Saat gece yarısını geçerken Nekta önde bende arkasında sıkı sıkıya tuttuğum çakıyla ormanın içinde dün gece ki Fynir denen kurt ile ikinci defa olacak buluşma yerine ilerliyorduk. Yol boyunca soru soran Nekta ise sessiz ve düşünceli halimi görüp sessiz kalmıştı, muhtemelen kazık olaydan haberi yoktu. Çünkü ben Ars'ın bedeninde Apoll kazığı gördüğüm an odama kaçıp iki saat boyunca dolabımın içinde ağlaya ağlaya kazığı aramakla geçirmiştim ama yoktu, uçup gitmiş hiç buraya gelmemiş gibi. Deli gibi her yerde ararken birden kapımı biri çalmıştı. Nekta ya da başka tanıdık kapımı çalıyor diye düşünsem de beliren ruhsuz bedeni ve sarsıcı kırmızı gözleriyle Mile bana bakmıştı.
"Ne oldu?" şaşırsam da, ağlamaktan akan burnumu çekerek söylendim. Hem kazığı bulamamın endişesi hem de arkadaşımı öyle görmenin endişeli hüznü vardı üzerimde.
"Sen yaptın dimi?! Ars'a o kazığı sen sapladın!" işaret parmağın tehditkârca bana uzatırken bakışlarım ağzından dışarıya çıkmaya çalışır gibi sivrilen önde ki bir çift dişine kaydı. Bana saplamak için geçen salise boyunca hırsla daha da sivrileşmişti.
"H..hayır ! "yarım duran kapıdan odamın içine doğru bir kaç adım attım. "Sen ne saçmalıyorsun böyle?!" sesim sona doğru yükselmişti. "Ars benim arkadaşım, ona böyle bir şey asla yapmam."
"Yalan söyleme." kısılan bakışlarıyla beni göz hapsine aldı. "Bu baloda tek çürük yumurta sendin. Suçu başkasına atmaya çalışma."
"Git buradan!" hırsımdan ve belli etmemeye çalıştığım korkuyla bağırsam da Mile içeri girmek istercesine bir hamle yaptığında bedeni birden geriye doğru savruldu ve dumanlı mor renginde oluşan parıltı kapı eşiğinde parıldadı. Önce biraz gerilsem de mühür sayesinde Mile denen bu ruhsuz kızın odama giremediğini görünce içimden Nekta, Sari ve Soren'e binlerce kez minnettar kalmıştım. Eğer bu mühür olmasaydı çoktan bedenime bir çift diş saplanmış olacaktı belki de kanı vücudundan çekilmiş bir beden.
"Sen yaptın?!." hırsla saçlarını geriye atarak bedenini yerden kaldırdığında kırmızı gözleri hırsa bürünmüştü. "Bunu kanıtladığımda Owen sana eskisi gibi bakacak mı görelim?"
Ben odanın içinde saklamaya çalıştığım korkumla Mile'ye bakarken sivri dişlerini göstererek yüzünü ekşitti. Bu daha her şeyin yeni başladığını söylüyordu, aramızda oluşacak savaşın bayrağını sallamıştı. Ama benim bir suçum yoktu ki, arkadaşım olan Ars'a zarar vermem için bir nedenim yoktu. Rüzgar gibi odamın önünden kaybolurken kapıyı kapatıp hırsla yerime oturdum. Ben neden arkadaşıma zarar vermek isteteyim ki? Saçmalık. Hem bu sefer benim yaptığımdan şüpheleniyorsa önceki sefer Ars'a kazık saplandığında neden kapıma gelmemişti.? Belki de Mile, benim onlardan uzak durmam için Ars'ı seçip ona komplo yapmıştı. Ama neden Ars, hem de ikinci defa. Üzerime çöken duygularla camın önüne gitmiştim hava alıp kendimi rahatlatmak için. Derin nefesi ciğerlerime doğru çekerek etrafa doğru baktığımda bahçeye doğru yürüyen bir siluet gördüm. Usul adımlarla bankların birine doğru ilerlediğinde tanımıştım. Nekta. Sınırın ötesine kurt'un yanına ikinci defa gitmek için beni bekleyen Nekta. Düşünmeden camın önünden ayrılırken sinirden titreyen bedenimin üzerime mont aldım ve merdivenlerden sınırın ötesine gitmek için inmeye başlamıştım. Ve şimdi de ormanın derinliğine beyaz kurt Fynir'in yanına ilerliyorduk ki beni düşüncelerim ve Mile denen o kızın tehditlerini hatırladığım anılarımdan uzaklaştıran yine Nekta oldu.
"Luna, bana hiç laf sokmadın ." gülümser gibi yaptığında adımları yavaşlamış ve yanımda yürüyordu.
"İyiyim." dedim homurdanarak. Ne iyi ne kötüydüm. Rüzgarın estirdiği salıncak gibi hissiz bir şekilde yolumda ilerliyordum sadece.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KISTAS
FantasyHafızası silinmiş şekilde bilmediği bir yerde uyanan kız ve kardeşi bu olayın peşine düşmek isterler ama her şey bir gece tepe taklak olur. Birinin sırrı onların farklı bir yol izlemesine ve güçlerinin farkına varmasına yardımcı olacaktır. Fantastik...