Sandım ki ömrümde yaşayıp yaşayabileceğim tüm acıları şu an yaşadım babamın gidişini izlerken. Her şeyin şimdi başladığını bilmeyerek. Kaldım orada kim bilir kaç saat, karanlıkta kaybolan arabanın geri döneceğini sandım. Babamın inip ' oğlum bitti geldim ' diyeceğini. Dönmedi.
Benden giden hiç kimse bir daha geri dönmedi. Hic kimse. Yurtta mı büyüdüm ? Hayır. Yurt hayatımı pek hatırlamıyorum. Doktorlar travma sonrası olan etkiler diyip üzerinde durmadılar. Önemli bir kaç kısmi hatırlıyorum. Biriyle hep oyun oynardık. Oynardık dediğime bakmayın o oynardı beni oyuna dahil olmuş sanardi. Ama ben hiç oyun oynamadım. Gülerdi. Yüzünü hatırlamıyorum. Adini da. Ama çok güzel gülüyorsun dediğimi hatırlıyorum. Zaten aylar sonra ağzımdan çıkan ilk cümle oydu. Yurttaki herkes adımı sorardı. Cevap veremezdim. Neydim ben kimdim? Tanrım Byun değilsem kimim? Ne diyecektim ki 'adımı bilmiyorum unuttum ama senin adın ne ' mi? Çok saçma değil mi. Bence de. Işte bu yüzden konuşmadım. Okula giderken gelirken kimseye bakmazdım, benimle iletişime geçmemeleri için.
Hani size dedim ya ben mutlu bir çocuktum. Ben artık mutlu bir çocuk değildim.
Okula başlamıştım. Eski okulum değildi. Eski arkadaşlarım yoktu. Zaten olmaları saçmaydı. Ben artık Byun değildim onlar Byun'un arkadaşlarıydı. Listede adım yazıyordu. Ilk defa adımı merak ettim bunca ay sonra ilk defa. Listeye baktım. Adım Park Beakhyun. Bu oyun ne zaman bitecekti. Ben Byun Baekhyun olmaya ne zaman dönecektim. Fikrim yoktu ama uzun sürmemesini bekliyordum. Sadece bekledim zaten.
Yurttaki çoğu çocuk buradaydı. Herkes zaten arkadaştı. Ben aralarına girmedim. Bitecekti bu oyun. Ben buraya ait değildim.
Böyle böyle geçti aylar. Ben her gece terk edildiğim o kapının ucunda aynı şekilde beklerdim. Babam dönerse beklediğimi görsün. Ve sitem ederek ağlayayım diye. Görmedi.
Haftasonuydu ödevlerim bitmişti. Bahçede arka kısımda gizli bir yer vardı arka yola bakıyordu. Gidip oradan dışarıyı izlemek çok güzeldi. Öğle yemeğinden çıkınca oraya gittim. Bir adam yanaştı tellerin yanına. Elinde bir kedi okşamaya başladı " çok güzel bir kedi değil mi çocuk!" Dedi. Göz ucuyla baktım cevap vermedim. Kedi umrumda bile değildi. Adam gitmeyince gereksiz bir duygu kapladı içimi. Tedirginlik. Yavaşça ayaklandım ve ön bahçeye gitmek için adim attım. Tekrar konuştu o ara " hey çocuk adın ne" cevap vermedim ve hızla yurda döndüm. Tanrım çok korktum. Babamın beklediği kötü insan o muydu. Korkarsan bu numarayı ara dediği kötü insan olabilir miydi. Belki de evsiz bir adamdı. Sadece kediyle oynadı.
O olaydan sonra bir daha onu görmedim. Bir ay kadar zaman geçmişti. Neredeyse 10 yaşıma girecektim. Okula giderken servis şoförünün değiştiğini gördüm. Bu adam bir yerden tanıdık geliyordu ama çıkaramıyordum. Kimseyi öne oturtmadı. Ben binince " çocuk! gel öne " dedi. Yine o tedirginlik. O adam mıydı? Yüzüne bakmamıştım ki o zaman. Geçtim oturdum. Bir süre sonra gülümsedi hafif bana bakıp " adın ne çocuk?" Dedi. Cevap vermedim. " galiba ben seni tanıyorum " dedi döndüm ters baktım ama yine cevap vermedim. Okulun önüne gelince bütün çocuklar yavas yavas inerken " Baekhyun sen bekle yurt müdürü sana bir şey söylememi istedi telefonda " dedi ve telefonunu gösterdi. Bekledim. Bütün çocuklar inmişti. Korkuyordum ama okulun önündeydik kim ne yapabilirdi ki ? Herkes inince kapıların kitlenme sesini duydum. Ve artık titriyordum.
" adını söylemeyecek misin Baekhyun " dedi ben ne durumda olduğumu hatırlamıyorum sadece çığlık çığlığa bağırmak istiyordum. " ben senin yeni babanım çocuk seni almaya geldim. Hadi bana adını soy adını söyle " dedi ıyice üzerime eğilip. Yeni baba! Annem başkasıyla evlenmez ki. Babamı seviyordu. Bu çirkin adam kim böyle? Çok korkunç, yüzünden bahsetmiyorum. Sesi, nefesi o kadar iğrençti ki asla annem bu kişiyi tercih etmez hele ki babamdan sonra.
" yalan söyleme annem babamı seviyor dedim" bi sinirle. " ah konuşmayı biliyormuşsun çocuk " dedi. Yine cevap vermedim. " hadi annen bekliyor gidelim " dedi. Kendimi ıyice geriye çekip kapıya asıldım. Kitliydi " yalan söylüyorsun beni babam alacak burdan seni tanımıyorum dedim. " basit bir savunma cümlesi değil mi?
Değil. Kendimi ele verdiğim cümleydi. Adamın benim Byun olduğumu anladığı cümleydi. Ensemde hissettiğim tiz bir acıyla gözümün karardığını hissettim.
Gözümü açtığımda bir klubedeydik. Ellerim zincirle bağlı ayaklarım sandalyenin iki yanına ayrı şekilde bağlanmış haldeyim. Pekala bu adam deliydi. 10 yaşındaki bir çocuğu çok ciddiye almış görünüyordu. Tanrım ben 10 yaşındayım ve ellerim zincirle bağlı.
♡
Bu bölüm biraz kısa oldu ama okuyan bir kaç kişi var gizli de olsa düzenli takip ettiklerini fark ettim. Etkileşim vermeseler de nedensizce onlar için atmak istedim. Bekletmek istemedim. ^,^ ♡
☆
Okuyanlar var görüyorum fakat hiç etkileşimleri yok. Çok mu kötü yazıyorum diye düşünüyorum. Biraz üzülüyorum. Ama yazarken mutluyum. Umarım okurken sizde mutlu olursunuz ve hikaye bittiğinde hikayemin niçin yazıldığını anlar 'sevgi' kavramı için hiçbir şeyin zor olmadığını fark edersiniz. Hoşça kalın ☆
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gratefulness/ Minnet
FanfictionMerhaba ben Park Beakhy.. ahh özür dilerim Byun Baekhyun. 7 yıllık evliliğim bitmiş olsa da henüz alışamadım. Her neyse. Şu an benim restoranımda eski eşim Park Chanyeol bir kadınla benim yaptığım yemeği yiyerek soft bir sohbet içerisinde. Kıskanıyo...
