"Hadi Luna." nefesini alırken ruhsuz bir gülümsemeyi yüzüne yansıttı. "Zamanımız daralıyor, yakında gün doğacak."
"Tamam." sesim boğuk ve mırıltı halinde çıkmıştı. Dalanın bağlarını çözmem, ormanda ki merakım yüzünden şimdi geçmişim ve aile olarak görebileceğim kişilerden uzak kalacaktım. Tamamı benim suçumdu ne Nekta, ne Soren ne de Sari. Suçun tamamı benimdi ve bu pişmanlığımı arttırıyor canımı daha fazla yakıyordu. İçimde ne kadar kaçma, kurt ininde saklanma iç güdüsünde hareket etmek istesem de o binada kardeşim vardı. Fotoğrafta ki gibi onu koruyup kollamam gerekiyordu. "Geliyorum seninle." dedim çimenlere bakarken. Fynir'i bırakmaya pişmanlığım, Dalan'ı yalnız bırakmaya cesaretim, Selene'yi bırakmaya merakım el vermiyordu ama içlerinden koruyabileceğim kardeşimin yanında olmak zorunda hissediyordum.
"Doğru kararı verdin." Fynir tedirgince bir kaç adım yaklaştı. Önce elimde tuttuğum fotoğrafı ağzını kullanarak elimden aldı ve yere koydu. "Hepimiz seni çok seviyoruz. Kendine dikkat et zamanı geldiğinde annenle görüşeceksin." bana daha fazla yaklaşarak sarılmak istediğini belli etti.
"Bende sizi... seviyorum." tüylü boynuna kafamı gömüp bir kaç dakika öyle kaldım. Sevildiğime bu sarılma ile inanmıştım sanki, beni gerçekten önemsediğini hissediyordum. Göz yaşlarıma hakim olmak istercesine alt dudağımı ısırırken istemeyerek benden uzaklaştı. O da ağlıyordu ya da yüzüne yansıttığı hüzünlü ifade daha da belirginleşmişti. Ben öylece ne olacağına bakarken Nekta usulca koluma dokundu.
"Gitmemiz gerek, gün doğuyor."
"Tamam." dedim ama gözüm Fynir'in şimdi yerden ağzına aldığı resimdeydi ve onu kendimde istiyordum ama bunu söylemedim, zamanı geldiğinde biz tekrardan bir aile olduğumuzda o fotoğraf sadece bir an fotoğrafı olarak kalacaktı. Bunun umuduyla yaşamak insanı bir resimden daha güçlü tutacağını bildiğim için beyaz tüylü kurt ve anılarımın olduğu fotoğraf ağzındayken yanımdan ayrılmasını öylece izledim. Ruhsuz mu olmuştum yoksa beynim ne olduğunu henüz idrak edememişti bilemedim belki de bu uyanamadığım kabuslarımdan biriydi. Yükselen güneş ve on iki saatliğine yok olan ay gökyüzünde kavgalarını verirken Fynir ormanın içine karışmış, göz önünde görünmüyordu. Nekta koluma girerek geldiğimiz yöne doğru çekiştirmeye başladı.
Yüzüme çarpan ağaç dallarını ve görmemi engelleyen dağınık saçlarımı geriye doğru atmadan Nekta'nın çekiştirdiği kolumla ileriye doğru savrularak ilerliyordum. Zihnim bana ait değil de kenardan izliyormuş gibiydi vicdanımda neden tek aileni bıraktın diye benimle kavga ediyordu, ama kimin umurunda? Hissizleşmiş gibi ilerlerken kendimle kavga değil ağlamayı , duygularımı ayırt etmeyi başaramıyordum.
"Biraz dinlenelim." nefes nefese kalan Nekta kolumu bıraktıktan sonra dizlerinin üzerine elini koyarak nefeslenmeye çalışırken bende çaprazında duran taşın üzerine oturarak onu izledim. Aslında izlemedim kendime bakınacak yer arıyordum sadece. "Sen iyi misin Luna?" nefes alış verişini dizginlemeye çalışan Nekta doğruldu ve yanıma oturdu.
"İyiyim." dedim soğuk sesle. Ağlamamak sanki kalbimi karartmıştı. Bacaklarımı uzatıp ellerimi kucağımda birleştirdim.
"Bana kızgın mısın?" normale dönen nefesi sağ yanağımı gıdıklayınca bir kaç adım popomu geriye kaydırarak ona döndüm.
"Sana karşı...kızgın mı, kırgın mı yoksa bilmediğim başka bir duygu mu besliyorum bilmiyorum." bir kaç saniye sessiz kaldım. Cümleleri toplamakta kendi duygularımı toplamak kadar zorluk çekiyordum şimdi. "Fynir'e uyup binaya getirdiğin için sinirliyim galiba, Dalan'ı kurtardığın için minnettarım, bana yalan söylediğin için nefret besliyorum...ama... Bilmiyorum senin suçlu olduğunu düşündüğüm kadar kendimi suçlu hissediyorum nedense."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KISTAS
FantastikHafızası silinmiş şekilde bilmediği bir yerde uyanan kız ve kardeşi bu olayın peşine düşmek isterler ama her şey bir gece tepe taklak olur. Birinin sırrı onların farklı bir yol izlemesine ve güçlerinin farkına varmasına yardımcı olacaktır. Fantastik...