malfoy'un tiksinen sesi ile bölündü.
- Git eşyalarını al, Draco. Seni yeterince bekledik. Geç kalıyoruz.
Ardından bastonunu yere vurarak oradan uzaklaşmış ve gözden kaybolmuştu. Draco dolmuş gözler ile annesine döndüğünde annesinin, Lucius Malfoy'un kaybolduğu köşeye kırgınca baktığını görmüştü.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Contradiction // Dramione
FanfictionYa o beni aydınlığına sürükleyecekti, ya da ben onu karanlığımda boğacaktım. Fakat biliyordum ki, günün sonunda yine onun mavi gözlerinde kaybolacak, her şeyi unutacaktım.