Bilsem ağlayışlarımın bir bedeli vardı inanın dudaklarımdan tek bir tebessüm dahi düşmezdi. Babamın başlattığı tiyatro bitmek bilmeyen şekilde devam ediyordu ve ben niçin oynadığımı bilmiyordum. Ailem için demişti babam ama şu an görünürde ne o ne de annem yoktu. Inancım tam, bir gün gelecekler ve oyun bitecek.
Yeol sarılınca dünya durdu sandım. Ben biriyle bu denli iyi arkadaş olacağımı hayal bile edemezdim ama tam herşeyi kaybetmişken ona sahip olmak şansızlıklar içinde en güzel şansımdı. Sarılırken o gelen arkadaşım gittiğini dahi görmedik.
Yoruldum ve olduğum yere çöktüm. Yeni yürüyordum biraz zorlamamak gerekir. Ağlayışımız durunca "Baek sen çok güçlüsün, başardın" diyebildi Chanyeol. Deli gibi kahkaha atıyorduk. Bir süre sonra Park baba içeri girdi ona da yürüyebildiğimi gösterince göstermek istemese de ağladığını gördüm. Sarıldı sıkıca. Ben bu evde de bir aile edinmiştim. O an fark ettim.
Tamamen sakinleşince odayı turlamak istedim. Yürüdüm. Yürüyebiliyordum ve bunun tadını abartana kadar çıkaracaktım elbette. Kendi odamıza geldik kendimi çok yormadan ara ara yürüyerek. Odaya gelince Yeolun masasında kırmızı bir defter gördüm. Izinsizce aldim içine baktım. Artık öyle bir durumdaydık ki, ikimizin birbirimizden saklı gizli şeyleri yoktu izin istemek kendi aramızda soğukluğa uzaklığa sebebiyet veriyordu ya da biz öyle hissediyorduk.
Defter boştu. " bunu kullanmıyorsan ben kullanacağım " dedim yüzümde hala tatlı bir tebessümle. " al senin olsun " dedi Yeol.
Oturdum masaya ilk sayfasına uzunca baktım. " Hey bu benim günlüğüm buna bakmasan olur mu " dedim. Çünkü aramızda gizli yoktu ve ben ilk defa kendi alanımı oluşturmak istedim. " istemezsen okumam " dedi omuz silkerek. Güzel
Kendi alanımı oluşturacağım derken ufak bir düzeltme yapmak istiyorum. Benim için Yeolle geçen güzel anılarımı yazmak istiyorum. Bunu bilmesine gerek yok değil mi ?
"Sisler ülkesindeki tek sokak lambası " ilk sayfaya başlık niteliğinde bir cümle. Kapattım ve kendi masama bıraktım. Eminim içi güzel anılarla dolacaktı.
" o kız kimdi Yeol" dedim. Istemsizce. Niye sorduğumu bile bilmiyorum ama içim içimi yiyordu. Benden başka biriyle bu denli yakınlığı olmasını istemiyordum. Ben ona sahipken o beni bir kaç arkadaş arasında sıralamaya koymasını istemiyordum. Onun en iyi arkadaşı kardeşi ben olmak istiyordum.
" sınıftan biri pek tanımıyorum ama ortak projedeydik çalışmak için geldi" dedi. Anladığım kadarıyla umursadığı biri değildi. Yemeğe çağırdılar bizi gittik. Mutluydum. Ilk defa bu evde bu denli mutlulukla yemek yiyordum.
Kaostaki hayatımın en sakin dönemleri bu dönemler olduğunu bilsem belki daha tadını çıkara çıkara yaşardım ama kimse geleceği hakkında fikir sahibi değildir, değil mi.
Büyüyorduk. Zaman akıyor biz ağır aksak peşinden koşturuyorduk. Yeol liseden mezun olmuş benim mezun olmamı bekliyordu. Üniversiteye berbaber gitmek istemiştik. Ben güvenliğimiz için bu daha gerekliydi. Liseyi evde özel hocalar ve bazı okul sınavlarıyla bitirdim. Okula nadiren gidebiliyordum. Ve gittiğim zamanlarda biriyle samimi oldum. Biraz kendini beğenmiş ukala hatta tam sınır bozucu biri ama kalbi çok güzel biriydi. Sehun sebepsizce en iyi arkadaşım olma yolunda ilerliyordu.
Yeol e bu durumu anlatınca hiç yorum yapmıyor hatta kaşlarını çatıp odadan çıkıyordu. Sebebini anlamıyordum bende anlatmamaya karar verdim. Bende liseden mezun oldum. Tabi biraz maddi unsurlar yardımcı olmuştu çünkü odaklanmakta çok güçlük çekiyordum. Ayrıca öğrendiğim eski bilgilerin hiç birini hatırlamıyordum. 18 olmadan mezun olmuş bir üniversite için bölüm seçme arayışına girmiştim. Yeol ekonomi bölümünü seçmek istemişti. Ben bu eve geldiğimden beri imrendiğim ilk şeyi öğrenmek istemiştim. Tercihim gastronomi ydi ama bunu söylemeye çekiniyordum. Çünkü Park baba şirket için uygun bir bölüm okumamızda ısrarcıydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gratefulness/ Minnet
FanfictionMerhaba ben Park Beakhy.. ahh özür dilerim Byun Baekhyun. 7 yıllık evliliğim bitmiş olsa da henüz alışamadım. Her neyse. Şu an benim restoranımda eski eşim Park Chanyeol bir kadınla benim yaptığım yemeği yiyerek soft bir sohbet içerisinde. Kıskanıyo...
