"Hayır Mai!! Benimle gelemezsin." kafamı olumsuz şekilde sağa sola salladım gümüş çakımı kıyafetimin üzerinde bıçaklara özel olan cebe sıkıştırırken. "Bu çok tehlikeli."
"Burada tek başıma kalmam da tehlikeli. Beni yanında götür, hadi!!" koltuğun üzerinde zıplayarak söylenen yavrunun söyledikleri mantıklıydı. Onu bir daha tehlikeye atmama adına kendime söz vermiştim ama etrafım tehlike doluydu. Ufuktan doğan güneşe bakış atarak alt dudağımı yaladım. Mai'nin kalması için uygun bir yer düşünüyordum.
"Soren ya da Sari'nin yanında kalmaya ne dersin?" dedim bir umutla. Aklıma başka bir yer gelmiyordu çünkü.
"Onlar derse girecek o zaman yine yalnız kalacağım. Ben seninle gelmek istiyorum Luna, hadi!!" öndeki sivri dişleriyle ayağımı gelişigüzel ısırıp masum şekilde beni izlemesine daha fazla kayıtsız kalamadım.
"Tamam." dediğimde yavru mırıldayarak etrafında döndüğünde bende ses volümümü arttırarak işaret parmağımı ona doğru salladım. "Ama ben ne dersem onu yapacaksın. Seni bir daha tehlikenin ortasında görmeye dayanamam."
"Tamam!! tamam." mutluluğunu kendi etrafında dönerek atan yavrunun heyecanının tarifi yoktu.
"Hadi çantanın şu kısmına gir. Nekta bizi aşağıda bekliyor, geç kalmayalım." yavruyu en büyük gözün olduğu yerde ki kıyafetlerin üzerine koyduğumda kafası ve ön bacakları dışarıda kalmıştı. "Birazdan karanlık yere gireceğiz, korkma." diyerek fazla ağır olmayan çantayı sırtıma geçirdim ve gizli yoldan gitmek için merdivenlerden inmeye başladım. Seri adımlarla ilerliyordum kimseye yakalanmamak için ama o da ayaklarımı birbirine dolaştırıyordu. Bir kaç kat indikten sonra gizli yolun kapısını bulmuştum. Usulca içeri sızdım ve merdivenleri birer ikişer inmeye başladım.
Karanlık olmasına rağmen geç kaldığım düşüncesiyle hızlı hareket ediyordum ama bu seferde olur olmadık dar yerde duvarda ki tablolara çarpıp ses çıkarıyordum. Biraz daha yavaş olmam gerektiğini düşündüm. Sırtımda efsanevi yaratık ve çanta ile yakalanmak hiç hoş olmazdı. Merdivenleri aydınlatacak kadar ışık çıkmıyordu, mumlardan her biri yakın aralıklarla diziliydi ve yüksekteydi. Bu durum da duvarda ki kabartmalar ve tabloları görmemizi sağlarken merdivenlere ışınların yetişmemesine sebep veriyordu. Adımlarımı sona doğru hızlandırırken elimi öne doğru uzattım. Son basamaklardaydım ve kapı tokmağını göremiyordum bu yüzden elimi öne doğru uzatmış halde kalıp öyle inmeye devam ettim.
"Luna!" bedenim bir başka bedene çarptığında ağzından ilk çıkan kelime ismim olmuştu. Ve ben bedenin sahibinin sesini tanımıştım.
"Nekta?! Senin çalılıklar arkasında beklemen gerekmiyor muydu?" şaşkınlıktan elim hala kapıya dokunmak için uzattığım gibiydi. Usulca bedenine çarpan elimi sıvazlayarak kendime çektim.
"Evet, öyleydi ama sen geciktin bende sana bakmak için yanına geliyordum." birbirimizin yüzlerini gölgeli şekilde görüyorduk ve Nekta'nın kahverengi büyük gözleri ve kirpikleri gölgeler sayesinde endişeli olmasından daha çok korkunç gözüküyordu.
"Mai biraz sorun çıkardı kusura bakma. " dedim gölgeler arasında ki suratına bakmayı sürdürürken.
"Neyi vardı, ne oldu?" dedi endişesini sürdürerek.
"Yanımda gelmek istiyordu." dedikten sonra mırıltı çıkaran yavru burada olduğunu belli etti.
"Mai'yi götürmen tehlikeli değil mi? Ya yolda bir şey olursa?" büyük gözleri biraz daha büyüdü.
"Yavruya göre her yer tehlikeli." omuz silktim. "Bu seferde yanımda götürürken tehlikeye atmış olurum en fazla."
"Sende haklısın." dudaklarını büzdüğünde Mai mırıltılar içinde bir şeyler söyledi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KISTAS
FantezieHafızası silinmiş şekilde bilmediği bir yerde uyanan kız ve kardeşi bu olayın peşine düşmek isterler ama her şey bir gece tepe taklak olur. Birinin sırrı onların farklı bir yol izlemesine ve güçlerinin farkına varmasına yardımcı olacaktır. Fantastik...