"KİMSİN SEN?"

41 9 13
                                        

Gecenin karanlığında odamdan atlayan kız  ormanın olduğu tarafa doğru koşuyordu. Bu tuzak olabilirdi, Arsı öldüren kişi de olabilirdi ama şuan gitmesine izin vermek Arsı öldürmem için yardım etmeme sebep veriyormuş hissi kazandırıyordu. Üstüme palto ve sıkıca tuttuğum çakı ile merdivenleri birer ikişer indim. Bahçe,  odalara çekilen öğrencilerin sessiz ve sakinliğindeydi.  Az önce elimden kaçan kızın olduğu yöne doğru, ormanın içine koşmaya başladım. Ağaçların arasında tedirgindim bu yüzden çıkardığım gümüş çakıyı sıkı sıkıya hazırda bekletiyordum. Bir kaç adımdan sonra sınırda mavi parıltıları gördüm, biri daha doğrusu o kız  sınırın şeffaf kapısını  açmıştı. Usul adımlarla sınırın kapısından çıktığımda koşmaya devam eden kızın siyah uzun saçlarını savrulurken  gördüm. Gözümü ona kestirdim  ve hızına yetişmek için çakıyı cebime attım koşmaya başladım ama önüme çıkan ağaçlar hem yürümemi hem de görüş alanımı kısıtlıyordu. 

Kız görüş alanıma giriyordu ama yüzüme çarpan ağaç dalları saniyeler içinde kızı takip etmemi kısıtlıyordu. Kaybettiğim kızın ardından yön bilmeden  biraz daha koşunca çalılıkların üzerinde yatan bir beden gördüm,  ay ışığı sadece kafasına vuruyordu ve siyah saçlarını görebiliyordum. Bu takip etmemi isteyen kızdı. Bu bir tuzaktı. Bir anda kim onca yolu koştuktan sonra kendini çalılıkların üzerine atar ki?  Saçlarından tanıdığım kızı çalılıkların üzerinde yattığına emin olunca hızımı yavaşlatıp ilerlemeye başladığımda cebimde ki çakıyı çıkardım, hem korumak hem de saldırmak için. Yavaş adımlara, korkutmadan  ilerleyip suratına bakmak isterken bir tıslama sesi duydum. Yılanı andırıyordu ama gece saati onların uyuduğunu düşündüğüm için umursamadım. Çalılıkların üzerinde serili kalan bedene dokunmak için son adımı attığımda beden bir anda çalılıkların üzerinden yere düştü ve sağ tarafa, çalılık yığının dibine doğru çekilmeye başladı. Ne olduğunu anlamak için geriye adım atarak baktığımda kızın bacağına kuyruğunu sıkıca saran yılan onu çalılıkların arasına götürüyordu ama benim buna izin vermem gerekirdi  çünkü  benim onu takip etmemi isteyip yılanlarla yalnız bırakamazdı. Beynim bu görüntüde şok etkisi yaratmıştı ama yine de ağzımdan bir kelime çıktı.

"Hey!" elimde ki çakıyı siper aldığımda istemsizce  yılan ve yeşilliklerin arasında kaybolmak üzere olan  bedene doğru ilerledim. "Sana dur dedim!." sürüklenen kız sanki baygındı ve yılan onu hedeflediği bir hırsla kendi tarafına çekiyordu. Bıçağı yılana durması için istemsizce  fırlattığımda bedenine değmeden yere saplanmıştı. İşin garip tarafı yılan bana tepki göstermeden kızı sürüklemeye devam ediyordu. 

"Ştt!" fısıltı arkasında ses duyduğumda bakışımı yere saplanan çakımdan alıp yılana çevirdim. "Yılanlarıma zarar vermek istemezsin." ama ses yerde kızı sürükleyen yılandan gelmiyordu çünkü o  kızı ile gözden kaybolmuştu . Sesin geldiği yeri anlamak için etrafımda döndüğümde  kimseyi göremedim.

"Kimsin sen?" dedim. Korkuyordum, şok halindeydim ve  kendimi güvende hissetmek istiyordum ama bir kaç metre uzağımda  toprağa saplanmış  gümüş bıçağı almaya cesaretim yoktu.  

"Kim olduğumun bir önemi var mı?" alaycı kaba  ses tonu rahatsız etmişti.

"Var. O kızı neden istiyorsun?" bir kaç saniye de bir etrafımı kolaçan ediyordum her an biri bir yerlerden çıkabilir diye ama merakımdan da taviz vermiyordum.

"Asıl sen neden istiyorsun?" otoriter ses tonu meydana çıkınca içimde ki öfke kamçılanmıştı. Beni kızın peşine takarak buraya getirmiş bir de saçma sapan sorular soruyordu bana.

"Soruya neden soru ile karşılık veriyorsun?" dedim hırsımı gösterip korktuğumu saklamak için.

"Senin yaptığın gibi mi?" alaycı ses tonu gülüşüyle devam ettiğinde hala etrafta görünen kimse yoktu.

KISTASBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin