Can Ozan-Toprak Yağmura
***
"İlk havuza inip bizimkilerle vakit geçireceğiz. Ondan sonra da onların yanından ayrılıp baş başa kalacağız. Evet, tüm gece düşündükten sonra bugün bunları yapalım istedim. Nasıl?"
Gece boyunca üzerine düşündüğüm planım kulağa bu kadar basit gelirken beklentiyle yanında uzandığım Bahadır'a baktım. "Ee?" diye sordum ardından. "Ne diyorsun?" Bir cevap vermek yerine iç geçirmeyi tercih etmiş ve bakışlarını yüzümde gezdirmeye devam etmişti. "Bir şey demeyecek misin?" diye bir soru yönelttim ona. "Tamam, günlük planım kulağa basit gelebilir ama sonuçta tatil yerindeyiz. Otelden dışarı adım attığımız an beraber yapacak bir çok şey bulabiliriz."
"Güzelliğini izliyorum, sus o yüzden."
Bu kadar cümlenin üstüne dudaklarından hiç de beklemediğim bir cümle döküldüğünde histerik bir şekilde güldüm ve hayretler içerisinde kalmış gibi "Vay be!" dedim sondaki e harfini uzatarak. "Beni çok şaşırtıyorsun."
"Nedenmiş o?" diye sorarken yattığı yerde bana doğru yaklaştı ve elini belime sararak beni göğsüne çekti. "Nerede o eski Bahadır?" derken alayla sırıttım. Güldü. "Kaç ay oldu." dedi ardından. "Alışsan mı artık bu duruma?"
Dudaklarımı aralamış cevap verecekken yüzünü boynuma yaklaştırıp derin bir nefes alıp verdi. Bu hareketi oldukça hoşnut olmamı sağlarken gülümsedim ve elimi ensesine yerleştirip usulca gezdirmeye başladım.
"Şu tatile sırf seninle uyumak için geldim."
"Öyle mi?" diye sorarken bu cümlenin oldukça hoşuma gittiğini de belli etmiştim. Sevgili olalı az önce de dediği gibi aylar olmuştu ve biz ilk defa burada beraber uyuma şansı yakalamıştık.
"Hıhım." diye mırıldandı ve boynuma tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu. "Öyle."
"İki günümüz kaldı ama." dedim üzüntüyle. Buraya geleli beş gün olmuştu ve bir haftalık tatilimizin sonuna yaklaşmıştık. "Olsun." dedi omuz silkerek. "Ben beraber uyumanın tadını aldım ya artık ne yapar ne eder gelirim sana."
"Hadi bakalım. Göreceğiz."
"Görürüz." dedikten sonra dudaklarını boynumda dolaştırmaya başladığında kısa bir anlığına da olsa nefesimi tuttum ve bakışlarımı tavana çevirdim. Ne zaman temas şekilleri böyle olsa için kıpır kıpır oluyor ve yavaş yavaş kendimden geçmemi sağlıyordu. "Ee?" diye sordum bu yüzden. Şu an kendinden geçmenin pek de sırası değil gibiydi. Diğerlerinin birazdan kapıya dayanacağına emindim.
"Ne ee?" deyip yüzünü çekti ve gözlerime baktı.
"Planımı nasıl buldun bakalım? Dışarıda baş başa vakit geçirmek istiyor musun?"
"Ben, hep istiyorum ama vefalı(!) arkadaşlarım sağ olsun buna izin vermiyor."
"İşte bu yüzden böyle bir şey düşündüm. Tatile geldiğimizden beri ayrılmadık. Sadece uyurken baş başa kalabiliyoruz. Bir de işte sabahın bu saatlerinde falan." Tebessümle "Olur." dedi gözlerini kapatıp açarken. "Ama ilk önce bir öpücük alayım. Enerji lazım."
"Yetmiyor mu aldıkların ya?" diye sorarken her ne kadar şikayetçiymiş gibi gözüksem de ellerimi çoktan omzuna doğru çıkarmış ve oradan da usulca boynuna sarılmıştım. Hareketlerim karşısında yüzüne muzdarip bir gülüş yerleşirken "İstemem yan cebime koy hesabı." dedi alayla. "Bilirim ben bu hâlleri."
"Çok gösteriyorum da sanki..."
"Ben anlıyorum yine de."
Elaları, dudaklarıma doğru inerken eş zamanlı olarak da başını bana doğru yaklaştırdı ve iç geçirerek dudaklarını dudaklarıma sürttü. Gözlerim anın verdiği etkiyle kapanıp açıldığı esnada hiddetle çalınan kapı, ikimizin de bir hışımla çekilmesine sebep verdi. "Ulan!" diye söylenmeye başlayan Bahadır, üzerindeki ince pikeyi adeta tekmeleyerek yere attı ve yataktan kalktı. Bu halleri karşısında sessizce gülerken fark edilmiş olacaktım ki ters bir bakış attı.
