[3.8]

46K 2.4K 978
                                        

Çağan Şengül-Durma Yağmur

***

Saçlarımda dolaşmaya başlayan elleri hissetmemle hissetmemle gözlerimi araladım ve ellerin sahibine baktım. Babam, baş ucumda hem bana bakıyor hem de saçlarımı okşamaya devam ediyordu. "Daha iyi misin kızım?" diye sordu göz göze geldiğimiz esnada. Tebessüm ederek "Evet." dedim.

"Ağrıların peki? Dindi mi?"

"Sadece başım." dedim kısık bir sesle. "Geçer o da."

"Yarın akşam çıkartabilirlermiş seni." deyince derin bir oh çektim. Moralimi düzeltebilecek tek haber bu olabilirdi şu an. Bu hastane odasından, yatakta put gibi yatmaktan o kadar sıkılmıştım ki... Bir an önce evine gitmek istiyor ve de kısa zaman içinde işimin başına ger dönmek istiyordum. Hastane dışındaki düzenime tekrardan dönmek iyi gelebilirdi.

"Kızım, sen uyuduktan sonra bazı müvekkillerin aradı."

Bakışlarım anneme dönerken "Anlatsaydın durumu." dedim.

Şu sıralarda gerçekleşecek bazı davalar ileri bir tarihe ertelendiği için bizzat gidip gireceğim bir dava yoktu. Sadece bazı müvekkillerimle görüşme ayarlamıştık fakat gerçekleşmemişti. Onlar da gerçekleşmeyen bu görüşmeler üzerine haklı olarak arayıp soruyorlardı tabii.

"Anlattım. Hepsi geçmiş olsun dileklerini iletti."

"Sağ olsunlar." diyerek önüme döneceğim esnada masanın üstünde duran poşet çarptı gözüme. Bahadır'ın sabah yemem için aldığı şeylerin poşetiydi bu. Yememiştim ama. O odadan çıktıktan sonra annemin getirdiği tostu yemiş ondan sonra da yatıp uyumuştum. Bahadır da bir daha odaya gelmemişti. Hoş gelsin istiyor muydum onu bile bilmiyordum.

Çalan kapı beni bu düşünceden ayırırken bakışlarımı o tarafa çevirdim. Yavaşça aralanan kapının ardından Hilal'in yüzünü gördüğümde ise içtenlikle gülümsedim. Onun arkasından gelen Neslihan ve Ahmet'i görmek yüzümdeki gülümseyi genişletirken içeri girmeleri için elimle gelmelerini işaret ettim. İçeri girdiklerinde üçü de sol tarafıma geçip selam verdiler bana. Ardından da geçmiş olsun dileklerini tüm içtenlikle ilettiler.

"Hayatım, biz de dışarı çıkalım." dedi babam o sırada. "Gençler yalnız kalsın biraz." Annem, babamı onayladığında ikisi odadan çıkıp gitti.

"Daha iyi misin?" diye soran Ahmet'e bakarken başımı evet dercesine salladım. "Oturun." dedim ardından. "Ayakta kalmayın." Onlar Dediğimi yapıp oturduktan sonra ben de yavaşça doğrulmuştum.

Evet, bu sefer başarmıştım.

"İyi olmana çok sevindim." diyen Neslihan'a baktım bu sefer de. Gülümseyerek bakıyordu bana. "Daha iyi olacağım." dedim ben de tebessüm ederek.

Hem fiziken hem de ruhen daha iyi olacaktım. Sadece zaman gerekiyordu.

"Bahadır bugün geldi mi?"

Hilal'in sorusuyla gülen yüzüm solarken "Evet." diye mırıldandım. O da dün geceden beri hiç uyumadı." dedi Ahmet. "Kesin ruh gibidir.".Dün gece uyumadığını göz altlarından anladığım için bir tepki vermedim. Hem belki buradan çıktıktan sonra eve gidip uyumuştur.

Yani en azından öyle olmasını umuyordum.

Aramızdaki sessizliği bozan açılan kapıdan çıkan ses olurken dördümüzün de bakışları o tarafı buldu. Kapı, tam anlamıyla aralandığında ise görüş alanımıza elinde bir demet papatyayla duran Harun girmişti.

İyi de ben kendisine hangi hastanede kaldığımı söylememiştim ki.

"Harun." derken kaşlarım havlandı. "Ne işin var senim burada?"

ÇIKMAZ SOKAKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin