16

486 45 15
                                        


"Sehun" dedim sesimde gizli bir merak olması gerekirken dersten çıkmış olmanın verdiği yorgunlukla. Zira ilk okuldan beri okul sıralarında ders görmedim bugün ilk gün olmasına rağmen profesörler acımadan ders işlemişlerdi. Hayır yani gastronomi bölümünde ne ağır dersler olabilir diye düşünebilirsiniz ama görmeden yorum yapmayın derim ehehe. " sence ask nedir" duraksayip biraz hmmladıktan sonra devam ettim " yani birine aşık olunca nasıl hissedersin ne olunca aşk olmuş olur Sehun?"

Kafeterya sandalyesinde ıyice doğruldu önce yüzüme garip bir ifadeyle baktı. Tek kaşlarını hafif çatıp " hyung bana aşık olduğunu söylemeyeceksin değil mi? Korkuyorum. " dedi. Ciddi miydi espiri mı yapıyordu anlamadım. Zihnim öyle bir dolu ki algılayamıyordum. " ne " dedim sadece.

" bastan uyarayım hyung bana aşık olma" dedi sesinde alay varken. " Sehun saçmalama ciddi soruyorum ask nasıl birşey anlatsana "

Biraz daha yaklaştı bana " hyung tam olarak tahmin ettiğin şey ask. Akşam izleyeceğin filmi bile onun zevkine göre seçiyorsan bu aşktır. " dedi.

" ne yanı bir filmle aşık olup olmadığımı mı anlayac-," diyip lafımı kestim sonra devam ettim " yani insanlar filmle mı aşık olduğunu anlıyor ne saçma " dedim. Ufak bir kahkaha atıp çenemi tuttu yüzümü yüzüne odaklayıp " hyung tahmin ettiğin şey doğru. Aklını karıştırmak istemiyorum ama evet aşıksın. Onu pek tanımıyorum yanında bir kaç kez gördüm ama o da seni seviyor. Hatta o kendinden emin, senin gibi hala 'ask nedir Sehun ask nasıldır Sehun ' demiyordur " diyerek dolu dolu bir kahkaha patlattı. Bende onun kafasına bir tane patlattım. " kabahat bende ki sana soruyorum. Hem kimmiş o öyle biri yok sadece merak ettim o duyguyu " dedim aniden yükselen sinirle.

" ikimiz de kimden bahsettiğini çok iyi biliyoruz" dedi ayağa kalktı derse gidiyorum diyerek uzaklaştı gülerken. Benim arkadaşım tam bir çöp. Başka açıklaması olamaz.

Sınıfa geçtiğimde sıranın üzerinde bir dal nilüfer vardı. Yanında ufak bir not 'yine yeniden'. Kimden geldiğini anlamam zor değil Yeol okulun ilk günü derse başladım diye tebrik çiçeği göndermiş muhtemelen. Düşünceli Yeolliem. Dersin başlamasına biraz daha vakit vardı bende telefonumla ilgilenirken ön sırama biri oturdu pek ilgilenmedim. Aniden arkasını dönünce irkilmedim değil. " selam ben Lisa " dedi garip bir neşeyle. Hafif gülümseyip selamını aldım telefona döneceğim esnada tekrar konuştu " senin Park Chanyeolle ilişkin var mi " dedi hala aynı neşeyle ve merak dolu sesiyle. Ilişki derken ne demek istediğini anlamadım garip garip bakışımdan anlamış olmalı ki devam etti " yani demek istediğim sen de mi Park ailesindensin yani " dedi hafif miriltidan sonra sesini kısarak " Nightmareden misin " dedi.

" Olup olmamam senin için bir anlam ifade edecek mı peki? " dedim. O konuşmadan tekrar devam ettim " bu durum bana karşı tutumunu mu etkileyecek ".

" Ah hayır hayır yanlış anladın şahsen ben hiç umursamıyorum. Sadece merak ve son bir şey sorabilir miyim " dedi ellerini tatlı olduğunu düşündüğü şekilde önünde birleştirirken. Kafamla onaylayınca sordu " az önce kafeteryada biriyle oturuyordun  nerden tanıyorsun onu yani ne kadar tanıyorsun" dedi. Ama sesi o kadar nahif ve istekliydi ki tersleyemiyordum. " o benim liseden arkadaşım neden sordun" dedim bu kez daha sakin bir tonda. " şey biliyorum onu lisedeyken gördüm bir kaç kez ama seni hiç görmedim. Ah neyse bunu sormayacaktım. Şey acaba onun sevgilisi var mi?" Dedi yüzü kırmızıya dönerken. Sehundan mı hoşlanmış yani bu kız iyi değil. Ne akıl sağlığı ne göz sağlığı. Yüzüme bir sinsi gülüş yerleştirip" olması mı iyi olmaması mı " dedim. " merak !" Dedi sadece kaşlarını havalandırıp bırakırken. " peki merak et o zaman" dedim. Döndü önünü. Sustu bir süre.

Hızla arkasını dönüp " ya sadece söylesen olmaz mı " dedi. Kaşlarımla olmaz işareti verdiğimde pes edercesine konuştu fakat sesi çok cılız ve kısıktı " şey ben ondan hoşlandım ama adını bile bilmiyorum henüz eğer senin arkadaşınsa yani ş-şey " daha lafını bitirmeden kestim sözünü " Sehun " dedim şaşkınca bana bakarken devam ettim " Sehun adı. Sevgilisi yok ama bu güne kadar istediğini de duymadım yani işin biraz zor. Ha bu arada okul sosyal kulüplerinde dans programında." Dedim ve göz kırptım. Gözlerini büyüterek " o Oh Sehun mu ?" Dedi büyük bir şaşkınlıkla evet diyince devam etti " o Queen group sahiplerinden Oh Sehun yani " dedi ben yine onaylayınca kendi kendiyle konuşur gibi konuştu bu kez " Ah yok ben uğraşamam o beni aşar ben kendi halinde şirketi olan bir ailenin kızıyım onlar mmm hayır hayır " dedi. Ben kahkahamı daha fazla tutamayarak bıraktım. " ne yanı sırf finansal farkınız var diye hoşlanmaktan vazgeçtin öyle mi " dedim hala gülerken. " öyle deme işte ben dertsiz tasasız ilişki istiyordum. Gerek yok teşekkür ederim " dedi kendinden emin şekilde. Sonra aklına birşey gelmiş gibi aniden dönüp " ama Oh'lar Parklar ile anlaşamaz siz nasıl arkadaş oldunuz çok enteresan sen Naightmare den değil mısın?" Dedi durdu ve devam etti " sabah seni Park Cahnyeol 'ün yanında gördüm senin neyin oluyor o " dedi büyük bir merakla.

Bi an duraksadım. Evet Park Chanyeol benim neyim oluyor. Kardeşim değil bundan eminim. Arkadaşlık mı. Çok basit. Dostu muyum onun. Soo gibi miyim onun için. Ben onun için neyim. Daha önemlisi o benim için kim. Ne . Henüz Naightmare den olup olmadığımı söylemek isteyip istemediğimi bile bilmezken, insanlara kendimi kim olarak tanıtacağım. Tanrım ben kimim. Yeol benim için kim.

Lisa yi orada bırakıp hızla çıktım sınıftan. Korumalar ne olduğunu sorsa da işaretimle sorun olmadığımı söyleyip koşturmaya devam ettik. Aradım Yeol u kendi fakültesindeymis. Oraya doğru gittim. Vardığımda nefes nefeseydim neredeyse. Tekrar aradığımda lavaboda olduğunu söyleyince oraya gittim. Ellerini yıkıyordu. Ben girince bana bakıp ne olduğunu sordu. " Yeol ben karar verdim. " dedim heyecanla. " neye Baek anlamıyorum seni iyi mısın? " dedi elini yanağıma koyarken. Tanrım böyle davrandıkça ben diyeceklerimi unutuyorum. Parmağı yanağımı okşarken donup kaldığımın farkında değildim. Arkadan Soo dediği arkadaşının sesini duyana dek

" geçeceksen geç geçmeyeceksen çekil hadi " dedi arkamda. Elini omzuma atınca Yeol refleks olarak onun elini tutup aşağı çekti. Yumuşak fakat keskin bir hareketti bu. " tanıştırayım sizi Soo, o Baekhyun" dedi beni ona gösterirken onu tanıtacağı sırada Soo araya girdi " Ah sen şu küçük kardeş Baekhyun musun. Memnun oldum bende Kyungsoo." Dedi elini uzatırken. Ben küçük kardeş Baekhyun muydum. Ama ben kardeş olmak istemiyorum ki. Bende elimi uzatıp selâmlaştım. " Chan sana çok değer veriyor liseyi senin için sadece sınavlarla bitirdi. Ah bu çok zordur ben kendi kardeşim için bunu yapamazdım sanırım." Dedi gülümserken. Art niyeti yoktu ama o konuştukça içimde bir yerlerde birşeyler inciniyordu. Sebebini bilmiyorum ya da itiraf etmek istemiyorum kendime. Saklamaliyim kendimi o zaman. Gerek yoktu buraya kadar gelmemliydim. Park soyadının tesadüfi tanışıklığı deyip geçmeliydim. Ona tekrar gülümseyip kafa sallayınca Yeol e döndüm. " saklamayacağım Naightmareyi ben Park Baekhyun um" dedim yüzümde kırık bir gülümsemeyle. Tanrım zihnim ve çenem çok başka şeyler söylüyor kararlılık seviyemi alkışlamak istedim bi an. Chanyeol iki elini yanağıma koyup hafif eğildi yüzü tam yüzüme karşıydı. Şu an onu öpsem ne yapabilirdi ki. Ah tanrım ne düşünüyorum ben böyle. Çıldırdım sanırım.

" sen kim olmak istersen ben hep seninleyim Baek ben hep seninim" dedi cümlesinin sonuna doğru sesi kısılırken. Döndü Soo ya " ayrıca Baek için yaptıklarım zor şeyler değildi ikimiz birlikte çok şey öğrendik ben mutluydum, mutluyum Soo " dedi ona göz kırparak. Ellerini tutup yanaklarımdan uzaklastirdim. Neden bilmiyorum ama sarılmak istedim ve sarildim. O da sarıldı. Kalbimin vuruşları onu rahatsız etmez umarım. Fark etmemesini umuyorum. Ayrılınca koridora çıktık

" Baek sosyal kulüp calismalarinda aynı yerdeyiz ayarladım " dedi göz kırparak. " hadi derse git bende gidiyorum " dedi. Belimden beni tutup merdivenlere yönlendirirken. El sallayıp dersliğe doğru yol aldim. Zihnim öyle bir doluydu ki niçin kırıldım. Soo'nun elini tutuşu neden beni incitti. O görüntü zihnime nasıl yerleşti hala bir fikrim yok. Ben kardeş miyim onun için. Tanrım ben ona kardeşim diyemem ki. Kalbim izin vermez. Eşim desem nolur ki. Çok kızar mı Yeol. Park baba neden Ask diye bir kavramı zihnime yerleştirdi ki. Ben halimden memnundum. Ben aşık mıyım. Peki ya o. Tanrım şu an zihnimden geçenlerden utanıyorum. Kendine gel Baek o senin için o kadar çaba göstermişken sen ona nasıl hisler besliyorsun. Hem belkide yaptıklarına karşı sonsuz bir minnet duruyorumdur değil mi. Evet minnet. Minnet borcum var ben kendimi aşkla kandırmamalıyım. Kendine gel ve dersi dinle.

Gelen mesaj tüm düşüncelerimi dağıttı. Açıp baktığımda Yeoldu
'Sen prens olmak istersen ben presesin olmak isterim. Sen doktor olmak istersen ben hemşire olmak isterim. Sen toprak olmak istersen ben suyun olurum. Sen yağmur olmak istersen ben gökyüzün olurum. Sen renk olmak istersen gökkuşağın olurum. Sen ne istersen ben o olurum bebeğim.

Gratefulness/ Minnet Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin