Collapse

141 21 81
                                    

:))

Hepinize tekrardan merhabalar! 

Daha önce de sözünü ettiğim gibi duygusal bir bölüm olacak. 

Ben bu bölümü yazarken dinlediğim şarkıyı medyaya koydum ve bu yüzden şarkının bölümün ruhunu yakaladığını düşünüyorum. Bu benim çok sevdiğim bir şarkıdır ve bu hikayenin çoğu bölümünü bu şarkı ile yazdım. Bittikçe başa almak zorunda kalmayın diye beş saatlik tekrar eden versiyonunu koydum. Umarım beğenirsiniz!

Eğer şarkı açılmıyorsa tercih ettiğiniz başka bir platformdan açabilmeniz için şarkının adını buraya bırakıyorum.

Billie Eilish - The End of the World

İsterseniz sevdiğiniz herhangi bir slow şarkıyla okuyabilirsiniz!

Bu bölüme bol bol yorum ve oy gelirse gerçekten çok mutlu olurum. Gerçekten bu bölümü yazmak için içimdeki her şeyi dışarı dökmem gerekti ve inanın bu süreçte çok duygusallaştım. 

Sizleri seviyorum <3

O zaman hadi bölüme geçelim. İyi okumalar!

------------


Rahatsızca elbisemi düzelttim.

Hızlı kalp atışlarımın sebebi, arkadan kollarını belime dolayıp çenesini omzuma yaslayarak sarılmış olan Tom'dan mı, yoksa birazdan herkesin her şeyi öğreneceğini bilmemden mi kaynaklanıyordu hiç bir fikrim yoktu. Sadece hissediyordum işte. Kalbimin hızla çarpmasını ve göğüs kafesimi zorlamasını.

Ama.. bir his daha vardı içimde.

Çok, çok karanlıktı.

Yankılanıyordu zihnimde.Her şeyin bozulacağını haykırıyordu. Tepeme kara bulutları topluyor ve düşünceli bakışlarla uzaklara dalmama sebep oluyordu. 

Korkuyordum. Neden olduğunu bile bilmeden. 

Hayır.. arkamdaki vücudun sahibi ısıtamıyordu kalbimi. Alıkoyamıyordu onu üşümekten. Yapamıyordu bir kişinin sadece bakışlarıyla yaptığı şeyi. Aklıma doluşan mavi gözlerin sahibi hıçkırıkların kendilerini özgür bırakmak için boğazımı tırmalamalarına yetmişti. 

Son duyduğuma göre Yoldaşlıktaydı hala. Ah, ne ironikti değil mi! Evini Voldemort'un komuta merkezi yapmayı kabul eden ailenin oğlu, şu anda yoldaşlığın karargahında kendini iyiliğe adamıştı. 

Ama anlamıştım. Hayır, biz birleşemezdik. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım; ne kadar zorlarsak zorlayalım. Biz imkansızdık. Her zaman öyle olmuştuk. Bunu değiştiremezdik. Duygularımıza kendimizi kaptırıp onların bizi sürüklemesine izin vermiştik. Ve beklenen gerçekleşmişti. Bizi sürükleyen duygular güçlü gerçeklere karşın ağır bir yenilgi almış ve bizi derenin iki kenarına fırlatmıştı.

Düşündüklerimle gözlerimden akmaya çalışan bir yaşı tutamamıştım. Kendi kendine yanağımdan süzülür aynadaki yansımalara bir görüntü daha eklerken, Tom'un yüzündeki huzurlu gülümseme yavaşça çatlamış ve en sonunda parçalar halinde yüzünden düşmüştü.

Bana yapıştırdığı vücudunu biraz geri çektikten sonra çenemi tutmuş ve beni kendine çevirmişti. Titreşen göz bebeklerim ile ona döndüğümde çatılmış kaşları zorlukla yutkunmama sebep olmuştu.

- Neden ağlıyorsun?

Söylediği şey üzerine gözlerimi kaçırdım ve gözlerini tekrar benimle birleştirme çabalarına cevap vermedim.

Contradiction // DramioneHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin