Ben hala ne cevap vereceğimi düşünürken ikinci mesajla titremişti telefonum. Gelen mesaj yine ondandı, telefonu bırakmamı ve derse odaklanmamı söylüyordu hatta sonuna cevap vermeden telefonu sakince bırak yazıyordu. Öyle yaptım. Bıraktım dersi dinleme çabama başladım. Zihnim o kadar doluydu ki odaklanamıyordum. Sıramın üstündeki çiçeği aldim. Uzun uzun düşünmek istedim ama düşünemiyordum. Ben Chanyeolun benim için ne anlam ifade ettiğini daha doğru ne ifade etmesi gerektiğini bilmiyordum. Belki biliyordum ama itiraf etmek kabullenmek zor geliyordu. Ucunda tamamen kaybetmek vardı. Ve benim bir kişiyi daha kaybetmeye tahammülüm yoktu.
Ders bitiminde Sehun beni yanına çağırmış bulduğumuz sakin olan bi alanda oturmuş sohbet ediyorduk. Bize doğru gelen Lisa ve yanında sınıftan bir çocukla sohbeti kesmiştim konuştuğumuz şeyleri duymaları gerekmezdi değil mi? " Ah Baekhyun bunu profesör verdi uygulama dersler içinmiş " dedi Lisa elindeki kağıdı bana uzatırken. Aldım incelerken yanındaki adını bilmediğim çocuk " selam Baekhyun uzun zaman oldu " dedi. Şaşkınlıkla gözlerine baktım. Ne uzun zaman olmuştu. Ben sınıfta Lisadan başka kimseyle sohbet etmedim neyin samimiyetiydi bu. Ben selamını almayınca tekrar konuştu " Ah yaşadıklarını biliyorum. Beni tanımadın muhtemelen, önemli değil uzun zaman var önümüzde konuşacak bol bol vaktimiz olur " dedi sahte bir gülümsemeyle uzaklaştı. Kim olabilirdi ki. Adını bile söylemeden gitmişti. Lisaya dönüp " şunun adı neydi" dedim gözümle gidişini incelerken. " Kang ji Woong buralı değil Busan dan gelmiş. Sana neden öyle dedi bilmiyorum" dedi omuzlarını silkip. " otursana " dedim Sehunun yanını gösterip. Aklımda Ji Woong vardı. Tanıyor muydum. Busan, bende Busandan buraya gelmiştim. Acaba oradaki arkadaşlarımdan biri miydi. Aklımdaki sorularla baş edemeyeceğimi anlayınca Lisaya bakıp konuşacakken telefonumun çalmasıyla durdum. Arayan bir numaraydı
Telefonu açıp konuşmadan bekledim. Arkadan gerip sesler geliyor biri birinden kaçarken benimle konuşmaya çalışıyor gibiydi. Duyduğum tek anlamlı kelime şuydu " Chan dur artik" bu neydi.
Nihayet karşıdan anlamsız sesler kesilince " Alo Baekhyun orada mısın, ben Kyungsoo " dedi. " evet " dedim. Sesim nedensizce keyifsiz çıkmıştı. Chanyeol ve o fazla samimiydiler ve bu nedensizce canımı sıkıyordu.
" hmm şey Baekhyun senden birşey rica edec- yha chan telefonu bir daha kapatmaya çalışırsan fena benzetirim seni. Öhm neyse Baekhyun senden birşey rica edecektim. Iımm şey bana yardım edebilir misin? " dedi uzun bir kargaşadan sonra konuşup.
" ne konuda ?"
" akşam bir şeyler içelim diyorum ben, sen, chan ve şey sizin kuzeniniz Jongin hatta istersen arkadaşların da gelebilir. Hm ne dersin "
" Sehun gelir mı bilmiyorum. Hem Chanyeol istemiyor mu ?
" Sehun mu? Oh sehundan bahsediyorsan o arkadaşın hariç diğer arkadaşlarını çağirabilirsin. "
" O yoksa bende yokum o zaman. " dedim net bir şekilde. Hayır yardım et diyip henüz ne yardımı edeceğimi bilmezken birde sinirlendiriyordu.
" ama senden yardım istiyorum Hyun lütfen. Bu uzun bana yardım etmiyor lütfen. " dedi sesi samimiydi. İşin içinde Jongin varsa mutlaka onla ilgili bir durum vardı eminim ama hala ne yapacagimi bilmiyordum.
" Ama yardım et diyip çağıracağım arkadaşlarımı seçmeye çalışıyorsun. Ne yapabilirim sana ?"
" şey bak bu seferlik sadece bilirsin Parklar ve Onlar anlaşamıyorlar. Ve ben sakin bir akşam istiyorum. " dedi ama hala ne yardımı edeceğimi bilmiyordum
" o yoksa bende yokum " dedim.
" Jongin var o da hem kuzenin hem arkadaşın olmaz mı " dedi ikna etmek istiyordu beni.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gratefulness/ Minnet
Fiksi PenggemarMerhaba ben Park Beakhy.. ahh özür dilerim Byun Baekhyun. 7 yıllık evliliğim bitmiş olsa da henüz alışamadım. Her neyse. Şu an benim restoranımda eski eşim Park Chanyeol bir kadınla benim yaptığım yemeği yiyerek soft bir sohbet içerisinde. Kıskanıyo...
