Gözlerimin içine baktı en derinine bir şeyler görmek istercesine. Tuhaf bir ifade vardı yüzünde. Tanrım kabul etmeyecekse eğer şu an yok olmayı diliyorum. Yapamam taşıyamam bu acıyı. Hiç mi yaşamadın , can kırıkların hiç mi yok derseniz. Var tahmin edemeyeceğiniz kadar. Ama şu an onun gözünden kendimi görmek daha doğrusu yaptığım bu saçma oyunla kendimi küçültmek ve küçülttüğüm kendimi gözünden de küçük görmek inanın kıyametim olur. Nefes! Evet nefes alınıyordu. Birde veriliyordu. Bunu nasıl unutabilirsin Baek! Kendine gel. Dudakları aralandı tanrım! Duymak istemiyorum. Hayır diyecek ve ben biteceğim. " anahtarlar sende istediğin zaman gidebilirsin dağ evine. Istediğini yak Baek neden soruyorsun, neden izin istiyorsun?" Dedi! Bir dakika cümleler kafamda uçuşuyor. Sesi inanılmaz rahattı ifadesi de öyle ne yani önemsiz miydi o kitaplık. Babası kendi kitabını koydugunda kıyametler koparıp babasının kitaplarını kolilelerle eve tasittiran, hizmetli teyzemiz yanlışlıkla kitap yerini değiştirdi diye bir daha onu kimseye dokundurtmadiğı kitaplığı! Ben! Yakacağım! Ve o üzülmeyecek! Hep derim Yeollim için ben, benim için o her şeyden ve herkesten...
Benden cevap gelmeyeceğini anlayınca ufak bir iç çekti ve " ne oldu baek canini mı sıktı o kitaplık ya da içindeki kitaplar mı. Yak gitsin " dedi büyük bir sakinlik ve şefkatle. Ee ne olacak şimdi ? Saçma sapan bir oyun yüzünden o güzelim kitapları o muhteşem kitaplığı yakacak miyim. Yakarsam kendimi affetmem. " ah düşündüm de sadece şaka yapmıştım Yeol " diyebildim saçma bir gülümsemeyle.
Birden yüzü düştü. Ifadesi değişti gözleri tamamen üzerime dikildi. Az önceki o şefkat ve sakinlik birden kayboldu. Ne olduğunu anlamıyorum inanın. Kaşlarını hafif çattı ve birden ayağa kalktı. " peki Baekhyun " dedi ve hızla kapıya yöneldi. Olduğum yerde ne olduğunu anlamaya çalışıyorum ama sadece çalışıyorum çünkü şu an ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok. Bu sırada dış kapının sesi hınçla açıldığını duydum fakat kapanmadı. Yenice kendime geldiğimden arkasından gitmek için ayaklanmadan birden tekrar içeriye girdiğini gördüm. Üstünde inanılmaz bir enerji vardı patlayacak bir bomba gibi. Bi hışımla kendini çaprazdaki koltuğa bıraktı. Yüzüme bakmadı bir süre kafasını koltuğun üst kısmına dayayıp tavanı izledi. Dili ağzının içinde yuvarlanıyor fakat tek kelime etmiyordu. Tanrım ne oluyor şu an ! Birden o ifadesini bozmayıp gözümün içine baktı. Baş parmağı belli belirsiz beni işaret ederken kısık fakat tehditkar bir sesle konuştu " bir daha bendeki yerini ölçmeye kalkma Park Baekhyun. " dişlerini dahada sıkıp devam etti üzerime biraz daha eğilip " sakın! " dedi. Ve ben olduğum yerde kaldım. Ben onu denemek istememişim. Kimi kandırıyorum. Ben artık ne olduğumu kim olduğumu görmek istemiştim. Ve gördüm. Onun kaybetmek istemediği daima ulaşabileceği en yakın dostu kardeşi Park Baekhyundum gözünde hiç bir zaman Byun olamadım. Olamayacağım da. Gitti o kapıyı çarpıp. Öylece baktım oturduğu yere. Kendime geldiğimde koştum kapıya ve arabasının önünde durdum. Korumalarin şaşkın bakışları umrumda bile değildi. Cılız çıkan sesimle "Chanye- " diyebildim gerisinde zaten sözüm kesilmişti keskin sesiyle. " Bugün değil Beakhyun. Sonra! Sonra! " dedi ve yanımdan geçip gittiler. Kaldım yerimde
Sonra! Sonra ! Hep sonra derdik. Ve asla sonralarımız olmazdı. Hiç bir zaman sonra dediğimiz şeyi sonra konuşmadık. Kızgınsak boşver geçti dedik. Öfkeliysek oldu bir kere unut dedik. Kırgınsak sarılıp bitti unutalım dedik hep. Geçti mi ? Unuttuk mu? Bitti mi? Bir çoğu evet! Kızgınlığım geçti her seferinde, öfkem de. Ama! Ama kırgınlığım geçmiyordu. Lânet olsun leke gibi yerleşmişti kalbime geçmiyordu ne yaparsam yapayım bitmiyordu.
Bana dünyada en kötü hastalık nedir diye sorsaniz kırgınlık derim. Çünkü tedavisi kendimiz değiliz. Hep başkaları hasta edip hasta edenden tedavi dileniyoruz. Benim büyük iki hastalığım vardı biri geçmek bilimeyen kırgınlığım diğeri bitmek bilmeyen, dinmeyen sönmeyen tutkum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gratefulness/ Minnet
FanfictionMerhaba ben Park Beakhy.. ahh özür dilerim Byun Baekhyun. 7 yıllık evliliğim bitmiş olsa da henüz alışamadım. Her neyse. Şu an benim restoranımda eski eşim Park Chanyeol bir kadınla benim yaptığım yemeği yiyerek soft bir sohbet içerisinde. Kıskanıyo...
