48.Bölüm;Baş belası
"Özür dilerim."
-"Ne için?"
"Başına bela olduğum için."
-"Teşekkür ederim."
"Ne için?"
- "Başıma Bela olduğun için."
Sinirle odama çıkıp Valizimi aldım elimdeki akan kan durmak bilmiyordu.Oflayıp dolabımdan bir tişört alıp ağzımla yırttım ve elime sardım.
Eşyalarımı hızla Valizime tıktım ve Keremin bana aldığı Ayıcığıda valize koyup valizimi kapadım.Feriha abla odama girdi ve bana baktı "Kızım bunu al." diyerek elime bir çanta verdi "Ne bu?"
"Annen demişti eğer bir gün Esila Babasından nefret etmeye başlarsa bunu ona ver diye." kaşlarımı çattığımda Feriha abla odadan çıktı.
Sırtçantamı alıp Laptobumu,Tabletimi,Şarj aletlerimi ve kulaklıklarımı doldurdum içine.Son olarak telefonumuda alıp aşağı indim.
Arka kapıdan Babam görmeden çıktım. Bahçedeyken korumalar bana baktı "Eğer Babamın kulağına tek bir şey giderse sizi gebertirim." benim tersimi en iyi onlar bildiği için itiraz etmek gibi bir şansları yoktu.
Hepsi başıyla onaylayıp kapıyı açtı.Biraz yürüdükten sonra bir banka oturdum.Karanlığı aydınlatan yıldızlara ve Denize baktım.
Elim hala kanıyordu ama umrumda değildi kalbimden akan Kan daha fazlaydı şu an ve daha fazla acıtıyordu beni.
Derin bir nefes alıp telefonumu çıkardım.Uzun süre düşündüm.Keremi mi arasam?Efeyi mi?Müge'yi mi yoksa Ferhatı mı?
Başkada kimsem yoktu.
Kalbimi dinlemeye karar verip Keremi aradım. Burnumu çektim "Kerem?" dedim hafif titreyen sesimle "Esila?Iyi misin?Sesin niye bu kadar kötü geliyor?"
Sesimden bile ne kadar kötü bir durumda olduğumu anlıyordu.
"İyi değilim.." diye mırıldandım "Neden Güzelim?Ne oldu?" dolan gözlerimi gökyüzüne çevirdim "Sana ihtiyacım var hemde deli gibi." dedim gözyaşlarım yanaklarımın her tarafını ıslatırken.
"Tamam Rapunzelim konum at bana hemen gelirim." telefonu kapattıp konum attım ve beklemeye başladım.
Gelen araba sesiyle gözlerim yolu buldu.Kerem hızla arabadan inip yanıma geldiğinde ayağa kalkıp kollarımı boynuna sardım.
Hiç bir şey demeden gözlerimi kapadım ve kokusunu içime çekerek hıçkıra hıçkıra ağladım.Kollarımı sıkılaştırdığımda o da belimdeki kollarını sıkılaştırdı.
Sanki birbirimizin gitmesinden korkuyormuşcasına sımsıkı sarıyorduk birbirimizi.
Öylece kaç dakika durduk bilmiyorum ama yavaşça geri çekildiğimde dolu gözlerimi onun gözleriyle buluşturdum.
"Ne oldu?" diye sorduğunda kollarımı yavaşça boynundan çekip yüzünü avuçlarımın arasına aldım "Kerem beni nolur hiç bırakma." dediğimde gülümsedi "Bırakmam." yanağına bir öpücük bırakıp ona tekrar sarıldım.
Geri çekildiğimde bakışları elime kaydı "N-ne oldu eline?" telaşla sorduğunda elime baktım elime sardığım beyaz tişört kıp kırmızı olmuştu.
"Esila cevap ver!" derin bir nefes alıp her şeyi ona anlattım. "Nasıl becerdin bardağı kırmayı Güzelim.." omuz silktim.
"Acıyor mu?" diye sordu siyah harelerini benim ela harelerime dikerek "Acıyordu,sen gelince geçti." hafif bir tebessüm yayıldı dudaklarına.
"Hastaneye gidelim belki dikiş atmak gerekir." başımla onayladığımda bankta duran çantamı ve valizimi aldı ve arabasına koydu.
Hastaneye geldiğimizde doktor tişörtü elimden çıkarıp yarama baktı "Bu ne böyle hanımefendi?Nasıl bir sinirle sıktınız bardağı?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sahte Sevgili Operasyonu
Genç KurguAklıma eskiden düşündüğüm şeyler gelince bir iç çektim. 'Işte onlar çok tehlikeli,hem bana geçmişi hatırlatıyor hemde aklımı başımdan alıyorlardı. Simsiyah gözleri bir uçurumu andırırken her o harelere baktığımda o uçurumdan atlamak için can atıyord...
