"Merhaba...Apra?!" şaşkındım. Geriye taralı pembe saçları kendisini daha masum ve sevimli göstermesinin dışında sanki hiç yılanlara sahip olmayan saçları varmış gibi karşımdaydı. Görüntüsü, pembe saçlarının üzerine abes değil de doğası gereği bu renkmiş gibi.
"Rahatsız mı ettim?" beyaz dişlerini göstererek kurduğu cümleyi dikkate almamamın sebebi bu kadar şaşırmış olmamdı. Geçenlerde yılanların yuva bildiği kafaya sahip olup ağlayan kız ölmüş yerine küllerinden doğan pembe jöleli saçları ve sevimli gülümsemesiyle meydana gelmişti ve kafasına bakmaktan ve şaşırmaktan cevap veremiyordum.
"H..hayır. Sadece şaşırdım." gülümsemeye çalıştım. " Seni görmeyi beklemiyordum da." aralık kapıya elimi yasladım.
"Haklısın senin yanına bu kadar geç gelmekle hata ettim. Sonuçta sen, benim bu okula kabul ettirilmemde önemli role sahipsin daha erken gelmeliydim, affet beni." derin nefes aldı, anlatacağı şeyleri olduğu ortadaydı.
"Affet mi?! Apra olur mu öyle şey?" konunun uzayacağını anladığım için odamdan çıkarak koridora doğru ilerlediğimde peşimden geldi.
"Sana söylemek istediğim bir şey var aslında Luna." alt dudağını dişlerken duvara yasladı bedenini.
"Seni dinliyorum." dedim Dalan'a yaklaştığım kardeş sevgisiyle şimdi Apraya yaklaşıyordum.
"Benim yılan başlı bir kız olarak geldiğimde dinleyen ilk kişi sensin, sonra da Soren." utanıyordu ve bakışlarını koridor da heykellerden birine dikerek devam etti. "Sizi yeni ailem gibi görüyorum. Eskiden yaşadığım aile hayatını vermese de burada bana sahip çıkıp aile oldunuz ikiniz. Ailem gibi görüyorum sizi."
"Bende seni öyle görüyorum, Apra." derin bir nefes aldım. Kardeşime karşı hissettiğim duygularla yaklaştığım doğruydu ama bu duyguları yüzeysel hissediyordum, fazla derinden hissedemiyordum. Her an olabilecek ufak kavgada onu silebilecek ve nefret edebilecek haldeydim bunun sebebi ayırt edemediğim duygularım mı yoksa aramızda temeli kurulmayan bağ mıydı bilmiyorum.
"Bu yüzden yanına geldim çünkü ilk provamda seni yanımda görmek istiyorum. Bana güven veriyorsun." Yeşil gözlerinin içine atılan siyah dik çizgiye sahip vahşi bakışlarının bana diktiği sırada gözleri dolmuştu.
"Ne provası?" dedim sakinliğimi korurken sırtımı arkamda duran kurt heykeline yasladım.
"Soren'in saçımı pembe yaptığı gecenin sabahında ağlamaktan bitmiş durumda senin yanına geliyorken karşıma Soren çıktı. İlk önce neden bu kadar ağladığımı daha sonra neden senin yanına geldiğimi sordu." o anki duyguları canlanmış olacak ki acı şekilde iç çekti. "Kafamda ki yılanlarda kesilince kendimi yalnız hissetmiştim ve senin yanında kendimi daha güvende ve rahat hissedeceğimi söylediğimde beni odama götürdü. Üzerimi değiştirmeme yardımcı oldu, saçlarımı düzeltti ve beni bir yere götürmeye karar verdi. Ben sadece yanına gelmek istiyordum ama Soren beni dinlemedi. Yedinci kata indiğimizde bir odanın kapısının önünde beni durdu. 'Burası senin için ideal yer. Bende Luna da senin yanındayız senin ayakta durman lazım diyerek kapıyı araladığında içeride on on beş kişi vardı ve kağıttan bir şeyler okuduğunu gördüm. Ne olacağını anlamamıştım ama Soren gülümsedi ve buranın benim için oyun alanı olduğunu söyledi. Beni istemeye istemeye oraya soktuktan sonra on beş kadar kişiyi yön veren biri aralardan sıyrılarak ortaya çıktı. Benim ve gözlerimin bu iş için biçilmiş kaftan olduğumu söyledi. Bana Shekrlo rolünü verdi ve elime tutuşturduğu kağıtlardaki yazıları ezberlememi istedi. Her şey böyle başladı, ismi Kişilik olan bu bölümde bir kaç gün önce provalara başladık. Bir hafta sonra seremoni olacakmış ve ona yetişmesi gerekiyormuş. Bugünde sahne üzerinde ilk provamızı yapacağız, ilk defa böyle bir şey yapacağım ve çok heyecanlıyım. Senin de sahne üzerinde yapacağım ilk provamda yanımda olmanı istiyorum." çekinen bakışları koridoru gezdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KISTAS
FantasyHafızası silinmiş şekilde bilmediği bir yerde uyanan kız ve kardeşi bu olayın peşine düşmek isterler ama her şey bir gece tepe taklak olur. Birinin sırrı onların farklı bir yol izlemesine ve güçlerinin farkına varmasına yardımcı olacaktır. Fantastik...
