Gözlerimi beyaz duvarların bana bakmasıyla açtığımda derin bir nefes aldım. Uykudayken yaşamayı unutmuşta ölüme terkedilmiş bedende uyumuştum sanki. Ama aralık gözlerim etrafı kolaçan ederken derince aldığım bu nefeste yaşadığımı her hücreme kadar hissetim. Gözlerimi kırpıştırarak etrafa bakındığımda sert bir ifadeyle bana bakan Nektayı görmem bir oldu.
"Ne oldu?" dediğimde aklımdan ne yapmış olabileceğimi dahası neden burada beyazlar ile döşenmiş revir odasında olabileceğimi düşündüm. Kafamın içinde dönen kesik kesik olayların birleşiminde gözümün önünde geceki o sahne tekrardan canlandığında nefesim kesildi. Hnes'in boynunu ısırırken bana vahşice bakan kurt... Yerimde doğrulmak istediğimde Nektanın çatılı olan kaşları biraz olsun yumuşadı ve benim hararetli halimi durdurmak için öne eğilip kolumu tuttu. "Ben yapmadım Nekta, ben bir şey yapmadım." Kalbim deli gibi çarpıyordu sözcükleri Nektanın suratına söylerken.
"Biliyorum Luna." alt dudağını kemirip bana çatık şaklarının arasından hüzünlü bir ifadeyle baktığında aklımın ucundan geçen tek şey Hnes olmuştu. O ve kurtun boynunu ısırdığında yüzünde oluşan o ifade bir türlü gözümün önünden gitmiyordu.
"O , yani Hnes nasıl?" ağlamamak için kendimi sakinleştirmeye çalıştım ve yastığa kafamı yavaşça koydum.
"Yakında iyi olacak." sesinde kasvetli bir hava vardı. Hnes'in pekte iyi olmadığını anladım ama bunu karşın söyleyecek sözüm yoktu. Kendimi suçlu hissediyordum, o kurtların saldırması sebebinin kendim olduğu düşüncesindeydim içten içe. Çünkü orada bildiğim kadarıyla kurtlarla konuşabilen tek kişi bendim. Belki de ormanın içinde duyduğum uluma ve kısa süreli ağrı ile onları çağırmıştım. Hnes'in boynundan ısırıldığında da beni Maiden alıkoyduğu için içimde ki tüm öfkeyi kurtları çağırarak ona iletmiştim. Ne yaptığıma emin değildim ama olmuştu bir şeyler işte. Kendi bildiğini okuyan pervasız biri olmam yüzünden Hnes boynundan ağır yaralandığını ve hayata tutunmak için çabaladığının farkındaydım.
"Ben yapmadım." dedim o vahşice ısırma sahnesi tekrar gözümün önünde canlandırırken. Kurtları oraya benden başka kimse getiremez ya da benim sinirlendiğim birine saldırtmayı yapamazdı değil mi? Oldu işte o an nefret ve öfke duyduğum birine ormanın derinliklerinden çağırdığım kurtları saldırmıştım. Ne kadarda acımasızca. Ama bunu isteyerek yapmamıştım bu yüzden de kabullenemiyordum. İçimden bir ses yapmadığımı bağırmak için can atıyordu hatta. Ama derin nefes alıp gözlerimi beyaz tavana çevirdim ve içimde yapmadım diye haykırmak isteyen kızı susturdum.
"Şştt..." işaret parmağını dudağıma bastırdı. "Şuan bunu konuşmamalıyız, biliyorsun."
"Biliyorum." dedim ama içimdeki suçluluk duygusu yüzünden tavana diktiğim bakışlarımı Nektaya çevirmedim.
"Senin yapmadığını biliyorum ama..." derin nefes aldığında cümlenin devamını duymak için gözlerimi ona diktim. Canı yanıyormuşçasına gözlerini kıstı ve bana kenetledi. "Güçlerini kontrol edemezsen, seni öldürecek."
"Bu ne demek oluy..." sözlerimin odanın kapısının tıklamasıyla yarım kaldığında ikimizi de bakışları kapıya çevirdik.
"Merhaba!" küçük topuklu ayakkabısı gri dar kalem eteği ve üzerine giydiği uzun siyah gömleği ile kapının eşiğinde beliren Bayan Nidreh beni şaşırtmıştı. "İçeri girebilir miyim?"
"T..tabi" dedi Nekta. O da benim kadar şaşkındı ve yer vermek için baş ucumda duran sandalyeden kalktı ve eliyle gösterdi. "Lütfen Bayan Nidreh, buraya oturun."
"Zarifliğin beni memnun etti Nekta." yüzüne yumuşak ve sıcak bir gülümseme yerleştirdikten sonra yavaşça sandalyeye oturdu. Bakışlarını Nektadan alıp bana çevirdikten sonra açıkta olan kolumu sıvazladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KISTAS
FantasiHafızası silinmiş şekilde bilmediği bir yerde uyanan kız ve kardeşi bu olayın peşine düşmek isterler ama her şey bir gece tepe taklak olur. Birinin sırrı onların farklı bir yol izlemesine ve güçlerinin farkına varmasına yardımcı olacaktır. Fantastik...
